Frank McNamara: Modern kredi kartını icat eden iş adamı…

Hayatımızın pek çok alanında kredi kartlarını kullanıyor, mal ve hizmetleri kredi kartlarıyla satın almayı tercih edebiliyoruz. Alıcının elinde nakit bulundurmaksızın mal veya hizmetleri satın almasını sağlayan kredi kartları hem bireysel, hem de kurumsal müşteriler için birçok avantaja sahip. Tarih boyunca insanlar ve şirketler, ödeme yapmak için farklı araçlar kullandılar. Bunlar içinde kredi kartlarının geçmişi 19. yüzyılın sonlarına kadar uzanıyor. Bu dönemde farklı kişiler ve şirketler arasında kullanılan kredi tokenleri, 20. yüzyılda yeni fikirlere ilham kaynağı oldu. Bir banka tarafından verilen ilk kredi kartı John Biggins tarafından icat edildi. Modern kredi kartının mucidi ise Frank McNamara oldu. 1949 yılında bir restoranda yediği yemeğin faturasını ödeyemeyince Frank McNamara‘nın aklına yeni bir fikir geldi. Bu fikir doğrultusunda geliştirdiği Diners Club kartı, modern kredi kartlarının doğuşunu sağladı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Frank McNamara‘nın modern kredi kartını icat serüvenini okurlarımızla paylaşacağız. 

Kredi Kartlarının Kısa Tarihçesi

En genel tanımıyla kredi kartı, alıcının elinde nakit bulundurmaksızın mal veya hizmetleri satın almasını sağlayan bir araçtır. Günümüzde banka veya finans kuruluşları tarafından verilen kredi kartları, kullanıcıların alışverişlerine önemli kolaylıklar kazandırmakta. Bu kolaylıkların başında, ödemeyi nakit olarak gerçekleştirme zorunluluğunu ortadan kaldırmaları geliyor. Nitekim nakit ödeme imkanı olmayan kişi veya kurumlar, ödemelerini kredi kartlarıyla yaparak alışverişlerini gerçekleştirmekte. Dolaysıyla kredi kartları, otomatik borçlanma yoluyla mal veya hizmetlere erişim sağlayan önemli bir araçtır. Kullanıcılarına otomatik olarak kredi veren bu kartlar, ödeme adımları konusunda da birçok kolaylık sunmakta. Bu kartlar sayesinde satış işlemleri sırasında örneğin müşteri ismi ve adres gibi bilgileri kaydetmeye gerek kalmamakta. Günümüzde temassız ödeme imkanı sunan kredi kartları, alışverişlerde para akışının hızlı, kolay ve güvenli şekilde gerçekleşmesini sağlamakta. Kredi kartlarının aynı zamanda da vadeli ödeme imkanı sunması en büyük avantajlarından biridir. Böylelikle bu kartlar sayesinde birçok kişi ve kurum, ticari faaliyetlerini kesintisiz şekilde sürdürebilmekte. 

Kredi kartlarının tarihçesine baktığımızda, bu kartlara benzer ilk ödeme araçlarının 1890’larda Avrupa’da ortaya çıktığını görüyoruz. Bununla birlikte bu araçlar, herhangi bir banka veya finans kuruluşu tarafından verilmiyordu. Doğrudan doğruya satıcı ve müşteri arasında bir alacak verecek ilişkisini düzenliyordu. Üstelik kullanım şekli belirli bir alışverişle sınırlıydı. Benzer ödeme araçları, 1920’li yıllarda ABD’de de kullanılmaya başlandı. Bu dönemde bazı petrol şirketleri ve oteller, bireysel kullanıcılara ve şirketlere kredi tokenleriyle mal ve hizmetlerden yararlanma fırsatı sundular. Bu süreç 1930’lu yıllarda farklı bir nitelik kazandı. Nitekim 1929 Bunalımı’nın etkisiyle ABD ve Avrupa’da nakit sıkıntısı başlayınca kişiler ve şirketler farklı kredi tokenlerini kabul etmeye başladılar. Kullanımı daha eskilere uzanan çek ve senetlerden farklı olarak kredi tokenleri, sayısız üçüncü tarafın alışveriş yapmasına imkan veriyordu. Kredi tokenlerinde genellikle kağıt ve karton kullanılıyor, böylelikle dayanıklı olmaları sağlanıyordu. Ayrıca metal plaka, lif veya selüloitten yapılmış farklı kredi tokenleri de bu yıllarda piyasada dolaşımdaydı. 

John Biggins ve Charge-It

1946 yılında New York’ta Flatbush Brooklyn Ulusal Bankası‘nda çalışan John Biggins, geliştirdiği Charge-It ile kredi kartlarının tarihçesinde yeni bir sayfa açtı. Nitekim Charge-It, banka müşterileri ile satıcılar arasında ödeme ilişkilerini düzenleyen yeni bir ödeme aracıydı. Aynı zamanda da bir banka tarafından verilen ilk kredi kartıydı. Charge-It ile John Biggins, kredi tokenlerine oranla çok daha güvenilir bir ödeme aracı icat etti. Bu kartla birlikte tarihte ilk kez bir banka, kredili ödemeleri güvence altına almış oldu. Dolayısıyla kredi tokenlerine oranla büyük bir yeniliğe imza atan banka güvencesi, Charge-It sayesinde kullanıcılara güvenli alışveriş deneyimi sağladı. Ancak Charge-It sisteminin çalışma şekli, banka ve müşterileriyle sınırlıydı. Başka bir deyişle, kart kullanıcılarının banka müşterisi olması gerekiyordu. Üstelik kullanıcılar sadece sınırlı işyerlerinde alışveriş yapabiliyordu. Çünkü her alışverişin öncelikle banka onayından geçmesi gerekiyordu. Bu nedenlerden dolayı John Biggins, Charge-It ile aslında sınırlı bir kullanıcı kitlesinin ihtiyaçlarını karşıladı. 

Frank McNamara ve Diners Club

1940’lı yılların ikinci yarısında Flatbush Brooklyn Ulusal Bankası bünyesinde Charge-It‘i geliştirmeye dönük çeşitli çalışmalar yapılmaktaydı. Bu çalışmalar devam ederken 1949 yılında önemli bir gelişme yaşandı. New York’ta Major’s Cabin Grill isimli bir restoranda iş adamı Frank McNamara, ortaklarıyla birlikte bir iş yemeği yedi. Ne var ki cüzdanını yanına almayı unutmuştu. Hesabı ödemek istediğinde durumu fark etti ve büyük bir utanç yaşadı. Garsona ve ortaklarına karşı çok mahcup oldu. Hesabı ödemek için ilk önce eşini yardıma çağırdı. Bir taraftan da Charge-It kullanmayı teklif etti. Eşi hesabı ödemek için geldiğinde hesap Charge-It ile ödenmişti. Fakat bir daha böyle bir olay yaşamamak için Frank McNamara kendisine söz verdi. Aradan bir yıl geçtikten sonra, avukatı Ralp Schneider ile birlikte aynı restoranda tekrar yemek yedi. Ancak hesabı istediğinde garsonlar farklı bir ödeme şekliyle karşılaştılar. Frank McNamara, üzerinde Diners Club yazan bir kredi kartı uzattı. Ve hesabı daha sonra ödeyeceğini belirtti. 

İşte bu ödeme şekli, modern kredi kartının doğuşunu sağladı. Charge-It‘i geliştirmeye dönük çalışmalar devam ederken Diners Club‘la birlikte yeni bir kredi kartı tedavüle girdi. Nitekim Hamilton Credit Corporation‘da yöneticilik yapmakta olan Frank McNamara, piyasadaki nakit sıkıntısının farkındaydı. II. Dünya Savaşı’nın etkilerinin devam ettiği bu yıllarda piyasada nakit dolaşımı sınırlıydı. Piyasayı canlandırmak için Charge-It önemli bir hamle yapmıştı. Ancak bu hamle yetersizdi. Çünkü her yerde geçmiyordu ve üstelik bankaya kâr sağlamıyordu. Major’s Cabin Grill‘de ödemeyi Charge-It ile yapması, Frank McNamara‘nın aklına yeni bir fikir getirdi. Sadece sisteme kayıtlı işletmelerde değil, her yerde geçerli olmalıydı. Böylelikle piyasadaki nakit sıkıntısı aşılabilirdi. Dahası, ödemelerin bankaya yapılacak olması bankaya faiz kazancı elde etme fırsatı sunuyordu. Aylık ödemelere eklenecek faiz tutarı banka için kârlı bir kazanç imkanıydı. Charge-It‘te olmayan bu özellikler, Diners Club kartlarıyla yeni bir ödeme sistemi yarattı. Böylelikle bankalar, kredi kartından para kazanma imkanı elde ettiler. 

Modern Kredi Kartları

Frank McNamara‘nın geliştirdiği ödeme şekli, John Biggins‘in Charge-It‘inden büyük bir farka sahipti. Nitekim ödeme yapacak kişi ile ödemeyi alacak kişi veya işletmenin aynı bankanın müşterisi olması gerekmiyordu. Bu özelliği sayesinde Diners Club kartları, kısa sürede bankacıların dikkatini çekti. Ve bu sistem üzerinde yeni çalışmalar başlatıldı. Böylelikle sadece 1 yıl içinde Diners Club kartları çok geniş bir kitleye ulaştı. Öyle ki, New York’ta 28 restoran ve 2 otelde kullanımına başlanan bu kartların artık 40 bin kullanıcısı vardı. Oysa başlangıçta Diners Club kartları, restoran faturalarını ödemenin kolay bir yolu olarak değerlendirilmişti. Ancak getirdiği yenilikler, bankacılık sisteminde önemli dönüşümlere yol açtı. 1950’li yıllarda bu kartlar, seyahat sigortası poliçesiyle birlikte modern kredi kartlarının tarihçesinde yeni bir sayfa açtı. 1958 yılında vizyona giren Tiffany’de Kahvaltı filminde ödemenin bu kartla yapılması, geniş kitlelerin modern kredi kartlarıyla tanışmasını sağladı. 1960’lı yıllarda ilk plastik kredi kartları kullanılmaya başlandı. 

1957 yılında Frank McNamara, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Kendisi aslında modern kredi kartını icat ederek büyük bir başarıya imza atmıştı. Ancak bu icadı ona önemli bir kazanç sağlamadı. 1970’li yıllarda Diners Club, kurumsal müşterileri için özel bir kart serisi geliştirdi. Böylelikle kredi kartı kullanımı kurumsal müşteri pazarında yeni bir sayfa açtı. Bankacılık sistemindeki gelişmelerle birlikte kredi kartları çok daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştı. Alışverişlerde özellikle para akışını kolaylaştıran kredi kartları, uluslararası ticarette de etkin bir rol üstlendi. Diğer taraftan 1990’lı yıllardan itibaren teknolojik gelişmeler, kredi kartlarının önemini bir kez daha arttırdı. 2000’li yıllardan günümüze kredi kartları, özellikle internet alışverişlerinde önemli bir rol oynadı. Günümüzde milyonlarca ticari faaliyete yön veren kredi kartları, dünya ekonomisinin en önemli bileşenlerinden biri konumunda. 

Tüm okurlarımızın her gününün bir başarı hikayesi ile geçmesini diliyoruz… 

İlgili yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir