Damayı hiç denediniz mi?

Taşla oynanan oyunlar içinde dama oyunu, ülkemizde en sevilen masa oyunlarından biri. Genellikle 8 x 8 kareden oluşan oyun tahtası üzerinde oynanan bu oyun, bazı ülkelerde 10 x 10 veya 12 x 12 kareden oluşan oyun tahtaları üzerinde de oynanabilmekte. Son derece basit bir oyun olan damada rakip iki oyuncunun taşlarını dama yapmak için geliştirdiği taktik ve stratejiler oyunu daha da keyifli hale getirmekte. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofiste mola anlarınızda veya öğle paydosunuzda iş arkadaşlarınızla birlikte rahatlıkla oynayabileceğiniz dama oyunu hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Dama nedir?

Damayı kısaca, karelere ayrılmış bir zemin üzerinde 16’şar taşla iki kişi arasında oynanan bir masa oyunu olarak tanımlayabiliriz. Tarihçesi Antik döneme kadar uzanan damanın en yaygın üç oynama şekli klasik dama (ya da çapraz dama), Türk daması ve Çin daması olarak adlandırılmakta. Ülkemizde dama denildiğinde akla daha çok Türk daması gelse de klasik dama ve Çin damasına da ilgi duyulduğunu söyleyebiliriz. Ve tabii, internet üzerinden oynanan oyunlar arasında damanın da sıkça tercih edildiğini görmekteyiz. Damayı internet üzerinden oynamak için ister oyun programını, isterseniz online bir rakibi seçebilirsiniz. Bununla birlikte, damayı gerçek bir rakiple ve yüz yüze oynamanın keyfini bu ortamlarda yakalamak biraz güçtür.

Klasik dama olarak bilinen çapraz dama, 10 x 10 kareden oluşan oyun tahtası üzerinde oynanır. Tahtada kullanılan siyah ve beyaz renkleri, tıpkı satranç tahtasında olduğu gibi, sağ alt köşeye beyaz kare gelecek şekilde dizilir. Oyunda 20 adet siyah taş ve 20 adet beyaz taş kullanılır. Taşlar, siyah karelere gelecek şekilde ilk 4 sıraya dizilir. Oyunda amaç, rakibin tüm taşlarını yemektir. Oynayacak taşı kalmayan oyuncu, oyunu kaybetmiş olur. İki oyuncu da rakibin taşlarını yiyemezse, oyun beraberlikle sonuçlanır.

Dama oyununun ülkemizde en yaygın oynama şekli Türk damasıdır. Yazımızın devamında bu oyun şeklini daha geniş şekilde ele alacağız. Bir diğer oyun şekli olan Çin daması ise 8 x 8 kareden oluşan oyun tahtası üzerinde 9 adet siyah, 9 adet beyaz taş ve yine iki oyuncuyla oynanmakta. Oyunda rakipler, kendi taşlarını aynı oyun tahtasının kendilerine bakan tarafında 3 x 3’lük kare oluşturacak şekilde yerleştirir. Çin damasında amaç, oyuncunun kendi tarafında bulunan taşları rakibinden önce onun taşlarının bulunduğu yere aynı düzende sıralamaktır. Çin damasında da taşlar ileri ve yanlara doğru hareket ettirilebilir, geriye hareket yoktur. Fakat Çin damasında oyuncular, kendi taşlarının üzerinden atlama imkanına sahiptir ve üzerinden atlanan taşlar yenmiş sayılmaz.

Dama nasıl ortaya çıktı?

Damanın tarihçesi ve nasıl ortaya çıktığı hakkında farklı kaynaklarda farklı açıklamalar bulmak mümkün. Bir iddiaya göre dama, ilk olarak Truva kuşatması sırasında Yunanlı savaşçı Palamed tarafından icat edildi. Kuşatmanın 10 yıl sürmesi nedeniyle askerlerin can sıkıntısını gidermek için damadan yararlanıldığı yönündeki iddialar, damanın tarihçesi hakkında en popüler iddialardan biridir. Askerlerin bu oyunu yere kareler çizerek ve kaya parçalarıyla oynadığı düşünülmekte.

Damanın kökeni hakkında en popüler iddialardan bir diğerine göre dama, ilk olarak Antik Mısır’da firavunlar tarafından oynandı. Mısır hiyerogliflerinde dama tahtasına benzer motiflere rastlanması, Antik dönemde bugünkü damaya benzeyen bir oyunun Mısırlılar tarafından oynandığını gösteriyor. Fakat, bu oyunun ne şekilde oynandığı kesin olarak bilinmemekte. 

Damaya ilişkin göndermeler, Eski Roma ve Bizans kaynaklarında da yer almakta. Fakat, onların da damayı ne şekilde oynadıkları hakkında kesin bilgiye sahip değiliz. Bununla birlikte Romalıların damaya, asker anlamına gelen latro sözcüğünden türettikleri larunkulu adını verdiğini biliyoruz. Ortaçağ boyunca şövalyelerin en gözde oyunlarından biri olarak oynanan damanın savaş becerisini geliştirdiğine inanılmış.

Damanın kökeni hakkında en popüler iddialardan biri de oyunun ilk olarak Rusya’da ortaya çıktığı şeklinde. Rus İmparatorluğu’nun ilk başkenti Kiev’de yapılan arkeolojik kazılarda bulunan seramikten yapılmış dama tahtası ile boynuzdan yapılmış oyun taşları, bu oyunun eski dönemlerde Ruslar tarafından da oynandığını gösteriyor. Kaynaklarda ayrıca, damanın Persler tarafından bulunduğu, ilk olarak Hindistan’da oynandığı, Budist rahipler tarafından Çin’e götürüldüğü şeklinde birçok iddiaya rastlamak mümkün.

Damanın uzak tarihçesi kesin olarak bilinmese de yakın tarihçesi hakkında daha geniş bilgi sahibiyiz. Damayla ilgili yazılan ilk kitap, 1668 yılında Fransız matematik mühendisi Madle tarafından kaleme alındı. Ortaçağ’da daha çok şövalyeler tarafından oynanan damanın geniş kitleler tarafından oynanmaya başlanması, 18. yüzyıldan itibaren ivme kazandı. Dünyaya yayılması ise 19. yüzyılda Avrupa üzerinden gerçekleşti. Günümüzde damanın oynama şekilleri içinde üç tanesi öne çıkmakta ve ülkemizde en çok Türk daması olarak bilinen oyun şekli tercih edilmekte. 

Dama nasıl oynanır?

Damanın Türk daması olarak bilinen oynama şekli, iki oyuncuyla birlikte ve 8 x 8 kareden oluşan oyun tahtası üzerinde 16 adet siyah, 16 adet beyaz taşla oynanmakta. Damada tüm taşlar aynı özelliklere sahiptir ve dama taşı haline gelebilir. Taşların hareket şekilleri aynı olmakla birlikte, dama taşı haline gelen taşın hareket olanakları daha geniştir.

Damaya başlarken, her iki oyuncu kendi taşlarını oyun tahtasının üzerinde kendi taraflarında bir sıra boş bırakarak 2 sıra halinde dizer. İlk hamleyi beyaz taşların sahibinin yapması sık rastlanan bir durumdur. Oyunda 2. ve 3. sıralara dizilen bu taşlarla esas amaç, rakibin tüm taşlarını yemektir. Önündeki veya yanındaki taşları yiyerek rakip oyuncunun 1. sırasına ulaşan taş, dama taşı haline gelir ve çapraz yönler hariç, oyuncunun istediği yere hareket etme hakkı kazanır. Taşını 7. sıraya getiren oyuncu, dama yapacağı konusunda rakibini uyarır. 8. sıraya ulaşıp dama taşı haline gelen taşın üzerine bir taş konarak diğer taşlardan ayrılması sağlanır.

Damada taşlar, geriye ve çapraz yönde hareket edemez, fakat dama taşının geriye doğru hareket hakkı vardır. Oyunun esas oynama şeklinde taşları yemek mecburi olsa da rakiplerin anlaşmaları durumunda taşları yemek isteğe bağlı hale gelebilir. Oyuncu eğer aynı anda iki farklı yönde taş yiyebilecek durumdaysa, hangi yönde taş yiyeceğini seçme hakkına sahiptir. Fakat oyuncu genellikle daha çok taşı yiyeceği yönde hareket etmeyi tercih ederek taşını damaya götürmeye çalışır.

Oyunda taş yemek, taşın üzerinden atlamakla olur. Arka arkaya veya yan yana iki taş yenmez. Bir taşın yanında veya arkasında boşluk varsa, rakip oyuncu kendi taşını bu boş kısma ilerleterek taşı yer. Yerinden oynatılan her taşın hamleyi tamamlaması gerekir. Hamle için belli bir düşünme süresi olmamakla birlikte, bu sürenin kısa olması istenir. Rakiplerden birinin 3 taşı kalmışsa, bu taşların hepsi dama taşı haline gelir. Tüm taşları yenen oyuncu, oyunu kaybetmiş olur. Her iki tarafın 1 taşı kalmışsa, oyun berabere biter.

Dama oyununun faydaları nelerdir?

Ülkemizde en sevilen masa oyunlarından biri olan dama, analitik düşünce ve zeka gelişiminde oldukça faydalı bir oyun. Diğer pek çok masa oyunundan farklı olarak damanın kuralları oldukça basittir. Örneğin satranç gibi diğer masa oyunlarında bilinmesi gereken pek çok kural olduğu halde damanın kuralları son derece azdır. Ve damaya başlama yaşı diğer oyunlara göre çok daha düşüktür. Bu yönüyle çocukların beyin gelişimine büyük katkı sağlayan dama, yetişkinlerin de birlikte keyifli vakit geçirerek taktik ve strateji geliştirebilecekleri bir oyun olarak değerlendirilebilir. Damanın ayrıca hafıza gelişimi, başkalarına saygılı, dürüst ve sabırlı olmayı öğrenme ve empati kurma konularında da faydalı olduğunu söyleyebiliriz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir