Beyaz yakalıların hayatı zor!

Beyaz yakalılar kavramı, zihinsel güçleriyle iş yapanlar için kullanılan bir kavram. Bedensel güçleriyle iş yapanlar ve daha çok işçiler için kullanılan mavi yakalılar kavramından farklı olarak beyaz yakalılar kavramı, masa başı işlerde çalışanları ifade ediyor. Memurlardan en üst derece yöneticilere kadar uzanan bu kitlenin yaşadığı sorunlar, ekonomik ve sosyal hayatı doğrudan etkiliyor. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, beyaz yakalıların hayatını zorlaştıran nedenleri inceleyeceğiz.

Beyaz yakalılar kimlerdir?

Önce biraz, beyaz yakalılar kavramını açalım efendim. Başta da belirttiğimiz gibi bu kitle, bedensel güçleriyle değil, zihinsel güçleriyle çalışan kesimdir. Hemen tüm günleri, ofis işleri ile toplantılar arasında geçer. İş hayatında en çok idareci ve yönetici pozisyonlarında yer almak isterler. Pek çoğu orta derecede İngilizce bilir, az bir kesim ise ikinci ve hatta üçüncü yabancı dile sahiptir. Kişisel gelişime açıktırlar, gündemi takip ederler, siyasetten uzak dururlar. İş ilişkilerini geliştirmek için ikili ilişkilerini sıcak tutmaya özen gösterirler. Aşırılıklardan hoşlanmazlar, uzlaşmacı ve orta yolcu kişilerdir.

İşte efendim, “beyaz yakalılar” derken bu kitleden bahsediyoruz. Aslına bakarsanız, beyaz yakalılar ile mavi yakalılar arasındaki ayrım, herhangi bir hukuki temele dayanmıyor. İş hayatını düzenleyen kanunlara göre her iki kesim de aynı kurallara tabi. Dahası, beyaz yakalılar ile mavi yakalılar birbirlerinin tamamlayıcısı durumunda. Çünkü biri olmadan diğerinin varlığını sürdürmesi çok güç. Ve işlerin sağlıklı yürümesi imkansız.

Bununla birlikte, iş hayatının işleyişi bakımından bu iki kesim arasında önemli farklılıklar mevcut. Beyaz yakalılar, teknolojik ürünler ve ofis elektroniği ile çok haşır neşir. Tümü değilse bile büyük bir bölümü, neredeyse online yaşıyor efendim. Mavi yakalıların bu ürünleri kullanma şekli, daha çok sosyal medyayla sınırlı. Beyaz yakalıların iş için geçirdikleri süre, normal mesai sürelerinden çok daha fazla. Boş zamanları neredeyse hiç yok. Mavi yakalıların işleri ise mesai süresinin ardından bitiveriyor. Beyaz yakalılar daha az hareket ediyor, yüksek stres altında çalışmak zorunda kalıyor. Ve depresyon en çok beyaz yakalılarda ortaya çıkıyor.

Beyaz yakalılar sağlıksız besleniyor.

Yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığımız bu konuları, yazımızın bu kısmında daha etraflıca inceleyeceğiz efendim. Bilindiği üzere modern hayat, pek çok çelişki üzerine kurulu. İhtiyaçlarımızdan çok daha fazlasını üretiyor, ihtiyaç duymadığımız şeyleri tüketiyoruz. Artan üretim ve tüketim zinciri, beyaz yakalılar arasındaki rekabeti arttırıyor. Bu nedenlerden dolayı ciddi sorunlar meydana geliyor. Bu sorunlardan biri sağlıksız beslenmedir.

Yapılan araştırmalara göre beyaz yakalılar, güne kahvaltı yapmadan başlıyor efendim. Kahvaltıyı ofiste atıştırmalık ürünler ile geçiştiriyorlar. Hızlı geçen iş temposu içinde öğle yemeklerini de çoğu zaman ihmal ediyorlar. Yeterli miktarda su tüketmiyorlar. Ya da besin değeri düşük ve kalorisi yüksek gıdaları tercih ediyorlar. Öğün atladıkları için uzun süre aç kalan vücut, karbonhidrat ağırlıklı ve yüksek kalorili yiyeceklere yöneliyor. Bunun sonucu olarak hızlı kilo alıyorlar. İhtiyaç duydukları vitamin ve mineraller içinse dışarıdan destek alma yoluna gidiyorlar. Oysa bu destekler, kronik sağlık sorunları karşısında ve ancak doktorların gözetiminde başvurulacak bir yöntem.

Kaldı ki, sağlıksız beslenen beyaz yakalılar için vitamin ve mineral desteklerinin önemli bir faydası yok efendim. Çünkü beslenme şekilleri, alınan tüm takviyelere rağmen hastalıklara davetiye çıkartıyor. Bu takviyelerin yanı sıra bitki çayları ile alınan B ve D vitaminleri, folik asit, çinko ve demir gibi vitamin ve mineraller yeterli olmayınca, saç dökülmesi gibi sorunlarla karşılaşıyorlar. Zaman içinde özgüvenlerini kaybediyorlar, hayat enerjileri düşüyor.

Beyaz yakalılar yeterince uyumuyor.

Beyaz yakalılar, az uyuyup zinde uyanmak gibi bir beklenti içinde. Sanki uyku için geçirdiğimiz süre gereksizmiş gibi… Zamanında yetişmeyen bir proje, ardı arkası gelmeyen raporlar, vs. arasında geçen koşuşturmaca içinde en çok uyku sürelerinden taviz veriyorlar. Gerçi, günde 3-4 saat uyuduğu halde tüm günü zinde geçiren insanlar da var. Fakat bu insanlar, hakikaten de birer istisna. Kendi genetik yapılarıyla ilgili bir durum bu. Oysa, pek çoğumuzun vücudunda uyku düzenini belirleyen hormonlar ve mekanizmalar, uyku süresinden yapılan kesintilere büyük tepkiler vermekte.

Genetik farklılıkları paranteze alırsak, yetişkinlerde sağlıklı bir hayat için uyku süresi 6-8 saat arasında olmalı. Az uyuyup çok iş yapmakla övünen beyaz yakalılar içinse durum böyle değil. Ve maalesef uykusuzluk depresyon, hipertansiyon, beyin felci ve kalp krizi gibi ciddi sağlık sorunlarını tetikleyebiliyor. Gün içinde enerjilerini yükseltmek için çay, kahve ve diğer içecekleri tüketim miktarlarını arttırıyorlar. Fakat bu içeceklerin hiçbiri, sağlıklı bir uykunun yerini tutmuyor.

Beyaz yakalılar yoğun strese maruz kalıyor.

Stresin pek çok nedeni olabilir efendim. Bu konuyu ilerki yazılarımızda ele alacağız. Fakat, çözüm yolu tektir aslında; yaşam tarzı değişikliği. Nitekim stres, sağlıksız iş ve yaşam koşullarının ürettiği bir sonuçtur. Doğru beslenir, doğru davranış kurallarını uygular ve doğru iş ilişkileri kurarsak, stressiz bir hayat sürdürebiliriz. Oysa, beyaz yakalılar sağlıksız besleniyor, az uyuyor, kendilerine olduğu kadar iş ilişkilerine de zarar veriyorlar. Artan stres nedeniyle sorun çözme becerileri zayıflıyor. Analitik düşünceyle sorun çözmek yerine, duygusal tepkiler vererek sorunların büyümesine yol açabiliyorlar.

Yoğun stres ciddi bir sağlık sorunu olduğu gibi, başka sorunların da tetikleyicisidir efendim. Stres artışına vücudun verdiği ilk tepkiler, saç dökülmesi veya sedef gibi rahatsızlıklar olmakta. Yoğun stres altındaki beyaz yakalılar, zamanla kendileriyle barışık olmaktan uzaklaşıp içe kapanıyorlar, mutsuz kişiler haline geliyorlar. Daha ilerki aşamalarda ise pek çok sinir hastalığına yakalanabiliyorlar. Bu hastalıkların yanı sıra, kanser ve kalp hastalıkları da yaşadıkları sorunlar arasında.

Beyaz yakalılar teknoloji bağımlılığına yakalanıyor.

Teknoloji çağında yaşadığımız ve teknolojik ürünlerin hayatımızı kolaylaştırdığı bir gerçek. Fakat beyaz yakalıların tümü değilse bile büyük bir bölümü, neredeyse online yaşamakta. Günlerinin önemli bir kısmı ekran karşısında rapor hazırlamak veya rapor okumakla geçiyor. Akşam eve gittiklerinde bile, mobil cihazlar üzerinden işlerini takip ediyorlar. Aile ilişkilerinde bile teknolojik ürünler merkezde. Yan odadaki aile üyesine e-posta veya SMS göndermek, beyaz yakalılar arasında giderek yaygınlaşan bir davranış şekli haline geldi.

Bağlanma sözcüğü aslında, internet söz konusu olduğunda modern hayatın bir gereği. Hemen hepimiz, pek çok işimizi internete bağlanarak gerçekleştiriyoruz. Fakat, bağlanma sıklığının aşırı artışı ve giderek bağımlılık haline gelmesi, beyaz yakalılar arasında çok yaygın. Teknolojik ürünler karşısında artan boyun ve sırt ağrıları içinse ergonomi destek ürünleri devreye giriyor. Bu ürünlerin yetersiz kaldığı durumlarda ise ağrı kesiciler ve kas gevşeticiler kullanmak zorunda kalıyorlar.

Beyaz yakalılar yeterince spor yapmıyor.

Spor yapmamak için üretilebilecek bahane çoktur efendim. Spor yapmak içinse çok önemli bir nedenimiz var; sağlıklı yaşamak. Nitekim aktif bir yaşam, koruyucu tıbbın en büyük yardımcısıdır. Hareketsiz bir yaşam ise tüm sağlık sorunlarına davetiye çıkartır. Dahası, spor yapmak için aslında ne zamana, ne de başka bir şeye ihtiyacımız yok. En sağlıklı spor yürüyüştür. Ve bunu günlük rutinlerimizden biri haline getirirsek, daha sağlıklı bir hayat için ilk adımı atmış oluruz.

Yürümenin dışında, gün içinde ofiste yapabileceğimiz basit birtakım egzersizler de sağlığımızı korumamıza büyük katkı sağlıyor efendim. Bununla birlikte, hem spor yaparken, hem de bu basit egzersizler sırasında bazı konulara dikkat etmemiz gerekir. Bu gibi günlük rutinlerden vücudun maksimum fayda sağlaması için, alışık olmadığı bir kaos yaratmak gerekir.

Örneğin, genellikle yürüyüş yapıyorsanız bazen bisiklete binebilirsiniz. Hep aynı egzersizi yapmak yerine, farklı egzersizlerle daha yüksek bir fayda sağlayabilirsiniz. Her gün aynı saatlerde spor yapmak bile faydayı azaltıyor. Gün içinde farklı saatlerde, farklı hızlar ve rotalarda yapacağınız hareketler, kas gruplarınızın çalışmasına daha büyük bir katkı sağlar.

İşte böyle efendim, beyaz yakalıların hayatı gerçekten de zor…

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir