Baharda Kapadokya…

Dünyaca ünlü Kapadokya, yılın her mevsimi yerli ve yabancı çok sayıda turisti ağırlıyor. Fakat bahar aylarında Kapadokya’nın keyfi bir başka. Peribacalarının üzerinde balon turları, vadilerinde safariler, üzüm bağlarında doğa turlarıyla Kapadokya, bahar aylarında tüm güzelliğini önünüze seriyor. Hele bir de kaya otellerinde veya pansiyonlarında konaklama imkanı bulursanız, tatil keyfiniz katlanarak artacaktır. Ofix Blog‘da bu ayki gezi rehberi köşemizde, Kapadokya hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Kapadokya

Antik dönem tarihçilerinden Strabon, Kapadokya bölgesini güneyde Toros Dağları, kuzeyde Doğu Karadeniz’in kıyıları, batıda Aksaray, doğuda Malatya’ya kadar uzanan çok geniş bir coğrafya olarak belirtir. Oysa günümüzde Kapadokya bölgesi Nevşehir, Aksaray, Niğde, Kırşehir ve Kayseri illerini kapsayan daha küçük bir bölgeyi ifade ediyor. Kapadokya denildiğinde aklımıza ilk gelen yerler ise aslında çok daha küçük bir coğrafya. Nitekim Ürgüp, Göreme, Uçhisar, Avanos, Kaymaklı, Derinkuyu, Ihlara ve çevresi, Kapadokya bölgesinin en önemli yerleşim birimleri.

Dünyanın çok az bölgesinde görülen peribacaları, başka hiçbir yerde Kapadokya’daki kadar etkileyici değil. Kapadokya’nın etrafını çevreleyen Erciyes Dağı, Hasan Dağı ve Güllü Dağı’ndan püsküren yumuşak lav tabakasının rüzgar ve yağmurla aşınmasıyla oluşan peribacaları, insan emeğiyle işlenerek binlerce yıllık medeniyetlere ev sahipliği yapmış, doğal güzelliğinin yanı sıra adeta bir sanat eserine dönüşmüş. 1985 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirasları listesine giren peribacaları, Dünyanın Yeni 25 Harikası listesinde 5. sırada yer alıyor.

Kapadokya bölgesindeki kaya evleri, bölgenin yüzlerce yıllık tarihine ışık tutan eşsiz eserler. Bölgedeki tek mimari malzeme olan volkanik kayalar, ocaktan çıktıktan sonra kolaylıkla işlenmekte. Havayla temasının ardından hızlıca sertleşerek dayanıklı bir yapı malzemesi halini almakta. Bölgede taş işçiliği yüzlerce yıldır en önemli geçim kaynaklarından biri. Taş işçiliğinin yanı sıra ahşap işlemeler de bölgede el sanatlarının gelişmesinde çok önemli bir rol üstlenmiş.

Ürgüp’ten Göreme’ye doğru giderken karşınıza çıkan manzara, yüzlerce yıldır insanları cezbetmekte. Öyle ki, doğal ve kültürel özelliklerinin yanı sıra muhteşem bir romantizmi de içinde barındıran bölgeye ilişkin pek çok hikaye, öykü ve efsane kuşaklar boyunca anlatılagelmiş. Bu bakımdan, Kapadokya turlarını yalnızca bir doğa veya kültür gezisi olarak görmemek lazım. Doğa ve tarihin izinde insan azmi ve hoşgörünün sembolü Kapadokya’da farklı bir dünyaya adım atabilir, hayata ve insanlara bambaşka bir gözle bakabilirsiniz.

Ürgüp

Nevşehir’e 20 km uzaklıkta bulunan Ürgüp, Kapadokya bölgesi içinde en önemli yerleşim birimlerinin başında geliyor. Peribacalarının en güzel örneklerini bulabileceğiniz Ürgüp, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış. İpek Yolu üzerinde bulunan Ürgüp’te taş evlerde kullanılan işçilik, farklı medeniyetlerin izlerini günümüze taşıyor. Her yıl yüzbinlerce turisti ağırlayan Ürgüp’ün sokaklarında dolaşırken her an fotoğraf çekmek isteyebilirsiniz.

Göreme

Nevşehir’in en gözde turistik ilçelerinden biri olan Göreme’deki ilk yerleşimler, tarih öncesi çağlara kadar uzanıyor. Fakat, Göreme’nin tarih sahnesinde yükselişi 6. yüzyılda başlıyor. Roma’nın baskılarından kaçan Hıristiyanların en önemli yerleşim yerlerinden biri olan bu kentte peribacaları, yüzlerce yıl doğal bir sığınak olmuş. Hıristiyan misyoner ve keşişlerin kayalara oydukları kiliseler, şapelller ve diğer yaşam alanlarına, Osmanlı döneminde camiler, medreseler ve diğer yaşam alanları eklenmiş. 1985 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirasları listesine giren Göreme Açık Hava Müzesi’ne adımınızı attığınızda, kendinizi bambaşka bir dünyanın içinde hissedebilirsiniz.

Uçhisar

Kapadokya’nın en önemli turizm merkezlerinden biri olan Uçhisar, Nevşehir’e 7 km uzaklıkta. Kapadokya’nın en yüksek tepelerinden birine kurulu bu kasaba, görkemli kalesi ve kaya evleriyle dünya çapında tanınmakta. Kalenin üzerinden Kapadokya’nın panoramik görüntüsünü çekmek mümkün. Kasabanın sokaklarında dolaşırken, kendinizi tarih içinde yolculuk yapıyor gibi hissedebilirsiniz. İpek Yolu’nun en önemli uğraklarından biri olan Uçhisar Kalesi, ucu bucağı belli olmayan Kapadokya’nın adeta çatısı gibi. Kalenin üzerinde gün batımını izlemek eşsiz bir keyif.

Güvercinlik Vadisi

Uçhisar’dan başlayıp Göreme’ye kadar uzanan Güvercinlik Vadisi, yaklaşık 4 kilometrelik bir alanı kapsıyor. Bölgenin ismi, kayalara oyulmuş güvercin yuvalarından gelmekte. Yüzlerce yıl bölge insanları, güvercin besleyip gübrelerini üzüm bağlarında, yumurtalarını ise konut yapımında ve duvar süslemelerinde kullanmış. Özellikle de kaya kiliselerinin fresklerinde güvercin yumurtaları alçılara karıştırılarak kullanılmış. Güvercinlik Vadisi, doğa yürüyüşü ve fotoğraf çekmek için en ideal mekanlardan biri.

Zelve Vadisi

Güneşin batışını en güzel şekilde izleyebileceğiniz yerlerden biri olan Zelve Vadisi, Kapadokya’nın en büyük açık hava müzelerinden biri. Avanos’a 3 km uzaklıkta bulunan vadi, sivri uçlu ve geniş gövdeli çok sayıda peribacasına ev sahipliği yapıyor. 9. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar Hıristiyanların en önemli dini merkezlerinden biri olan bu vadide, peribacalarından oyma 15 kilise mevcut. Farklı inanışlara sahip toplumların kendi inançlarını yüzlerce yıl bir arada ve özgürce yaşayabildiği bu coğrafya, aynı zamanda da hoşgörünün sembolleştiği bir alan. Zelve Vadisi’nde keyfine doyamayacağınız doğa yürüyüşleri, safariler ve balon turları yapabilirsiniz.

Ihlara Vadisi

Dünyanın ikinci büyük kanyonu olan Ihlara Vadisi, 120 metre derinliğinde ve 14 km uzunluğunda. Vadideki ilk yerleşimler, 4. yüzyıla kadar uzanıyor. Melendiz Çayı’nın eşlik ettiği 6 km’lik yürüyüş parkuruna sahip olan bu vadinin zemin kısmında zengin bir bitki örtüsü ve canlı çeşitliliği mevcut. Dik ve derin tabanındaki suyun çevresinde çok sayıda bağ bahçe var. Vadinin çevresinde ise daha çok bozkır iklimi ve cılız bir bitki örtüsü görülmekte. Vadi tabanında oluşan mikroklima ortamı, başta Antep fıstığı olmak üzere bakımı oldukça güç olan pek çok bitkinin yetiştirilmesi için ideal koşulları sağlıyor.

Derinkuyu Yeraltı Şehri

Nevşehir’e 30 km uzaklıkta bulunan Derinkuyu yeraltı şehri, Kapadokya’da 36 yeraltı şehrinin en büyüğü. Yapımına Hititler döneminde başlandığı düşünülen şehrin ismi, içindeki derin kuyulardan geliyor. 8 katlı bu yeraltı şehrinde insanlar dışarıya hiç çıkmadan uzun süreler barınabilmiş. İçersinde bir misyoner okulu, günah çıkartma yeri, vaftiz havuzu gibi Hıristiyanlar için önemli mekanlar bulunmakta. 1967 yılında turizme açılan Derinkuyu yeraltı şehri, insan azminin büyüklüğünün bir ispatı sanki.

Yolunuz Kapadokya’ya düşerse Avanos, Taş Köprü, Devrent Vadisi, Güllüdere Vadisi, Çavuşin Köyü, Temenni Tepesi, Gomeda Vadisi, Kaymaklı ve Gaziemir yeraltı şehirlerine de gezi rotanız içinde yer verebilirsiniz…

28 Nisan İş Sağlığı ve Güvenliği Günü’nüz Kutlu Olsun…

Uluslararası Çalışma Örgütü‘nün verilerine göre, dünya genelinde her yıl 270 milyon iş kazası, 160 milyon meslek hastalığı vakıası ortaya çıkıyor ve 2 milyondan fazla işçi hayatını kaybediyor. Bu sorunlara dikkat çekmek için 2001 yılından bu yana 28 Nisan, İş Sağlığı ve Güvenliği Günü olarak kutlanmakta. Online ofis marketiniz Ofix.com‘da 28 Nisan için özel bir kampanya hazırladık. İş Sağlığı ve Güvenliği Gününe Özel Ürünler kampanyamız kapsamında, ihtiyaç duyduğunuz ergonomi ürünleri, iş güvenliği ürünleri, ilk yardım ekipmanları ve diğer ofis ürünlerini uygun fiyat avantajıyla sipariş verebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Görsel Kaynaklar:

http://kapadokyatreni.com
https://gezilmesigerekenyerler.com
https://www.rotasenin.com
https://www.kapadokyadayim.com
https://www.bizevdeyokuz.com

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir