Erkan Tuna: Başarı için uzun vadeli düşünüp yavaş adımlar atmak gerekir.

Efendim, bir Ofix Blog klasiği haline gelen başarı hikayeleri köşemizde bu hafta bir sürprizle karşınızdayız. Ofix.com‘da yeni satışa açtığımız Tunakart personel özlük dosyaları vesilesiyle bu hafta hem biz misafir olduk, hem de çok değerli iki insanı blogumuzda misafir ettik. Türkiye’de büro tasnif sistemleri ve dosya organizasyonu sektörünün duayenlerinden Tuna Sanayi ve Ticaret şirketi kurucusu Erkan Tuna ile oğlu Fehmi Tuna‘yı üretim tesislerinde ziyaret ettik ve keyifli bir blog röportajı yaptık. Sorularımızı içtenlikle cevaplayan ve başarı hikayelerini bizimle paylaşan Erkan beye ve Fehmi beye tüm Ofix.com ekibi olarak teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz…

Tuna Sanayi ve Ticaret Şirketi Kurucusu Erkan Tuna Röportajı

Merhaba Erkan bey, öncelikle bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Merhabalar, öncelikle hoş geldiniz. Elektronik yüksek mühendisiyim. Yüksek tahsilimi Almanya’da yaptım. Tahsilden geldiğim yıllarda, bilgisayarlar delikli kart sistemiyle çalışıyordu. Elektronikte yapabileceğim bir iş yoktu. Ben de elektronik firmalarına düğme yapmaya başladım. Eğer imalat yapacaksanız, kalıp imalatı yapmalısınız, kalıpçılığın pratiği kadar teorisini de bilmelisiniz. Bu iş için kendi atölyemi kurdum ve elektronik araçlar için düğmeler yapmaya başladım. Kurduğum atölye için devlet desteği de aldım. Daha sonra varil floş kapağı üretimine başladım.

O yıllarda Türkiye’de büyük sanayi henüz gelişmemişti. Varil floş kapağını Türkiye’de ilk biz ürettik. Dünya genelinde üreticilerin sayısını toplasanız 5’i geçmezdi. Otomasyon sistemleri de yoktu, her şey el emeği ve ustalık gerektiriyordu. İmalat için günlerce uğraşıyorduk. Mesela, metal diş çekme meselesi üzerine kimse benim kadar düşünmemiştir. Teknoloji zaman içinde ilerledi, her şeyi kolaylaştırdı. Ama esas mesele, ana fikri bulmak, neyi nasıl üreteceğini bilmek.

Varil floş kapağı üretimini 1994 yılına kadar sürdürdüm. Bu yıllarda ekonomi politikaları değişti, hükümetler piyasayı takip edemedi. Dışarıdan ucuz ürünler getirildi, yerli üreticiler Çin’le rekabete sokuldu. Ben de elimdeki son parti ürünleri çıkartıp kartoteks sistemlerine yöneldim. 35 yıldan uzun süredir büro tasnif ekipmanları ve dosya organizasyonu işindeyim.

“Türkiye’de imalat yapacaksanız, tüm süreçlerde bizzat olmalısınız.”

Türkiye’de ilk personel özlük dosyasını siz ürettiniz. Bu düşünce ilk olarak nasıl ortaya çıktı?

Almanya’daki tahsilim sırasında pek çok şey gördüm. O yıllarda ülkemizde işe giriş dosyası gibi şeyler kimsenin aklında yoktu. Kraft dosyanın ne olduğunu bilen biri bile yoktu. Askılı dosyalar, normal dosyalar, kraft dosyalar zaman içinde çeşitlendi. Bu ürünlerin ülkemizde de kullanılmasını istedik. İlk kraft dosyayı Türkiye’de biz ürettik. Bir kere, Türkiye’de imalat yapacaksanız, tüm süreçlerde bizzat olmalısınız. Bizim ürünlerimiz hem doğal, hem de uzun ömürlü ve çok sağlam. Bugün Amerika’da tüm kamu kuruluşları kraft dosya kullanıyor. İlk personel özlük dosyasını 1980’li yıllarda Koçbank‘a sattım. İmalata ilk olarak 3 bin adetle başladım, bugün yılda ortalama 300-350 bin adet personel özlük dosyası üretiyoruz. 

Ürün yelpazeniz oldukça geniş ve sektörde büyük beğeni topluyor. Bu durumu neye bağlıyorsunuz?

Dosya diye tek bir ürün yok aslında, dosyanın nerede kullanılacağı çok önemli. Personel özlük dosyası var, büro dosyası var, sunum dosyası var, iş güvenliği dosyası var, sağlık dosyası var, bu gibi çok çeşitli dosyalar var. Biz yalnızca piyasaya yeni birtakım ürünler sunmadık, yeni ürün grupları yarattık. Dosya organizasyonu için her şeyden önce dosyaları ayrıştırmak lazımdı. Bu işe başladığımızda, ilk olarak bunu yaptık; ürün gruplarının ismini koyduk. İhtiyaca uygun ürünler ürettiğinizde, bu size uzun vadede birçok yarar sağlar. Mesela dava takip dosyaları, icra takip dosyaları bundan 35 yıl önce bilinmiyordu. Bunları ilk biz ürettik. Ürünlerimizin sağladığı kolaylık ve kalite düzeyi sektörde bizi güzel bir konuma taşıdı.

“10 kişiyi geçmeden çalışmalısın!”

İmalat süreçlerinizi nasıl organize ediyorsunuz? Ekip yönetiminde sizin için en önemli konular nelerdir?

Benim düşünceme göre her şeyin başı bilgi. Bilgi sahibi olmak için okumak gerekir. Dinimiz daha ilk emirde bunu söylemiyor mu? Okumak, öncelikle kişinin kendisini okumasıdır; kendini bilmesidir. Sonra etrafındakileri, çevresini, coğrafyasını, halkları tanımasıdır. Ve sonra da kainatı tanımasıdır. Kendisini, çevresini ve kainatı doğru okuyan insanlar, ihtiyaçları doğru analiz edip bunlara uygun çözümler geliştirebilir.

Analizleriniz doğruysa, adımlarınız yavaş olabilir. 10 kişilik bir ekibi doğru analizlerle yönetebilirseniz, 50 kişilik firmalardan çok daha başarılı olursunuz. Kendi sektörüm için söylüyorum, Türkiye’de 50 kişiyle çalışmak hata. Avrupa’da bu böyle değil ama. İş bölümü ve uzmanlaşma var, endüstrileşme her işin ayrı ve uzman kişiler tarafından yapılmasını gerektiriyor. Fakat bizde mesele üretimi planlamak değil, uzun vadeyi görmek ve adımlarını ona göre atmak.

Mesela kahve fincanı üretecekseniz, yalnızca fincanı ya da kulpu düşünmemelisiniz, kahveyi de düşünmelisiniz. Endüstrileşmeyi gerçekleştiremeyen toplumlarda üretim süreçlerini değil, pazarın ihtiyaçlarını analiz etmeniz gerekir. Biz doğru analizler yaptığımız için, bugüne kadar hiç denenmemiş şeyleri denedik. Müşterinin nelere ihtiyaç duyduğunu ve neleri kullanmak isteyeceğini doğru anlamıştık çünkü.

“Başarı için uzun vadeli düşünüp yavaş adımlar atmak gerekir.” 

Peki Erkan bey, 55 yıldır aralıksız üretim yapıyorsunuz. Türkiye’de yerli imalatın zorluklarını bizzat yaşamış bir duayen olarak yerli imalat konusunda neler söylemek istersiniz?

Estağfurullah, bir duayen miyim bilmiyorum, ama evet, Türkiye’de yerli imalatın tüm zorluklarını bizzat yaşadım. Bu işe ilk başladığımda, imalatta her şeyin yerli olması gerektiğini gördüm. Vida lazımsa, bunu nasıl ucuza alabileceğinizi düşünmek de bir yaklaşım. Ama böyle kalıcı başarı sağlayamazsınız. Vidayı en ucuza ben nasıl üretebilirim, diye düşünmelisiniz. Üretim miktarınızı arttırıp maliyeti düşürmek de bir yaklaşım. Ama yarın birisi gelip piyasaya daha ucuz bir ürün sunarsa onunla baş edemezsiniz. İmalatta parsiyel çalışmamalı, ülkenin ihtiyaçlarını görüp buna uygun adımlar atılmalı.

Bununla birlikte, başarı için uzun vadeli düşünüp yavaş adımlar atmak gerekir. Önümüzde Japonya örneği var. II. Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle çıktılar ve 40 yıl boyunca durmadan çalıştılar. Üstelik geleneklerini korudular, tekniklerini geliştirdiler, bu sayede hızla toparlandılar. Japon mucizesi olarak tanımlanan bu durum, toplam kalite yönetimini yarattı. Türkiye’de bu yıllarda bir “Türk mucizesi” yaratamadık. Bunun esas nedeni, yaratıcı insanların eksik ve bilgi düzeyinin yetersiz oluşuydu.

Yerli imalatta başarı sağlamak için, kendine güvenen insanlar yetiştirmeliyiz. Ben Vefa mezunuyum, benim kuşağım kendine güvenen bir kuşaktı. Ben çok memnunum hayatımdan, çevremde çok güzel dostluklar edindim. Gün oldu, 5 saat elektrik kesintisi içinde çalıştık. Ama jeneratör bulduk, ama komşumuzdan yardım istedik ve yine de çalıştık. Bu koşullarla mücadele edemeyen insanlar da oldu. Evlerini, işlerini sattılar. Bu biraz karakter meselesi. Biz böyle yapmadık, hep ürettik. Bizim için en önemli konu üretim. Ülkemizin üretime ihtiyacı var.

“Rekabeti doğmadan öldürmek lazım!”

Türkiye’de büro tasnif sistemleri ve dosya organizasyonu sektöründe rekabeti nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce yerli markaların yabancı markalar karşısında rekabet gücü nasıl?

Rekabet aslında piyasayla ilgili değil, bakış açınızla ilgili bir konu. Uzun vadeyi düşünürseniz, tüm imalat süreçlerini ona göre planlarsınız. Ürünleriniz bir ihtiyacı en iyi şekilde karşılıyorsa, yaptığınız masraflar hesabınıza girmez. Rekabet için üretimde 10 bin adet personel özlük dosyasının maliyet tespitini yap, sonra onu şu kadara düşür, sonra da şu kadara düşür diye bakmamak lazım. Bunun sonu yok. Ticaret ekonomik bir boşluğu ekonomik yöntemlerle doldurup para kazanmaksa, hangi boşluğu nasıl dolduracağınızı analiz etmeniz ve doğru adımlar atmanız gerekir. Analizinizi doğru yaparsanız, büyük markalarla rekabet ihtiyacı bile hissetmezsiniz.

Geçenlerde bir dostum, yurt dışı üzerinden bir dosya siparişi verdi. Gelen seperatörlü dosyayı birlikte inceledik. Bunun aynısını yapabilir misiniz, diye sordu. Biz daha güzelini yapabiliriz, dedim. Hakikaten de yaptık. Kullandığımız mekanizma çok daha güçlü ve pratikti, o üründeki aksaklıkları gidermiştik. Bunun üzerine, bu üründen 3 bin adet sipariş verdi. Dosyaları Avusturya’ya gönderdik. Çok beğenmişler, 3 bin tane daha sipariş aldık. Bizim ürünlerimiz hem daha kaliteli, hem de daha ekonomikti.

Fakat, biz bununla yetinmedik; madem o model ilgi görüyor, onun da daha iyisini yapmak için çalışmalarımızı başlattık. Ar-Ge süreçlerimiz için özel bir ekibimiz var. Bu gibi konularla son derece titiz çalışmalar sürdürüyorlar. Yakında yeni modellerimizi de piyasaya süreceğiz. Yabancı markalarla rekabet gibi bir sorunumuz yok. Ürünlerimiz ihtiyaçları en iyi şekilde karşılıyorsa, amacına ulaşmış demektir. Bunları geliştirmek bizim için daha önemli.

“İyiler her yerde öne çıkmayı başarıyor!”

Tunakart personel özlük dosyalarının satışına Ofix.com’da başladık. Bu vesileyle sormak isteriz, Erkan Tuna Türkiye’de e-ticaretin geleceğini nasıl değerlendiriyor?

Türkiye’de e-ticaret hızlı gelişiyor. Yakın bir gelecekte ticaretin yüzde 80 oranında internet ortamında gelişeceğini düşünüyorum. Bu da internetten tanıtım ve satış faaliyetlerinin öneminin artacağını gösteriyor. E-ticaret henüz yerli yerine oturmadı, sektörde kötüler henüz ayıklanmadı. Satış planlamasında da başarılı olduğu söylenemez. Fakat iyiler her yerde öne çıkmayı başarıyor. Ofix.com sitesi e-ticarette ofis sarf malzemeleri piyasasında büyük bir ivme yakaladı. Ürünlerimizin sitenizde satışa açılmasından son derece mutluyuz. Hepimiz için hayırlı olur inşallah…

Biz de ürünlerinizi Ofix.com’da görmekten dolayı çok mutluyuz. Bu keyifli söyleşi için çok teşekkür ederiz Erkan bey.

Ben teşekkür ederim. İyi çalışmalar…

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir