Melih Kibar: Müzik dünyasından bir başarı hikayesi…

Türk pop müziğine damgasını vuran şarkılara şöyle bir baktığımızda bunların birçoğunda Melih Kibar imzasını görüyoruz. Özellikle 1970’lere damgasını vuran İşte Öyle Bir Şey, Sevdan Olmasa, Bir de Bana Sor gibi şarkılarıyla Melih Kibar, aradan yarım asır geçmesine rağmen müzik dünyamızın en özel isimlerinden biri olmayı sürdürüyor. 2005 yılında kaybettiğimiz usta sanatçı sadece şarkılarıyla değil, film müzikleriyle de arkasında unutulmaz izler bıraktı. Başta Hababam Sınıfı olmak üzere birçok Yeşilçam klasiğinin film müzikleri Melih Kibar‘a aitti. Ayrıca Hisseli Harikalar Kumpanyası ve Sersem Kocanın Kurnaz Karısı gibi oyunlarda da besteleri tiyatro sahnesinde yankılandı. Müzik kariyeri içinde imza attığı sayısız bestenin en önemli ilham kaynağı ise şüphesiz ki Çiğdem Talu‘ydu. 1975 yılında tanışan bu ikili, birlikte yaptıkları şarkılarla Türk pop müziğinde unutulmaz izler bıraktılar. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Melih Kibar‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. 

Melih Kibar kimdir?

Usta müzisyen ve bestecimiz Melih Kibar, 6 Eylül 1951 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Osman Kibar, İzmir’de belediye başkanlığı yaptığı dönemde şehrin tüm yollarını asfaltlamıştı. Bu nedenle “asfalt Osman” lakabıyla anılıyordu. Müzikten iyi anlayan Osman Kibar, Melih‘in müziğe yatkın olduğunu küçük yaşlarda fark etti. Bu konuda aslında Melih çok şanslıydı. Nitekim o yıllarda ülkemizde sayısız yetenek, kendilerini geliştirme imkanı bulamadan kaybolup gidiyordu. Oysa Osman Kibar, küçük Melih‘in müzik alanında kendisini geliştirmesine imkan yarattı. 8 yaşına geldiğinde Melih, İstanbul Belediyesi Konservatuarı‘nda yarı zamanlı piyano bölümüne başladı. Böylelikle müzik alanında daha sağlam adımlarla ilerledi. Eğitim hayatı içinde okul ve müzik hep yan yana oldu. En zor eserleri bile kolayca öğrenme becerisine sahip küçük Melih, aynı zamanda da kendi çapında besteler yapıyordu. Ve beste yapmak hayatında giderek daha fazla yer kaplamaya başladı. 

Lise eğitimini Alman Lisesi‘nde sürdürürken Melih Kibar, okul orkestrasında org çalıyordu. 1970 yılında okul orkestrasıyla birlikte Milliyet Liseler Arası Müzik Yarışması‘na katıldı. Yarışmada en iyi beste ödülünü kazandı. Böylelikle müzik hayatı içinde ilk önemli başarısını elde etti. Okul orkestrası daha sonra Dönüşüm adını aldı. Ve profesyonel müzik yaşantısını sürdürdü. Ancak yine de Melih Kibar henüz kitlelerin tanıdığı bir isim haline gelmemişti. Alman Lisesi‘nden mezun olduktan sonra Robert Kolej‘de kimya mühendisliği eğitimine başladı. Bir taraftan da usta müzisyen ve besteci Timur Selçuk‘a eşlik etti. 1970’lerin başlarında Melih Kibar, Timur Selçuk Orkestrası‘nda org çalıyordu. Aynı zamanda da Timur Selçuk için beste yapıyordu. Bu bakımdan Kibar‘ın şarkıları geniş kitlelere ilk olarak Timur Selçuk ile ulaştı. 1973 yapımı Panayır Günü şarkısının bestesi Kibar‘a aitti. Daha sonra birçok Yeşilçam filminde kullanılacak bu şarkı, Kibar‘ın Yeşilçam’daki kariyerinde sadece bir ilk adımdı. 

Melih Kibar ve Çoban Yıldızı

1975 yılında Türkiye, Eurovision Şarkı Yarışması‘na ilk kez katılacaktı. Dönemin TRT yönetimi, Türkiye elemelerinde kullanılmak üzere bir sinyal müziği bestelenmesine karar verdi. Bu kararı öğrenen Kibar, Çoban Yıldızı olarak bildiğimiz eserini bu amaçla besteledi. Düzenlemeyi Timur Selçuk yaptı. Şarkının kaydını ise İstanbul Gelişim Orkestrası‘yla birlikte yaptılar. Bu şarkı aslında yarışma dışıydı. Ulusal elemelerde sadece sinyal müziği olarak kullanıldı. Buna rağmen elemelerde en çok oy alan şarkılar arasına girdi. Melih Kibar ve Timur Selçuk‘un şaşkınlıkla karşıladığı bu durum, Kibar‘ın bestelerinin halk üzerindeki etkilerini açıkça göstermişti. Daha sonra bu şarkı, ülkemizde Eurovision Şarkı Yarışması‘nda en sık kullanılan müzik parçalarından biri haline gelecekti. Ve adeta Eurovision‘la özdeşleşecekti. Şarkının gördüğü yoğun ilginin ardından şarkıyı 45’liğe dönüştürmek istediler. Yakın çevrelerinden bir isim, şarkıya Çoban Yıldızı ismini verdi. Usta besteci başlangıçta bu ismi beğenmemişti. Fakat sonradan beğenince ismi Çoban Yıldızı oldu. 

Melih Kibar ve Çiğdem Talu

Çoban Yıldızı ile büyük bir başarı yakalayan Melih Kibar, ilk 45’liğinin arka yüzünde Ferahnak isimli bir şarkıya yer vermişti. Şarkının ismi aslında bestelendiği ferahnak makamından geliyordu. Şarkının isminden de bestesinden de çok etkilenen isimlerden biri Çiğdem Talu‘ydu. Bu nedenle kendisiyle tanışmak istedi. Ve 25 Mayıs 1975 tarihinde Timur Selçuk aracılığıyla Kibar‘a ulaştı. Her ikisi de birbirlerini görür görmez çok sevdi. Böylelikle uzun yıllar devam edecek olan Melih Kibar-Çiğdem Talu aşkı ve işbirliği başladı. O yıllarda Çiğdem Talu, İngilizce öğretmenliği yapıyordu. Bir taraftan da arkadaşlarının ısrarıyla şarkı sözü yazmaya başlamıştı. Kendisi zaten edebiyatçı bir aileden geliyordu. Nitekim Türk edebiyatının usta isimlerinden Recaizade Mahmut Ekrem‘in torunuydu. Yazdığı ilk şarkı sözlerinden biri Nilüfer‘in seslendirdiği Ağlıyorum Yine‘ydi. Bununla birlikte Talu, Kibar‘la tanıştıktan sonra şarkı sözü yazma konusunda daha büyük bir özgüven hissetti. Çünkü ikilinin yaşadığı aşk, şarkıların sözleri ile müziği arasında mükemmel bir uyum yaratıyordu. 

Bu ikilinin birlikte yaptıkları ilk şarkı İşte Öyle Bir Şey şarkısıydı. Bu şarkı 1976 yılında Erol Evgin tarafından seslendirildi. 45’liğin arka yüzünde ise bir diğer Melih Kibar-Çiğdem Talu şarkısı olan Sevdan Olmasa vardı. Her iki şarkı da milyonların beğenisini kazandı ve yıla damgasını vurdu. Bu şarkılar sadece Erol Evgin‘in hayatı için değil, aynı zamanda bu ikilinin hayatında da yeni bir sayfa açtı. Aralarındaki güçlü aşk, şarkıların başarısını doğrudan etkiliyordu. Birinin kalemi, diğerinin kulağı çok güçlüydü. 1970’lerde birbirinden güzel şarkılara imza atarken en büyük ilham kaynakları da aralarındaki aşktı. Bir de Bana Sor, İçimdeki Fırtına, Söyle Canım, Hep Böyle Kal gibi şarkılar 1970’lerin romantizmine farklı boyutlar kazandırdı. Bu ikilinin şarkıları bu yıllarda başka isimler tarafından da seslendirildi. Örneğin Zerrin Özer, Füsun Önal, Nil Burak gibi isimler bunlardan sadece birkaçıydı. 

Sinema ve Tiyatro Dünyasında Melih Kibar

Melih Kibar‘ın bestecilik yeteneği, orkestra ve solo müziğin yanı sıra film müziği alanında da birçok başarıya imza atmasını sağladı. 1970’lerde Yeşilçam filmlerinde Melih Kibar‘ın film müzikleri, seyircinin filmlere gösterdiği ilgiyi arttırıyordu. Nitekim bu konuda en büyük başarıyı Hababam Sınıfı serisinin müzikleriyle elde etti. Usta yönetmen Ertem Eğilmez‘in unutulmaz Hababam Sınıfı serisinin film müziği bugün bile geniş kitlelerin gönlünde ayrı bir yere sahip. Yavaş çalındığında hüzünlü, hızlı çalındığında eğlenceli hale gelen bu beste, Melih Kibar‘ın müzikal becerilerinin adeta özeti niteliğinde. Daha sonra bu besteyle Melih Kibar, Altın Portakal Film Festivali‘nde en iyi film müziği kategorisinde ödül kazandı. Ayrıca Yeşilçam klasiklerinden Aile Şerefi, Gülen Gözler, Neşeli Günler gibi daha pek çok filme de besteleriyle ayrı güzellikler kazandırdı. Bunlara ek olarak Namuslu, Keriz, Karılar Koğuşu gibi filmlerin müzikleri de filmler kadar büyük ilgi gördü. Bu bestelerin her biri Türk halkının çeşitli duygu ve düşüncelerinin sinemada yankılanmasını sağladı. 

Kibar‘ın besteleri 1980’li yıllarda tiyatro sahnelerinde de seyirciyle buluştu. O yıllara damgasını vuran Hisseli Harikalar Kumpanyası müzikalinin besteleri Melih Kibar‘a aitti. Ayrıca Sersem Kocanın Kurnaz Karısı oyununun müziklerini de kendisi yapmıştı. Bu bestesi usta sanatçıya 2000 yılında Afife Tiyatro Ödülleri‘nde en iyi besteci ödülünü kazandırdı. 1983 yılına kadar Melih Kibar, Çiğdem Talu ile şarkı yapmayı sürdürdü. Ne var ki 28 Mayıs 1983 tarihinde Çiğdem Talu hayata gözlerini yumdu. Talu‘nun vefatının ardından Melih Kibar‘ın hayatının en zor dönemi başladı. Bu süreçte en büyük desteği yakın çevresinden gördü. Bir taraftan da müzikal çalışmalarını sürdürdü. Bu dönemde İlhan İrem‘le çalışmaya başladı. Ardından Pencere albümünün müzik direktörlüğünü yaptı. 1986 yılında sözleri İlhan İrem‘e, bestesi kendisine ait Halley şarkısı, Klips ve Onlar tarafından müzik severlerle buluştu. Bu şarkı Eurovision‘da Avrupa dokuzuncusu oldu. Nitekim bu başarı, o güne kadar Türkiye’nin Eurovision‘da kazandığı en büyük başarıydı. 

Melih Kibar ve Yadigar

2001 yılında Melih Kibar, Yadigar albümüyle müzik kariyerinin en başarılı çalışmalarını bir araya getirdi. Albümün ön yüzünde birbirinden ünlü isimler Kibar‘ın şarkılarını seslendirdi. Bu isimler arasında örneğin Candan Erçetin, Yaşar, Yeşim Salkım gibi isimler vardı. Aslında bu albüm gerçekten de Melih Kibar‘dan bizlere kalacak bir yadigardı. Kendisi uzun süredir kanser tedavisi görüyordu. Yadigar albümünü çok beğendi ve “Bundan sonra ölebilirim” diyerek arkasında büyük bir eser bıraktığını ifade etti. 7 Nisan 2005 tarihinde hayata gözlerini yumduğunda tüm sevenlerini derin bir üzüntüye boğdu. Oysa günümüzde hemen her akşam televizyonda yüksek reyting alan Yeşilçam filmlerinin müzikleriyle Melih Kibar, evlerimize konuk olmayı sürdürüyor. Üstelik eski kuşakların yanı sıra yeni kuşaklar da Kibar‘ın bestelerini dinliyor. Bu bestelerle duygu ve düşünce dünyalarını aydınlatıyor. Kâh hüzünlendiren, kâh neşelendiren, kâh heyecanlandıran besteleriyle Melih Kibar, popüler müziğimizin Çoban Yıldızı olmayı bundan sonra da sürdürecek. 

Tüm okurlarımızın her gününün bir başarı hikayesi ile geçmesini diliyoruz… 

İlgili yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir