Mark Zuckerberg’in Başarı Hikayesi

1984 yılında doğan Amerikalı bilgisayar programcısı ve girişimci Mark Zuckerberg, sosyal paylaşım sitesi Facebook‘la dünya genelinde milyonlarca insanın hayatına dokunmayı başardı. 2004 yılında kurduğu Facebook, sadece 1 yıl içinde 1 milyon kullanıcı sayısına ulaştı, 2012 yılında 1 milyar kullanıcı sayısını aştı. Facebook‘a eklenen yeni özellikler sayesinde Mark Zuckerberg, sosyal ağlar üzerinden kurulan yeni iletişim şekillerinin gelişmesini sağladı. Facebook sayesinde iletişim şekilleri gelişirken, aynı zamanda internet reklamları ve dijital pazarlama alanlarında yepyeni yöntemler geliştirildi, online alışveriş fırsatları arttı. 2020 sonu itibariyle 54.7 milyar dolarlık kişisel servetiyle dünyanın en zenginleri listesinde 7. sırada yer alan Mark Zuckerberg, başarı hikayesiyle özellikle Z kuşağının en önemli ilham kaynaklarından biri konumunda. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Mark Zuckerberg‘in hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. 

Mark Zuckerberg kimdir?

Mark Zuckerberg olarak bilinen Mark Elliot Zuckerberg, 14 Mayıs 1984 tarihinde ABD’nin New York eyaletine bağlı White Plains şehrinde dünyaya geldi. Babası Edward diş hekimi, annesi Karen ise psikiyatristti. Küçük Mark‘ın çocukluğu, üç kız kardeşiyle birlikte Midtown Manhattan’ın kuzeyinde yer alan Dobbs Ferry’de geçti. İlk eğitimini, babası tarafından verildiği bir dini okulda tamamladı. Ardından, Ardsley High School‘da eğitimini sürdürdü. En sevdiği dersler matematik, fizik ve klasik dillerdi. Bu derslere duyduğu ilgi ve merak oldukça yüksekti. Daha iyi bir eğitim almak için 2 yıl sonra özel bir kolej olan Phillips Exeter Academy‘ye kayıt yaptırdı. Bir taraftan da Johns Hopkins Center For Talented Youth (Johns Hopkins Yetenekli Gençlik Merkezi) kamplarına katıldı. Eğitim hayatına pek çok başarı sığdıran ve çeşitli bilim dallarında birçok ödül kazanan Mark Zuckerberg, üniversite eğitimi için Harvard‘ı tercih etti. 

Harvard‘da Mark Zuckerberg‘in ilk yılları oldukça başarılı geçiyordu. Bilgisayar bilimi alanında eğitim aldığı bu dönemde İbranice, Yunanca, Latince ve Fransızcayı çok iyi biliyordu. Aynı zamanda da okulun eskrim takımına kaptanlık yapıyordu. Arkadaşları arasında bilgisayar programları konusundaki becerisi de ilgi görüyordu. Bilgisayar programlarına küçük yaşlardan itibaren ilgi duyan Mark Zuckerberg, henüz 12 yaşındayken babasının muayenehanesi için bir ofis içi iletişim sistemi geliştirmişti. Zucknet olarak isimlendirdiği bu mesajlaşma programı, ileride yapacaklarının küçük bir ipucuydu. Bu yeteneği keşfeden babası, Mark Zuckerberg‘in bilgisayar programcılığı alanında kendisini geliştirmesini istiyordu. Zucknet‘ten sonra yeni bir iletişim kanalını Mark Zuckerberg, Harward‘da kurmak istedi. İkinci sınıfa geldiğinde, okuldaki tüm öğrencilerin fotoğraflarından oluşan Facemash.com sitesini kurdu. Ancak ne var ki, öğrencilerin fotoğraflarına ulaşabilmek için üniversitenin veri tabanını hacklemişti. Bu nedenle disipline verilince okulu bıraktı. 

Facemash’ten Facebook’a…

Facemash aslında, Harvard‘lı öğrencileri buluşturmak için tasarladığı bir internet sitesiydi. Sitenin kurulmasının hemen ardından Mark Zuckerberg, Harvard‘da popüler bir öğrenci haline gelmişti. Bilgisayar programcılığı alanında inovatif bir girişim olan bu site, henüz ikinci sınıftaki bu öğrenciyi kampüste merak konusu haline getirmişti. İşin ilginç yanı, Harvard öğrencilerinin bu siteye üye olmaksızın girişi sağlanmıştı. Bu durumu fark eden okul yönetimi, Mark Zuckerberg hakkında inceleme başlattı. İleride okulu bırakmak durumunda kalan Mark Zuckerberg, sitenin temelindeki inovatif fikrin öneminin çok iyi farkındaydı. Bilişim teknolojileri kullanılarak arkadaşlık ilişkileri geliştirmede başarılı sonuçlar alınabilirdi. Bu amaç doğrultusunda, Facemash‘in ardından ikinci sitesi Facebook‘u kurdu. Bu süreçte en önemli desteği, Harvard‘dan arkadaşları Dustin Moskovitz, Eduardo Saverin ve Chris Hughes‘tan gördü. 

2004 yılında kurulan Facebook da aslında yine Harvard‘lı öğrencileri buluşturmak üzere kurulmuştu. Fakat Harvard dışında da o kadar büyük bir ilgi gördü ki, sadece 18 ay içinde ABD’nin en büyük arkadaşlık sitelerinden biri haline geldi. Basit bir arayüze sahip olması ve kullanımının kolay olması, Facebook‘a ilgiyi arttırıyordu. Fotoğraf paylaşmanın yanı sıra kullanıcılarına duygu ve düşüncelerini ifade etmek için geniş imkanlar sunması, Facebook‘un kullanıcı kitlesini kısa sürede arttırmasını sağladı. Benzer arkadaşlık sitelerine oranla Facebook, çok daha geniş imkanlara sahipti ve bu sayede hızlı bir yükseliş ivmesi yakaladı. Dahası, Facemash‘in aksine Facebook, kullanıcıların kişisel verilerini koruma konusunda önemli geliştirmeler sağlamıştı. Mark Zuckerberg ismi artık, Harvard‘da yurt odasında okulun bilgisayarlarını hackleyen yetenekli bir delikanlı olmanın ötesinde, inovasyon konusunda vizyon sahibi genç bir girişimci olarak anılmaya başlanıyordu. 

Mark Zuckerberg ve Facebook

2004 sonu itibariyle Facebook, 1 milyon kullanıcı sayısına ulaşmayı başardı. Mark Zuckerberg‘in elinde artık dünyanın en popüler sosyal ağlarından biri vardı. Öyle bir ağ ki, yalnızca insanları buluşturmakla sınırlı kalmıyor, ticari anlamda pek çok fırsat sunuyordu. Başlangıçta Facebook‘u ticari amaçlarla kullanmak gibi bir düşüncesi olmasa da Mark Zuckerberg, Facebook üzerinden ne gibi fırsatların kendisini beklediğini kısa sürede gördü. Sadece 1 yıl içinde 1 milyon kullanıcıya ulaşan Facebook‘un bu hızlı büyüme ivmesi, aynı zamanda da yatırımcıların dikkatini çekmeye başlamıştı. Aynı dönemde Google öncülüğünde hızlı bir gelişme ivmesi yakalayan internet reklamları ve dijital pazarlama alanında Facebook, yeni bir kanal haline gelebilirdi. Bu fırsatları doğru değerlendiren Mark Zuckerberg, 2005 yılında Silikon Vadisi’ne taşındı. Bu gelişmeyle birlikte, dünyanın önde gelen yazılım, bilişim ve teknoloji şirketleriyle artık daha güçlü ilişkiler kurma fırsatı elde etti. 

Facebook için ilk sermaye yatırımını Mark Zuckerberg, Accel Partners‘tan almayı başardı. Facebook‘a sağlanan 12.7 milyon dolarlık destekle birlikte Facebook, genel kullanıcı kitlesine açılmaya başladı. 2005 sonu itibariyle Facebook‘un kullanıcı kitlesi artık yalnızca Harvard ve diğer okullarda okuyan öğrencilerden oluşmuyordu. Dileyen internet kullanıcıları Facebook‘a kolayca üye olabiliyor, üyeler arasında arkadaşlık ilişkileri kurulabiliyordu. Farklı nedenlerden dolayı birbirlerinden uzun süre ayrı kalmış arkadaşlar Facebook üzerinden birbirlerine kolayca ulaşabiliyordu. Kullanıcı sayısının fazla, kullanım şeklinin basit olması nedeniyle Facebook, 2005 sonu itibariyle 5.5 milyon kullanıcı sayısına ulaştı. Bu aynı zamanda da sosyal ağ reklamları sayesinde anlık yüzbinlerce kullanıcıya erişim imkanı demekti. Bu fırsatı değerlendirmek isteyen Yahoo ve Microsoft gibi teknoloji devleri, Facebook‘u satın almak için Mark Zuckerberg‘e çok sayıda teklifte bulundular. 

Facebook’un Yükselişi

2006 yılından itibaren Facebook, sosyal ağlar üzerinden reklam vermek isteyen şirketlerin ilgi odağı haline geldi. Bu süreçte Mark Zuckerberg, Facebook üzerinden doğrudan ürün satışı yapılmasını istemiyordu. Bu yönüyle Facebook‘u ticari bir kanal haline dönüştürmek istemedi. Ancak, Facebook‘un sunduğu ticari fırsatları kullanmak ve geliştirmek için yazılım alanında pek çok güncellemenin gerçekleştirilmesini sağladı. Her yeni güncellemeyle birlikte Facebook‘a yeni bir özellik eklendi. Bununla birlikte Mark Zuckerberg, 2006 yılında çok zor bir hukuki sürecin tarafı haline geldi. Kendi fikirlerini çaldığını iddia eden Harvard Connection yaratıcıları, Mark Zuckerberg aleyhine tazminat davaları açtılar. Aynı zamanda da Facebook kullanıcılarının kişisel verilerinin üçüncü şahıslarla paylaşıldığı iddiaları gündeme geldi. Mahkemede yaptığı savunmada Mark Zuckerberg, Facebook üzerinden gerçekleştirilen paylaşımların iki farklı türüne dayandığını ifade etti. Veri güvenliği konusundaki açıklar nedeniyle oluşan sorunlardan dolayı da kamuoyundan özür diledi. 

Bu zorlu sürece rağmen Facebook‘un yükselişi devam etti. 2010 yılında Mark Zuckerberg, Time dergisi tarafından yılın adamı seçildi. Forbes dergisi ise 4 milyar dolarlık kişisel servetiyle Mark Zuckerberg‘i dünyanın en zenginleri listesinde 212. sıraya yerleştirdi. Bu dönemde Mark Zuckerberg‘in hayatı, You Don’t Get To 500 Million Friends Without Making A Few Enemies (Birkaç Düşman Edinmeden 500 Milyon Arkadaş Kazanamazsınız) filmiyle beyaz perdeye yansıdı. Facebook‘un kuruluş hikayesini anlatan bu film, Mark Zuckerberg girişimcilik hikayesi için dramatik bir kurguya sahipti. Filmde Facebook kurucusu Mark Zuckerberg‘i Jesse Eisenberg canlandırdı. 2011 yılında Facebook, dünyanın en değerli 281. markası haline geldi. Bir yıl sonra halka açılan Facebook, piyasadan büyük ilgi gördü ve 16 milyar dolarlık sermaye birikimine sahip oldu. Bu gelişmeyle birlikte Mark Zuckerberg, dünyanın en zenginleri listesinde 17.5 milyar dolarlık kişisel servetiyle 35. sıraya yükseldi. 

Sosyal Ağ Devi Facebook

Facebook‘un büyüme süreci sonraki yıllarda artarak devam etti. 2012 yılında kullanıcı sayısı 1 milyara ulaştı. Aynı dönemde Mark Zuckerberg sevgilisi Priscilla Chan ile evlendi. 2013 yılında Facebook, Fortune 500 listesine 482. sıradan giriş yaptı. 28 yaşındaki Mark Zuckerberg, listenin en genç CEO’su oldu. 2016 yılında Mark Zuckerberg ve eşi Priscilla Chan, hastalıkları iyileştirmek ve önlemek için önümüzdeki 10 yıl içinde en az 3 milyar dolarlık bilimsel araştırmaya yatırım yapacaklarını açıkladılar. 2020 sonu itibariyle Mark Zuckerberg‘in kişisel serveti 54.7 milyar dolar düzeyine ulaştı. Kendisi aynı zamanda dünyanın en genç zengini olma unvanına sahip. Halihazırda Facebook‘un kayıtlı kullanıcı sayısı 2.7 milyar düzeyinde. Facebook‘un kullanıcı sayısı dakikada 400 yeni kullanıcıyla artıyor. Her gün 35 milyon kullanıcı, kişi durumlarını Facebook‘ta güncelliyor. Dakikada üretilen beğeni sayısı ise 4 milyonun üzerinde. 

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz… 

İlgili yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir