Lipton: Çay sektöründe bir dünya markası…

Havalar gittikçe soğuyor efendim. Kışlıklarımızı giymeye, araç ve kombi bakımlarımızı yaptırmaya başladık. Vücut sıcaklığımızı da korursak, kışa hazırız demektir. Yeni haftanın bu ilk yazısında, ofisimizde ürünlerini en sık tükettiğimiz markalardan biri olan Lipton markasının başarı hikayesini ele alacağız. Çayı lüks tüketim maddesi olmaktan çıkartan, fiyatının düşmesini sağlayan, poşet çaylarıyla hayatımızı kolaylaştıran, değişik aromalarıyla çay keyfimize farklı boyutlar kazandıran Lipton‘un başarı hikayesi, umarız hem içinizi ısıtır, hem de yeni başarılar konusunda ilham verir…

Thomas Johnstone Lipton

Mazisi M. Ö. 2700’lere kadar uzanan çayın günlük tüketimde ve geniş halk kitlelerinin sofralarında yerini alması, 19. yüzyıla kadar mümkün olamadı. Özel iklim koşullarında yetişen çayın ithal edilmesi ve çok sayıda komisyoncu arasında el değiştirmesinden dolayı fiyatı oldukça yüksekti. Komisyoncuları aradan çıkartıp çayı doğrudan tüketiciye sunmak konusunda en önemli gelişme, 19. yüzyılın son çeyreğinde Thomas Johnstone Lipton tarafından sağlandı.

Thomas Johnstone Lipton, İrlandalı bir bakkalın oğluydu ve 40 yaşına geldiğinde, büyük bir bakkal zinciri kurup zengin olmayı başarmıştı. Fakat, hemen her girişimci gibi, ulaştığı servetle yetinmek istemiyordu. Bu dönemde çay, İngiliz aristokrasisine özgü bir statü sembolü haline gelmişti. Orta sınıfın zaman içinde güçlenmesi, çaya yönelik ilgi ve talebi arttırmıştı. İngiliz orta sınıfına çayı daha ucuza satmayı başarırsa, servetini misliyle arttırabileceği öngörüsüyle hareket etti Thomas Johnstone Lipton.

Bakkal zincirinden çay imparatorluğuna…

19. yüzyılın ikinci yarısında tüketilen çayın fiyatı ortalama 50 sterlin düzeyindeydi, kalitesi ise oldukça düşüktü. Bir işçi ailesinin haftalık geliri ise ortalama 8-10 pound düzeyindeydi ve çayın günlük tüketimi pek mümkün değildi. Thomas Johnstone Lipton, komisyoncuları aradan çıkartırsa çayın kilosunun 30 sterline kadar inebileceğini hesapladı ve çay ticaretine başladı.

Ve öngörülerinde haklı çıktı. 1889 yılında Glasgow şehrine getirdiği 20 bin sandık çay, kısa bir süre içinde piyasada pek çok dengeyi değiştirdi. Şehirde artan çay miktarı, çayın pazarlanmasında da bazı yeniliklerin doğuşunu sağladı. Çayın şehre gelişinin özel mızıka ve gaydacılardan oluşan bir ekiple şenliğe dönüştürülmesi, bu yeniliklerin ilkiydi. Glasgow’da açtığı ilk marketin tanıtımı için dünyanın en büyük peynirinin yurt dışından getirilmesi ve özel para bastırılması, bugün bile dikkat çeken diğer iki yenilikti.

Çay ithalinden çay üretimine…

Thomas Johnstone Lipton, çay fiyatlarının düşmesini sağladığı gibi, çay sektöründe büyük bir rekabet de başlattı. Komisyoncuları aradan çıkartıp çayı doğrudan tüketiciye sunmak isteyen başka girişimciler de kısa sürede piyasaya giriş yaptı. Bu rekabette öne geçmenin tek yolu, çayı yalnızca ithal etmekten değil, aynı zamanda da üretmekten geçiyordu.

Bu amaç doğrultusunda Lipton, bugün Sri Lanka olarak bilinen Seylan’a gitti. Bu dönemde Seylan, önemli bir değişim yaşamaktaydı. 1860’lara kadar dünyanın en büyük kahve üreticilerinden biri olan Seylan’da yayılan bir mantar türü, kahve üretimini epeyce zorlaştırmış, fakat çay plantasyonları için ideal koşulları hazırlamıştı. Seylan’ın orta kesimlerinde Lipton, iyi kalitede çay yetiştirmek için gerekli niteliklere sahip 2 bin hektarlık bir arazi satın aldı.

Seylan’daki çay plantasyonlarında üretilen çayın kalitesi, İngiliz toplumunda büyük beğeni topladı. Yumuşak bir içime ve lezzete sahip olan bu çayın reklamlarında, Seylan’dan “direkt” geldiğinin altı çiziliyor, çayların getirildiği sandıklar gazete reklam ve afişlerinde özellikle kullanılıyordu. Bunun bir nedeni de İngiliz toplumunda oryantalistlerin etkisiyle Uzakdoğu’ya yönelik ilginin bu dönemde fazlasıyla artmış olmasıydı. Uzakdoğu’dan getirilen ürünlere karşı İngilizlerin sempatisi yüksekti.

Thomas Johnstone Lipton, çay ticaretine girmeden önce de büyük bir servete sahipti, ancak çayın perakende fiyatını düşürmek ve çay üretimine girişmekle servetine servet katmayı başardı. Satışını yaptığı çay yalnızca içimi ve lezzetiyle değil, aynı zamanda reklamlarında kullanılan altın sarısı rengiyle de İngiliz orta sınıfının aristokrasi karşısında kendisini özel hissetmesini sağlamış ve çok beğenilmişti.

Çay kasalarından çay paketlerine…

Lipton‘un çay sektörüne kazandırdığı yeniliklerden biri de çayın satış şekline getirdiği yeniliktir. Dökme çayın büyük kasalarda satışı, çayın daha geniş kitleler tarafından alımını zorlaştırıyordu. 1893 yılında kurduğu şirketle çay paketleme alanında da büyük bir yeniliğe imza attı ve çayı kasalarda satmak yerine farklı ağırlık seçenekleri içinde tüketicilere sundu. Böylelikle müşteriler, kendi alım güçlerine uygun gramajlarda çay paketlerini alabilecekti. Çayın sandık yerine paketlere girmesi, kalitesinin korunmasını ve şirketin marka imajının güçlenmesini de sağladı.

Ve Lipton çay poşete girdi…

Thomas Johnstone Lipton‘un çay sektörüne kazandırdığı yeniliklerden bir diğeri de poşet çaydır. Aslında çayı poşetle demleme düşüncesi, çay tarihinde bir tesadüf sonucu ortaya çıktı. Amerikalı tüccar Thomas Sullivan, özel müşterilerine gönderdiği çay numunelerini küçük ipek torbalar içinde gönderiyordu. Çay tüketimine henüz yabancı olan müşteriler, çayı bu torbalarla demlemeleri gerektiğini zannettiler ve sıcak suyun içinde bu torbaları sallandırdılar.

Thomas Johnstone Lipton, bu tesadüfü yeni bir ürün tipine dönüştürdü ve çay paketlerinden sonra bu küçük torbaları da başarıyla satışa sundu. Çay poşetlerinin etiketlerine ise çayın nasıl demleneceğine ilişkin özel talimatlar ekletti. Üstelik, gazete ilanlarıyla poşet çayın nasıl demleneceğini anlattı. Poşet çaylarla birlikte, günlük çay tüketimi çok daha yüksek bir düzeye ulaştığı gibi, çayın fiyatında da önemli bir düşüş ortaya çıktı. Zaman içinde poşet çaylara değişik birtakım aromalar ve bitki çayları ile meyve çayları da eklendi.

Günümüzde Lipton

Lipton çaylarının kısa bir süre içinde dünya genelinde büyük ilgi görmesi, şirket yönetimini ciddi bir sorun haline getirdi. Ürünleri 150’den fazla ülkede satışa sunulan bir şirketi yönetme güçlüğü, ancak çokuluslu şirketlerin doğuşuyla aşılabildi. Günümüzde Lipton, dünyaca ünlü Unilever firmasının bir markası durumunda. Ürün çeşitliliğini her geçen gün arttıran firma, çay sektöründeki güçlü konumunu sürekli pekiştiriyor.

Online alışveriş sitemiz Ofix.com üzerinden en fazla satışını yaptığımız Lipton ürünü, Yellow Label bardak poşet çay. Gerek bireysel, gerekse de kurumsal müşterilerimiz tarafından sıklıkla sipariş verilen bu ürünler, yumuşak içimli ve lezzetli bir çay tercih eden tüketicilerin beklentilerine uygun özellikte. 100 adet poşet çaydan oluşan bu ürünler, sıcak suya erişim sağladığınız tüm ortamlarda güzel bir çay keyfi yaşamanızı sağlıyor.

Demlik poşet çay içinse Earl Grey demlik poşet çayı tavsiye edebiliriz. 100 adet demlik poşet çaydan oluşan bu ürünler, içerdiği özel bergamot aroması nedeniyle çay keyfinize farklı bir lezzet kazandırmakta.

Poşet çaylardan farklı olarak dökme çay tercih edenlerdenseniz, o zaman Yellow Label dökme çay sizin için güzel bir seçim olabilir. Bu ürün için hazırladığımız tanıtım filmimizi aşağıdan izleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz…

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir