Hamilelikte Stres Yönetimi

Koronavirüs salgınıyla birlikte oluşan sağlık riskleri hepimiz için olduğu gibi hamileler için de zorlu bir süreci beraberinde getirdi. Koronavirüs ile hamileler arasındaki ilişki üzerine her geçen gün yeni bir iddia ortaya atılıyor ve bu iddialar, hamilelerin yaşadığı stresi arttırıyor. Koronavirüsten korunma yollarına aşırı odaklanan hamilelerde önlemler, abartılı birtakım davranışlara yol açabiliyor. Hamilelerin yaşadığı stres, kandaki kortizol seviyesini arttırıyor ve bu durum, bebeğin sinir sistemine zarar veriyor, davranışsal gelişiminde ciddi sorunlara yol açabiliyor. Hamilelik stresi başlı başına ciddi bir sağlık sorunuyken, koronavirüs salgınıyla birlikte artan endişeler nedeniyle hamilelikte stres yönetimi çok daha zor hale gelebiliyor. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, hamilelikte stres yönetimi hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Stres nedir?

Stresi kısaca, vücudun tehlike veya sorun olarak algıladığı durumlar karşısında verdiği tepkilerin tümü şeklinde tanımlayabiliriz. Tehlike veya sorun olarak algıladığımız durumlarda vücudumuz, ilk olarak adrenalin hormonu salgılar. Adrenalinle birlikte vücudumuzda ortaya çıkan değişimler bizi, tehlike veya sorunlarla baş etmek noktasında daha güçlü kılar. Sinir sistemimizde nöronlar, kortikotropini serbest bırakarak hipofiz bezini etkinleştirir. Vücudumuzda dolaşıma başlayan kortikotropin sayesinde böbreküstü bezinden kortizol salgılanır. Kortizolun en önemli görevi, kandaki dopamin ve şeker miktarını arttırarak vücudumuzu adeta şarj etmesidir. Stres anında bir taraftan adrenalin nabzı ve solunumu hızlandırarak kasları eyleme hazırlarken, bir taraftan da kortizol ile vücudun enerji ihtiyacı karşılanmaya çalışılır. Stres anında kişilerin en zor fiziksel faaliyetleri kolayca gerçekleştirmeleri, hızlı düşünmeleri ve benzeri davranışlar, artan adrenalin ile kortizol seviyesiyle yakından ilişkilidir. 

Stresin ne gibi zararlı etkileri vardır?

Stres aslında, kişiyi zorluklarla mücadele konusunda daha etkin hale getirmek üzere vücutta meydana gelen doğal değişimleri ifade eder. Fakat ne var ki, yoğun strese maruz kalan veya stres yönetimi konusunda yeterli deneyime sahip olmayan kişilerde stres, pek çok zararlı etkiye neden olabilir. Örneğin kan basıncının artması, damarların zarar görmesi, dolaşım sisteminin bozulması, bağışıklık sisteminin zayıflaması bunlardan birkaçıdır. Bu etkiler akut strese bağlı olarak kısa bir süre için oluşabileceği gibi, kronik strese bağlı olarak metabolik hastalıklara da yol açabilir. Örneğin, kronik stres bozukluğu şikayeti olan hastaların kalp ve damar hastalıkları ile diyabete daha kolay yakalandığını gösteren pek çok bilimsel araştırma mevcut. Kronik stres hastaları kalp krizi, felç, kısırlık, kronik yorgunluk sendromu, huzursuz bağırsak sendromu ve benzeri hastalık ve sağlık sorunlarına daha fazla yakalanır. 

Hamilelikte stres nedir?

Hamilelik nedeniyle kadınlarda fiziksel ve ruhsal birtakım değişimler ortaya çıkar. Vücut şeklinin değişimiyle başlayan süreçte kadınların yaşam tarzı değişir, ailesel davranışlar farklılaşır. Hamilelikte stres, bir yönüyle kadınları bu değişimlere hazırlamak için vücudun verdiği doğal tepkileri ifade eder. Fakat ne var ki, hamilelikte stres yönetimi konusunda yeterli farkındalık ve deneyim bulunmadığında hamilelik stresi anne ve bebek sağlığını olumsuz yönde etkiler. Bu bakımdan, hamilelikte stresin tüm kadınlar üzerinde aynı etkileri yarattığını söyleyemeyiz. Hamilelikte stres yönetimi konusunda kimi hamileler bilinç ve çevre desteği bakımından daha avantajlı bir konumda olabilirler. Bu durumdaki hamilelerin stres yönetimi daha başarılı sonuçlar verebilir. Hamilelik stresi hakkında yeterli desteği göremeyen anneler ise hem kendi sağlıkları, hem de bebek sağlığı açısından çeşitli risklerle karşı karşıya kalır. 

Hamilelikte stresi tüm kadınlar aynı şekilde ve aynı derecede yaşamayabilir. Bu farklılığın en önemli nedenleri, kadınların içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve fiziksel koşullardır. Örneğin, ekonomik koşulları iyi olan kadınlarda hamilelik dönemi ve sonrası için geçim sıkıntısı sorununa rastlanmaz. Fakat zor ekonomik koşullarda yaşayan kadınlarda geçim sıkıntısı sorunu, hamilelik öncesi ve sonrasında yaşanan stresin tetikleyicisi olabilir. Sosyal ilişkileri güçlü hamilelerin stresle daha kolay başa çıktıkları da bilinen bir gerçektir. Fiziksel koşullar ise zayıf bünyeye sahip kadınlarda hamilelik stresini arttırıcı etki gösterebilir. Hamilelerin yaşadığı bulantı, kusma, kabızlık, halsizlik ve benzeri şikayetleri kimi hamileler doğal karşılarken, kimi hamileler bu şikayetlerle başa çıkmakta zorluk çektikleri için strese girebilirler. Eğer daha önce düşük yapmışsa veya zorlu bir hamilelik süreci geçirmişse, bu gibi durumlarda da hamilelikte stres daha yoğun şekilde ortaya çıkabilir. 

Hamilelikte stresin zararlı etkileri nelerdir?

Hamilelikte stresin aşırı düzeyde seyretmesi, hamileliğin doğal seyrini hızlandırır ve düşük ya da erken doğuma yol açabilir. Hamilelik döneminde başlayan kalp ve damar hastalıkları belirtileri, doğum sırasında ve sonrasında anne ve çocuk sağlığını olumsuz etkiler. Önceki hamileliklerde çeşitli sorunlar yaşanmışsa, gebelik kayıpları artabilir. Stres nedeniyle bağışıklık sistemi baskılanacağı için çeşitli enfeksiyonlara yakalanma riski artar. Rahim içinde oluşabilecek enfeksiyonlar ise bebek sağlığını doğrudan etkiler. Aynı zamanda da erken doğum riskine yol açar. Strese bağlı olarak annenin yaşadığı depresyon ve anksiyete, ilaç kullanmasını gerektirebilir. Hamilelik döneminde kullanılan bu gibi ilaçlar bebeğin fiziksel ve ruhsal gelişimine ciddi zararlar verebilir. Strese bağlı olarak annenin sigara içmeye başlaması veya tüketimini arttırması, bebeğin maruz kaldığı nikotin ve diğer maddelerle birlikte dolaşım sistemine zarar verir. 

Hamilelikte stres nedeniyle annenin yaşadığı sorunlar, hamileliğin ardından azalabilir veya sona erebilir. Fakat, hamilelikte stres nedeniyle oluşan değişimlerden bebeğin gördüğü zarar, tüm hayatını olumsuz etkilemeye devam eder. Bu bebeklerde bağışıklık sistemi zayıftır, enfeksiyonlara yakalanma riski yüksektir. Anne eğer antidepresan kullanmışsa, çocuğun sinir sistemi sağlıklı gelişemez. Depresyon ve kaygı bozukluğu gibi şikayetlere doğal bir yatkınlık oluşur. Bu süreçte aynı zamanda beyin gelişimi de olumsuz etkilenir. Beyinden salgılanan dopamin ve serotonin miktarı yeterli olmadığında henüz küçük yaşlardan itibaren çeşitli psikolojik sorunlar ve davranış bozuklukları oluşmaya başlar. Hamilelik döneminde annenin yaşadığı stres doğumun ardından ve üstelik artarak devam ediyorsa, bu durum anne ve çocuk arasındaki bağları zayıflatır. Lohusa sendromu ve emzirmeyi istememe olarak bilinen kimi olgularda bebeğin sağlıklı gelişimi ciddi ölçüde zarar görür. 

Hamilelikte stres yönetimi konusunda nelere dikkat etmek gerekir?

Hamilelik aslında, tüm kadınlar için mutluluk ve heyecan verici bir durumdur. Ancak çeşitli nedenlerden dolayı yaşanan sorunlara bağlı olarak hamilelikte stres arttıkça bu süreci sağlıklı şekilde tamamlamak zorlaşır. Koronavirüs salgını nedeniyle oluşan stres ve kaygı bozukluğu, hamileler üzerinde daha güçlü etkilerde bulundu. Bu süreçte sağlık kuruluşlarına koronavirüs nedeniyle yapılan yoğun başvurular, hamilelerde sağlık kuruluşlarına başvurma oranının düşmesine yol açtı. Koronavirüse yakalanma korkusuyla sağlık kuruluşlarına başvurmak istemeyen hamileler bu süreçte sağlık desteği almada çeşitli sıkıntılar yaşadılar. Hamilelikte stres konusunu kısaca bu şekilde ele aldıktan sonra yazımızın bu kısmında, hamilelikte stres yönetimi konusunda nelere dikkat etmek gerektiğine kısaca işaret edeceğiz. 

Kendi kendinize telkinde bulunmalısınız.

Stres yönetiminin manevi, zihinsel, duygusal ve fiziksel olmak üzere dört farklı boyutu olduğunu söyleyebiliriz. Kişinin kendi kendisine telkinde bulunması, bu dört boyutta olumlu sonuçlar elde etmesini kolaylaştırır. Hamilelikte stres hakkında ve özellikle koronavirüs salgınına bağlı olarak yaşanan kaygı ve endişelerin haklı bir nedeni var gibi görünse de bunların çoğu aslında aşırı ve abartılı birtakım değerlendirmelere dayanır. Kendi kendinize telkinde bulunarak bu konularda önemli kazanımlar elde edebilirsiniz. Fakat annede eğer kronik stres bozukluğu başlamışsa, böyle bir durumda mutlaka psikolojik destek almak gerekir. Kendi kendine telkinde bulunmak, hamilelikte stres yönetiminin ancak erken aşamalarında olumlu sonuçlar verebilir. İleriki aşamalarda ise yetersiz kalabilir. 

Kaygı ve endişelerinizi ailenizle paylaşmalısınız.

Hamilelikte stres nedeniyle annede görülen en önemli davranış tarzı değişikliklerinden biri, sosyal ilişkileri azaltmaktır. Koronavirüs salgını süresince uygulanan kısıtlamalar, sosyal mesafe ve sosyal izolasyon önlemleri, bu süreçte maalesef sosyal ilişkilerin daha da azalmasına yol açtı. Hamilelerin koronavirüse yakalanma korkusu ve hastalığın bebeğe geçebileceği endişesi, hamilelikte stres yönetimini daha da zorlaştırdı. Bu süreçte sevdiklerinden uzak kalan anneler, stresle başa çıkmada kendilerini daha fazla yalnız hissettiler. Oysa, stres anında size destek verecek insanların varlığı önem taşır. Kaygı ve endişelerin paylaşılması, kötü olaylardan duyulan acıyı hafifletir. Duygu kontrolü yüksek olan kişiler, stresle daha kolay başa çıkabilir. Hamilelikte stres yönetimi konusunda başarılı sonuçlar almak için bu süreçte sosyal ilişkilerinizi güçlendirmeli, kaygı ve endişelerinizi ailenizle paylaşmalısınız. Yüz yüze iletişim kuramasanız bile farklı kanallardan iletişim kurarak yaşadığınız stresi kontrol altında tutabilirsiniz. 

Her duyduğunuz habere inanmamalısınız.

Gün geçmiyor ki, koronavirüs salgınıyla ilgili yeni bir iddia ortaya atılmamış olsun. Özellikle kamuoyunun yakından takip ettiği aşı ve mutasyon ilişkisi başta olmak üzere salgının başından beri koronavirüsle ilgili sayısız iddia ortaya atıldı. Bunların çok küçük bir bölümü bilimsel verilerle doğrulanmış olsa da büyük bölümü henüz doğrulanamadı. Benzer bir süreci, hamilelik ve koronavirüs ilişkisi hakkında yakın dönemde ortaya atılan iddialarda da görmekteyiz. Halihazırda bu konuyla ilgili elimizde yeterince bilimsel veri olmadığını söyleyebiliriz. Kaldı ki, hamilelerin koronavirüse daha kolay yakalandığına yönelik iddialar koronavirüsün mutasyonundan ziyade, çevresel faktörlerle daha yakından ilişkili. Başka deyişle, bağışıklık sistemi zayıflayan hamileler, gerekli önlemlere dikkat etmezse aslında tüm enfeksiyonlar için daha yüksek bir risk söz konusudur. Ancak bu bize, aynı zamanda da çözüm yolunu gösterir. Virüsteki mutasyon ne yönde olursa olsun, önlemlere dikkat ederek hayatımızı sağlıklı şekilde sürdürmek bizim elimizde. 

Zihninizi rahatlatmalısınız.

Hamilelikte stres yönetimi konusunda en önemli noktalardan biri de zihni rahatlatmaktır. Hamilelik nedeniyle annenin yaşadığı fiziksel ve ruhsal değişimler, zihnin bu sürece odaklanmasına yol açar. Fakat bu odaklanma, anne ve çocuk sağlığını korumanın ötesinde, zarar verici bir hale de gelebilir. Halihazırda devam eden koronavirüs salgını nedeniyle ortaya çıkan aşırı ve yersiz maske ve dezenfektan kullanımı, bu odaklanmanın zararlı sonuçlarından biridir. Böyle bir odaklanma yaşayan kişiler, salgının geçici bir durum olduğunu kabule pek yanaşmaz. Oysa, bugüne kadar dünya genelinde hiçbir salgının kalıcı olduğu görülmemiştir. En büyük salgınlar bile ortalama 2 yılda bitmiştir. Bu bilgiyi aklınızda tutarsanız, koronavirüse odaklanmaktan kendinizi alıkoyabilirsiniz. Hamilelik de tıpkı başka süreçlerde olduğu gibi, belirli bir süreçtir ve bu süreci sağlıklı şekilde geçirmek kişinin kendi ellerindedir. Zihninizi rahatlatmayı başarırsanız, hamilelik ve salgın gibi zorlu süreçleri daha sağlıklı geçirebilirsiniz. 

Psikolojik destek için geç kalmamalısınız.

Hamilelikte stres yönetimi konusunda kişinin kendi başına veya ailesinin desteğiyle alacağı önlemler, ancak belirli bir noktaya kadar başarılı sonuçlar verir. Hamilelikte stres eğer basit ve orta derecedeyse bu önlemler yeterli olabilir. Fakat yüksek derecedeyse ve annede eğer kronik stres bozukluğu belirtileri başlamışsa, bu sürecin mutlaka profesyonel destekle ilerlemesi gerekir. Aşırı strese bağlı olarak annede oluşan her değişim, bebeğin tüm hayatını olumsuz etkileyen süreçleri beraberinde getirebilir. Çocukluk çağında depresyon, dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü gibi sorunlar, hamilelikte stres yönetimi konusunda yanlış giden birtakım süreçlere işaret eder. Bunların yanı sıra hiperaktivite, otizm, şizofreni gibi çok daha büyük sağlık sorunlarının temelinde de yine hamilelikte stres yönetiminde yaşanan sorunlar vardır. Çocuğunuzun böyle sorunlarla karşılaşmaması için, hamilelikte aşırı stres sorunu yaşıyorsanız mutlaka profesyonel destek almanızı tavsiye ederiz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

İlgili yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir