Hafta sonunda Efes…

Yılda ortalama 1.7 milyon turistin ziyaret ettiği Efes, kültür gezilerinin en önemli uğraklarından biri. Efes’te yer alan Celsus Kütüphanesi, Büyük Tiyatro, Artemis Tapınağı, Yamaç Evler, Meryem Ana Evi ve Yedi Uyurlar, yerli ve yabancı turistler tarafından büyük ilgi görüyor. Bölgede yaz ayları oldukça sıcak geçtiğinden, havaların serin seyrettiği Mayıs ayının bu son günlerinde Efes’te güzel bir hafta sonu geçirebilirsiniz. Ofix Blog‘da bu ayki gezi rehberi köşemizde, Efes hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Efes Antik Kentinin Kısa Tarihçesi

Efes’teki ilk yerleşimler, günümüzden yaklaşık 8 bin yıl öncesinde başlıyor efendim. Küçük Menderes ırmağının denize döküldüğü körfezin yakınlarında kurulan Efes, Antik dönemde en önemli tarım ve ticaret merkezlerinden biri haline geldi. Doğuya giden ticaret yollarının başlangıç noktasında yer alan kent, aynı zamanda da çok önemli bir dini merkezdi. M. Ö. 8. yüzyılda inşa edilen ve dünyanın 7 harikasından biri olarak kabul edilen Artemis Tapınağı, politeist dönemin en önemli mabetlerinden biriydi. Bölgede yaşayan Herakleitos, Hipponax, Hermodor, Callinos, Parrhasius gibi düşünür, şair ve ressamlar, Efes’teki kültürel yaşamı zenginleştirdi.

M. Ö. 7 yüzyılda Kimmerler tarafından istila edilen Efes, en zor dönemlerinden birini yaşadı ve yerle bir edildi. Lidyalılar tarafından yeniden inşa edilen kent, Persler tarafından işgal edildikten sonra tekrar yıkıma uğradı. Kentin yeniden yükselişi, Büyük İskender‘le birlikte Helenistik dönemde gerçekleşti. Günümüzde Efes Antik Kenti olarak bilinen bölge, Büyük İskender‘in generallerinden Lysimakhos tarafından inşa ettirildi. Kentin o dönemki nüfusunun 200 bin düzeyinde olduğu tahmin ediliyor.

Hıristiyanlığın ortaya çıkışıyla birlikte Efes, Hıristiyan dünyası için büyük önem kazanmaya başladı. Aziz Paul‘ün bir süre kentte kalması ve burada vaazlar vermesi, daha sonra Aziz John ve Meryem Ana‘nın buraya gelmesi, Efes’in dini önemini arttırdı. Kentte bulunan Meryem Ana Evi, günümüzde Hıristiyanların en önemli hac yerlerinden biri. Pek çok efsaneye konu olan Yedi Uyurlar mağarası da yine bölgeyi dini bakımdan önemli kılıyor.

Tarih içinde Efes’te ekonomik, sosyal ve kültürel hayat hep devam etti. Bu nedenle, bölgede farklı dönemlere ait mimari özellikleri aynı anda görmek mümkün. Antik dönemde birkaç kez işgal ve yıkıma uğrayıp farklı alanlarda tekrar inşa edilen kentin kalıntıları yaklaşık 8 km’lik bir alana yayılıyor. Ve kentin yeniden her inşasında mükemmel bir kent planlaması uygulandığı anlaşılıyor. 2015 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirasları listesine giren Efes, günümüzde 4 bölgeyi kapsıyor; Çukuriçi Höyük, Ayasuluk Tepesi, Efes Antik Kenti ve Meryem Ana Evi.

Celsus Kütüphanesi

M. S. 106 yılında ölen Efes valisi Celsus adına oğlu tarafından yaptırılan bu kütüphane, Efes’in en önemli mekanlarından biri. Dışarıdan bakıldığında 2 katlı gibi görünse de aslında tek katlı ve yüksek tavanlı bu yapı, 10.92 x 16.72 metre ölçüsünde tek ve büyük bir salondan oluşuyor. 9 basamaklı bir merdivenle çıkılan ve tonozlu bir platform üzerinde yükselen yapının onarımına 1970 yılında arkeolog V. M. Strocka ile yüksek mimar F. Hueber tarafından başlandı. 8 yıl süren çalışmalar sonucunda kütüphanenin ön cephesi kaldırıldı. Efes denildiğinde akla gelen ilk görüntülerden biri olan bu cephenin önünde her yıl milyonlarca fotoğraf çekiliyor.

Büyük Tiyatro

Lysimakhos döneminde inşa edilen ve 24 bin kişilik kapasiteye sahip olan Büyük Tiyatro, Antik dönemin en büyük tiyatrolarından biriydi. Panayır Dağı’nın eğiminden yararlanılarak yapılan bu eser sahne binası, sahne, orkestra ve izleyici yerlerinden oluşuyor. Yüksekliği 18 metreyi bulan sahne binası, tiyatronun en ihtişamlı kısmıydı. Sahnesi günümüze yıkık durumda ulaşmış olsa da izleyici yerleri ve zemini oldukça iyi durumda. Aziz Paul Efeslilere vaazlarını Büyük Tiyatro’da gerçekleştirdiği için Hıristiyan dünyası için buranın önemi çok büyük.

Artemis Tapınağı

M. Ö. 8. yüzyılda inşa edilen Artemis Tapınağı, tümüyle mermerden yapıldığı bilinen ilk anıtsal yapıdır. Tapınak hakkında sahip olduğumuz tüm bilgiler, tarihçi Plynus‘un yazdıklarına dayanıyor. Tapınağın 115 metre uzunluğunda, 55 metre genişlinde olduğunu belirten Plynus‘a göre tapınakta 18 metre yüksekliğinde 127 sütun kullanılmış. Ne var ki tapınak, Herostratus isimli bir Efesli tarafından ismini ölümsüzleştirmek amacıyla M. Ö. 356 yılında yakıldı.

Artemis Tapınağı’nı dünyanın 7 harikasından biri olarak tanımlayan Sidonlu Antipatros, tapınak hakkında şunları yazmıştı. “Babil’in asma bahçelerini, Olimpos’taki Zeus’un heykelini, Rodos Kolossusu’nu, Mısır’daki yüksek piramitlerin kudretli işçiliğini ve Mausoleus’un mezarını gördüm. Ama bulutlara doğru yükselen Efes’teki tapınağı gördüğümde, diğerlerinin tümünün gölgede kaldığını hissettim.”

Selçuk’tan Kuşadası istikametine doğru giderken Aydınoğlu İsa Bey Camisi’ni geçtikten sonra karşınıza çıkıveren kocaman sütun, Artemis Tapınağı’ndan günümüze kalmayı başaran çok az şeyden biri. Bölgedeki ilk kazılar 1863 yılında İngiliz arkeologlar tarafından yapıldı ve 7 metre derinlikte temel mermere ulaşıldı. Fakat istenen verimliliğe ulaşamayan kazılara ara verildi. 1905 yılında Avusturyalı arkeologlar tarafından yeniden başlatılan kazılar, tüm Efes’i kapsayacak şekilde genişletildi ve bölgenin tarihine ışık tutan pek çok bulguya ulaşıldı.

Yamaç Evler

Bülbül Dağı’nın eteklerinde yer alan Yamaç Evler, Efes’in en zenginlerinin evlerinden oluşuyor. 4 km’lik alana yayılan bu evler, bölge insanlarının yaşam tarzları ve sanat anlayışları hakkında pek çok ipucu veriyor. Geniş bir avlu etrafına 2 katlı inşa edilen bu evlerin tabanında mozaikler, duvarlarında mermer kaplama ve freskler yer alıyor. Evlerin içinde ayrıca, çeşmeler ve yerden ısıtma sistemleri var.

Meryem Ana Evi

Meryem Ana’nın son yıllarını Aziz John‘la birlikte geçirdiği düşünülen bu evin bulunuşu ilginç bir hikayeye sahip. Bir Alman köyünde yaşayan Anna Katharina Emmerick isimli bir kadın, bir gün amansız bir hastalığa yakalanır ve hiç görmediği kişiler ve yerler hakkında bilgiler vermeye başlar. Kadının anlattıklarını yazıya geçiren Clemens Brentano‘nun kitabı 1891 yılında İzmir Fransız hastanesinde okunurken bunların doğru olup olmadığı üzerine bir tartışma başlar. 29 Temmuz 1891 tarihinde Meryem Ana Evi, kitapta bahsedilen bilgiler ışığında bulunur.

Yedi Uyurlar

Dönemin yöneticilerinin baskılarından kaçarak halklarını terk eden 6 kişi, yolda karşılaştıkları bir çoban ve köpeğinin sığındığına inanılan bu mağaranın girişi, hükümdarın emriyle kapattırılır. Ve içeridekiler ölüme terk edilir. Bu olaydan 200 yıl sonra, mağaranın girişi açılır ve burada uyur halde bulunurlar. İçlerinden bazılarının yiyecek almak için köye inmesiyle içeride 200 yıl kaldıkları anlaşılır.

Noki Ürünlerinde Kaçırılmayacak Fırsat!

Efes hakkında faydalı bilgiler paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix.com‘da devam etmekte olan Noki Ürünlerinde Kaçırılmayacak Fırsat! kampanyamızı hatırlatmak istiyoruz. Kampanyamız kapsamında Noki HD telli dosya körüklü 25’li paket ürünümüzü % 40 indirim fırsatıyla sipariş verebilirsiniz. Sitemizde devam eden tüm kampanyaları buradan inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Görsel Kaynaklar:

http://mapio.net
http://clipground.com
https://gezievreni.com
https://blog.obilet.com
http://www.okurvegezer.com
http://www.arkeomega.com

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir