Hipoglisemi nedir?

Beyaz yakalılar arasında en yaygın sağlık sorunlarından biri hipoglisemidir. Gün içinde toplantıdan toplantıya koşuşturup yemek yemeye fırsat bulamayan, uzun süre aç kalan, sağlıksız beslenerek şeker metabolizmasına zarar veren beyaz yakalılar arasında hipoglisemi vakıaları daha sık görülmekte. Hipoglisemiyle mücadele için yapılması gereken en önemli şey, hipoglisemiyi iyi tanımak ve bundan kurtulma yollarını öğrenmektir. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, hipoglisemi hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Kısaca Hipoglisemi

En kısa tanımıyla hipoglisemi, kan şekerinin düşmesi anlamına gelmekte. Kanımızdaki şeker seviyesi, çeşitli nedenlerden dolayı gün içinde değişmekte. Metabolizmamızın ihtiyaçları ve açlık-tokluk durumuna göre kanımızdaki şeker seviyesi artıp azalmakta. Örneğin, yemek yedikten sonra 130-150 mg/dl düzeyine çıkan kan şekeri seviyemiz, birkaç saat içinde iki haneli sayılara inmekte. Kan şekeri düşüklüğü konusunda kritik eşik 70’tir. Nitekim, beynimizin tek enerji kaynağı olan kan şekeri, beyin fonksiyonlarının yerine getirilmesi için hayati öneme sahiptir ve bu düzeyin altına inildiğinde fonksiyonların çalışması olumsuz yönde etkilenir.

Gün içinde kan şekeri seviyemiz düşmeye başlayıp 70’lere yaklaştığında, beynimizden gelen uyartılar sonucunda tatlı bir şeyler yeme ihtiyacı hissederiz. 70’in altına indiğinde, bu ihtiyacın şiddeti çok daha hızlı artar. Hal böyle olunca, kan şekerimizi hızlı bir şekilde arttıran besinleri tüketmeye doğru büyük bir istek duyarız. Açlık hissinden çok daha şiddetli bir istek olan bu istek, şeker miktarı normal gıdalarla giderilmesi güç bir açlıktır. Yüksek şeker nedeniyle kişinin kilo ve sağlık endişesi hissetmemesi için beyin kendiliğinden mutluluk hormonu salgılar ve suçluluk duygusunu azaltır.

Kan şekeri düşüklüğünün devam etmesi ve hatta, 50’li veya 40’lı rakamlara inmesi, hipoglisemi denilen sağlık sorununa yol açar. 70’in altına inen kan şekeri seviyesinin ardından uyarı sinyalleri veren beyin, şeker miktarının daha da düşmesi durumunda hipoglisemi belirtileri verir. Hipogliseminin en önemli nedeni, sağlıksız beslenmeye bağlı olarak kandaki şeker seviyesinin hızlı azalması ve insülin miktarının fazla artmasıdır. Ayrıca, gereksiz ve yanlış ilaç kullanımı, aşırı alkol tüketimi, özellikle de ileri yaşta fazla egzersiz yapmak, diyabet hastalarının gereğinden fazla insülin veya oral antidiyabetik kullanması ve bazı zayıflama ameliyatları da hipoglisemi nedenleri arasında sayılabilir.

Hipoglisemi belirtileri nelerdir?

Aslına bakarsanız, hipoglisemi belirtileri kişiden kişiye farklı olabilmekte. Çünkü her canlının metabolizması birbirinden farklıdır ve kan şekeri düşüklüğüne göstereceği tepkiler ve bu tepkilerin şiddeti farklı olabilir. Örneğin, kimi insanlarda kan şekeri düzeyi 80’lerde seyretse bile hipoglisemi belirtileri ortaya çıkabilir. Ya da 50’lerde olduğu halde bile önemli bir tepki oluşmayabilir. Metabolik farklılıkların yanı sıra genetik, biyolojik ve çevresel etkenler de belirtilerin ortaya çıkmasını etkilemekte. Örneğin, kimi insanlarda kan şekerinin düşmesi çok kısa bir sürede gerçekleşirken, kimi insanlarda bu süreç daha uzun olabilir. 

Bununla birlikte, tıp literatüründe hipoglisemi belirtileri olarak yüksek şeker açlığı, baş dönmesi ve baş ağrısı, gerginlik ve sinirlilik hali, agresif davranışlar, dikkat ve odaklanma güçlüğü, kaygı bozukluğu, unutkanlık, uykuya eğilim gibi durumlar kabul edilmekte. Fakat, bu belirtilerden biri ya da birkaçının görülmesi, kişide hipoglisemi olduğu anlamına gelmez. Başka pek çok sağlık sorununa işaret edebilen bu belirtilerin hipoglisemi nedeniyle oluşup oluşmadığını anlamak için kan şekeri testi yaptırmaktan başka seçenek yoktur.

Kan şekeri yükseltilmezse ne olur?

Hipoglisemi belirtilerinin artarak devamı halinde kişi, hayati risklerle karşı karşıya kalabilir. Kandaki şeker seviyesi azaldıkça, uykuya eğilim hissi artar ve kişi, komaya girme tehlikesiyle karşılaşır. Koma halinde bilinç kaybı ortaya çıkar, bazı vakıalarda ise komanın beyin travmasına dönüştüğü görülmektedir. Hipoglisemi atakları sırasında kişinin geçici bellek kaybı yaşaması mümkündür. Enerji ihtiyacı karşılanamadığı için beyin fonksiyonlarının gördüğü zarar zaman içinde fonksiyon kaybına yol açabilir. Orta yaş ve üzerinde atakların etkileri daha yüksek olmakta. İleri yaşlarda görülen atakların beyne verdiği zararlar ise çok daha yüksek düzeydedir.

Hipoglisemi nasıl tedavi edilir?

Hipoglisemi tedavisi konusunda bugüne kadar kesin bir tedavi şekli maalesef bulunamadı. Hastaların kesin tedaviden ziyade, atakların üstesinden nasıl geleceklerini öğrenmeleri ve buna uygun şekilde davranmaları gerekmekte. Bunun için ilk olarak, beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmeleri şart. Hipoglisemiye yol açan bozuk beslenme şekillerini terk eden hastalarda atak geçirme düzeyinde ciddi bir azalma görülmekte.

Hipoglisemi ataklarından kurtulmak için neler yapmak gerekir?

Hipoglisemi konusunu ele aldığımız yazımızın bu kısmında, hipoglisemi ataklarından kurtulmak için neler yapmak gerektiğine kısaca işaret edeceğiz. Fakat şu noktayı özellikle vurgulayalım. Burada paylaşacağımız bilgiler yalnızca koruyucu hekimlik bağlamında olup hiçbir tedavi edici niteliğe sahip değildir. Eğer hipoglisemi hastası olduğunuz yönünde bir şüpheniz varsa, mutlaka bir sağlık kuruluşuna giderek kan şekerinizi ölçtürmelisiniz. Kesin teşhisin konulması durumunda sizin için en doğru önerileri ve yönlendirmeleri hekiminiz yapacaktır.

Sağlıklı beslenmelisiniz.

Ofix Blog‘da daha önce pek çok kez bahsettiğimiz gibi sağlıklı beslenme, sağlıklı ve iyi bir yaşam için temel kuraldır. Neleri yiyip nelerden uzak durmamız gerektiğine dikkat edersek ve yemek çeşitliliğimizi arttırıp vücudumuzun ihtiyaçlarını ölçülü ve dengeli bir şekilde karşılarsak, pek çok hastalık riski zaten kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Hipoglisemi hastalarının yiyip içtiklerine daha büyük özen göstermesi şart. Sağlıklı beslenme konusunda kan şekerinizi dengeleyen besinlere öncelik vermelisiniz. Genel olarak mevsim sebzeleri, protein düzeyi yüksek besinler, beyaz et, kuru baklagiller, süt ve süt ürünleri ile kuruyemişler hipoglisemi ataklarından kurtulmaya katkı sağlar. Bal, reçel, pekmez, gazlı içecekler ve meyve suları, unlu ve şekerli tatlılar ve türevleri ise atakların sayısını ve şiddetini arttırır. 

Öğün atlamamalısınız.

Hipoglisemi hastalarının öğün atlaması ve uzun süre aç kalması, kan şekeri düşüklüğünün miktarını arttıracağı için atakların şiddetini arttıracaktır. Ana öğünlerde almanız gereken kaloriyi uygun yiyeceklerden alır ve kan şekerinizi fazla yükseltmezseniz, kandaki şeker miktarını azaltmak için pankreastan daha az insülin salgılanır. Başka deyişle, öğün atladığınız için daha fazla acıkır ve şekerli gıda tüketirseniz o kadar fazla insülin salgılanacağı için ataklar artacaktır.

Bisküvi, kraker, gofret gibi atıştırmalıklardan uzak durmalısınız.

Masa başı işlerde çalışan beyaz yakalılar, iş sırasında bisküvi, kraker, gofret gibi atıştırmalık tüketmeyi tercih edebiliyorlar. Eğer herhangi bir sağlık sorununuz yoksa ve bu gibi ürünler sizi motive ediyorsa, aşırıya kaçmadığınız sürece bunları tüketebilirsiniz. Fakat kesin teşhis konulmuşsa, atıştırmalık ürün tüketiminden kesinlikle uzak durmalısınız. Hacmi itibariyle küçük görünen bir bisküvi veya krakerde çok yüksek miktarda şeker bulunabilir. Kan şekerinizin ani yükselişi, insülin miktarını arttıracağı için hipoglisemi ataklarına davetiye çıkartır.

Meyve tüketiminize dikkat etmelisiniz.

Birçok meyvede yüksek düzeyde şeker var. Glisemik indeksi yüksek meyvelerin başında karpuz, kavun, üzüm, incir gibi meyveler geliyor. Kan şekerini hızlı yükselten bu meyveler, artan insülin miktarına bağlı olarak kan şekerinin hızlı düşmesine ve açlık hissinin artmasına yol açar. Hipoglisemi teşhisi konulmuşsa, bu meyvelerden kesinlikle uzak durmalısınız. Bunların yerine elma, armut, kuru kayısı gibi meyveleri tercih etmelisiniz. Günlük meyve tüketimi konusunda 1 porsiyon ölçüsünü aşmamalısınız. Nitekim, glisemik indeksi düşük meyvelerin aşırı tüketimi de ataklara yol açabilir.

Hızlı yememeli, yavaş çiğnemelisiniz.

Hızlı yemek yemek, mide hastalıkları ve kabızlığın en önemli nedenleri arasında yer aldığı gibi, şeker metabolizmasını da olumsuz etkileyen başlıca nedenlerden biri. Hızlı çiğnenen besinler midede yeterince sindirilmeden bağırsaklara taşınıyor ve kısa sürede acıkmaya yol açıyor. Artan açlık hissi yemek tüketimini arttırıyor ve kan şekerini yükseltiyor. Yemek yerken tüm lokmaları yavaş çiğneyerek yutarsanız, tokluk hissini daha iyi bir şekilde alıp gereksiz kalori tüketmekten sakınabilirsiniz. Lokmaları yeterince çiğnemeden yutan hastaların terleme atakları ve uyku nöbetleri yaşadıkları bilinmekte.

Editörün Tavsiyesi: Tadım Karışık Çiğ Kuruyemiş

Hipoglisemi hastalarında görülen en yaygın davranış şekli, yanlarında sürekli şeker veya şekerli gıdalar bulundurmak oluyor. Oysa, hipoglisemi ataklarından kurtulmak adına şeker tüketimi arttırıldığında, yeni ve daha şiddetli ataklara zemin hazırlanıyor. Hipoglisemi vakıalarında en önemli nokta, kan şekerinizin düzenli seyretmesini sağlamak ve düşüş hissettiğiniz anda kan şekerinizi fazla yükseltmeyen besinlerle dengeyi tekrar sağlamaktır. Bu konuda kuruyemişler en doğru tercihlerden biri olacaktır. Kan şekerinizin düştüğünü hissetmeye başladığınız anda tüketeceğiniz birkaç adet fındık, ceviz veya bademle insülin miktarınızı arttırmadan kan şekerinizi dengeleyebilirsiniz. Bu bağlamda örneğin, çanta veya çekmecenizde bir paket Tadım karışık çiğ kuruyemiş bulundurabilir, ürün sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir