Münir Özkul: Yeşilçam’ın Mahmut Hoca’sı…

Ülkemizin yetiştirdiği en önemli tiyatro ve sinema oyuncularından biri olan Münir Özkul, hepimizin saygı duyduğu ve özlemle andığı büyük bir değerimizdir. Sanat hayatına tiyatro sahnesinde başlayan Münir Özkul, 1960’lı yıllarda Yeşilçam’da önemli başarılara imza attı. Sinemadaki en büyük başarılarını ise 1970’li yıllarda gerçekleştirdi. Günümüzde birer kült haline gelen hemen tüm Yeşilçam klasiklerinde gördüğümüz Münir Özkul, toplamda 200’den fazla filmde rol aldı. Bu roller içinde en çok Hababam Sınıfı‘nın tatlı sert müdür muavini Mahmut Hoca rolüyle anıldı. Hayatının büyük bir bölümünü tiyatro sahnelerinde ve film setlerinde geçiren Münir Özkul, meddahlık geleneğini günümüze taşıdı. Sanat hayatı boyunca oyunlarında ve filmlerinde rolleriyle adeta bütünleşti. Oynadığı her rolle ardında kalıcı izler bıraktı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü vesilesiyle usta oyuncu Münir Özkul‘un hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. 

Münir Özkul kimdir?

Münir Özkul olarak bilinen Mustafa Münir Özkul, 15 Ağustos 1925 tarihinde İstanbul’un Bakırköy ilçesine bağlı Orta Sokak semtinde dünyaya geldi. Ablaları Saime ve Sıdıka‘dan sonra ailenin üçüncü ve tek erkek çocuğu olan Mustafa Münir ailenin göz bebeği haline geldi. Babası Binbaşı İbrahim Özkul ve annesi Hayriye Özkul, küçük Münir‘in ileride asker olmasını istiyordu. Bu nedenle eğitimiyle yakından ilgilendiler. Fakat içine kapanık bir çocuk olan Münir, insanlarla iletişim kurmaktan pek hoşlanmıyordu. Askerliğe de hiç ilgisi yoktu. Yapmaktan en çok keyif aldığı şey sinemaya gitmekti. Ailesiyle birlikte Bakırköy’ün meşhur Miltiyadi Sineması‘nda izlediği filmler onu adeta büyülüyordu. Küçük Münir henüz bu yıllarda oyuncu olmayı kafasına koymuştu. Ancak ailesine bunu kabul ettirmesi kolay olmayacaktı. Üstelik sinemaya gitmek için sürekli okuldan kaçtığı için bu durum derslerini de olumsuz etkiledi. Sonunda İstanbul Erkek Lisesi‘nden mezun olmayı başardı. Fakat meslek hayatını oyunculukla geçirme isteğinden geri adım atmaya niyeti yoktu. 

1940’lı yıllarda Türk sineması henüz yeterince gelişmemişti. Bu nedenle beyaz perdede yer alan yerli yapımların sayısı oldukça düşüktü. Vizyonda daha çok Amerikan ve Fransız filmleri yer alıyor, bu da sektöre yeni oyuncuların girmesini geciktiriyordu. Fakat yerli tiyatro sinemaya oranla daha gelişmiş bir alandı. Oyunculuğa ilgi duyan genç yetenekler için özellikle Halkevleri bir okul işlevi görüyordu. Bu yıllarda Münir Özkul, ilk sahne deneyimini Bakırköy Halkevi‘nde henüz 15 yaşındayken gerçekleştirdi. Tiyatro sahnesindeki bu ilk deneyimi, oyuncu olma isteğinin daha da artmasına yol açtı. Halkevi‘nde izlediği usta tiyatroculardan özellikle İsmail Dümbüllü, genç Münir‘i çok etkilemişti. Herhangi bir yazılı metne bağlı olmaksızın Dümbüllü‘nün gerçekleştirdiği canlı performanslar Münir‘i bu alana daha fazla yönlendirdi. Dümbüllü sayesinde yakından gözlemleme fırsatını bulduğu meddahlık geleneğini sonraki süreçte bizzat yaşatacaktı. Üniversite yıllarında bir taraftan okula devam etti. Bir taraftan da Halkevi‘nde çeşitli gösterilerde meddahlık yaptı. 

Münir Özkul ve Tiyatro

Liseden mezun olduktan sonra Münir Özkul, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi ve Edebiyat Fakültesi‘nde bir süre eğitim aldı. Bu dönemde en çok sanat tarihiyle ilgileniyordu. Fakat sonunda tiyatro sevgisi ağır bastı. Bu nedenle meslek hayatını oyuncu olarak sürdürmeye karar verdi. 1948 yılında girdiği Ses Tiyatrosu, Münir Özkul‘un tiyatro hayatında yeni bir dönüm noktasıydı. Bu kurum çatısı altında ilk olarak Aşk Köprüsü oyunuyla seyircinin karşısına çıktı. Kuruluşu 1885 yılına kadar uzanan Ses Tiyatrosu, Beyoğlu’nda meddahlık geleneğini sürdüren isimlerin buluşma adresiydi. Halep Pasajı‘nın arkasına inşa edilen bu tiyatroda Münir Özkul, yeteneğiyle kısa sürede dikkatleri çekti. Türk tiyatro ve sinema dünyasının önemli isimlerinden biri olan Muhsin Ertuğrul da bu yeteneği fark edenler arasındaydı. Nitekim Münir Özkul‘un yeteneğinden çok etkilenen Muhsin Ertuğrul, onu kendi yönetimindeki Küçük Sahne‘ye davet etti. Böylelikle Münir Özkul‘un tiyatro kariyerinde yeni bir sayfa açıldı. Muhsin Ertuğrul onun hem hocası, hem de yol arkadaşı oldu. 

Muhsin Ertuğrul yönetiminde Küçük Sahne‘de Münir Özkul, birbirinden önemli oyunlarda rol aldı. Bu oyunlar arasında Fareler ve İnsanlar (1951), Yaz Bekarı (1954), Çayhane (1955) gibi oyunlar vardı. Provalarda Muhsin Ertuğrul‘dan çok şeyler öğrenen Münir Özkul, oynadığı her rolle adeta bütünleşiyordu. Ne var ki Muhsin Ertuğrul‘un görevinden uzaklaştırılmasıyla birlikte Münir Özkul için yeni bir dönem başladı. 1958 yılında İstanbul Şehir Tiyatroları‘nda seyirciyle buluştu. Ardından Ankara Devlet Tiyatrosu‘nda sahneye çıktı. Bir yıl sonra Aksaray’da Bulvar Tiyatrosu‘nda kendi tiyatrosunu kurdu. 1962 yılına kadar bu sahnede oynadı. Bu dönemde en çok Jean Anouilh‘in Generalin Aşkı oyunuyla beğeni topladı. 1961 yılında sahneye koyduğu bu oyun, Münir Özkul‘un tiyatro çalışmaları içinde unutulmaz izler bıraktı. Bununla birlikte kendi tiyatrosunu kurmak mali sorunlar yarattı. Üstelik imkanları sınırlıydı. Bu nedenle çeşitli tiyatro topluluklarıyla turnelere çıktı. Bu turneler sayesinde Anadolu’yu adeta karış karış gezdi. 

Sinema Dünyasında Münir Özkul

Münir Özkul‘un sinema kariyeri, 1950 yılında Üçüncü Selim’in Gözdesi filmiyle başladı. Senaryosunu Nazım Hikmet ve İhsan İpekçi‘nin yazdığı bu film Münir Özkul‘un beyaz perdede göründüğü ilk filmdi. Bu filmin ardından 1951 yılında 5 filmde birden yer aldı. Bu filmlerin ortak özelliği, tarihsel şahsiyetleri anlatıyor olmasıydı. Bunlardan Barbaros Hayreddin Paşa filminde Mimar Selim‘i canlandırdı. Lale Devri filminde Şaban Çelebi rolünü oynadı. Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan filminde ise Sarı Sait‘e hayat verdi. Bununla birlikte bu filmler henüz beyaz perdede Münir Özkul isminin dikkat çekmesini sağlamamıştı. Sinema seyircisi ilk olarak 1952 yılında vizyona giren Edi ile Büdü filmindeki performansıyla Münir Özkul‘u ilgiyle takip etmeye başladı. Nitekim Edi karakteri sinema seyircisinin büyük beğenisini kazandı. Ardından Münir Özkul bu filmin tiyatro uyarlamasını yaptı. 1953 yılında vizyona giren Balıkçı Güzeli‘ndeki rolüyle beyaz perdede tekrar dikkatleri çekti. Ardından Halıcı Kız filmiyle seyirciyle buluştu. 

1950’lerin ikinci yarısında Münir Özkul, birçok aşk filminde rol aldı. Bunlardan Kalbimin Şarkısı filminde Münir rolüne hayat verdi. 1958 yapımı Altın Kafes filminde Zeki Müren ve Sadri Alışık ile başrolü paylaştı. Bir yıl sonra vizyona giren Gurbet filminde Zeki Müren ile tekrar başrolü paylaştı. 1960’lı yıllarda Münir Özkul, Yeşilçam’ın aranan isimlerinden biri haline gelmeye başladı. 1961 yılında Yumurcak filminde Fikret rolünü oynadı. Ardından Gönül Kuşu, Kahreden Kurşun, Kan Gövdeyi Götürüyor filmleriyle seyircinin karşısına çıktı. İlk olarak Altın Kafes filminde canlandırdığı Dört Duvar Ahmet rolünü, 1965 yılında Şekerli misin Vay Vay filminde tekrar canlandırdı. 1966 yapımı Bir Millet Uyanıyor filminde ise Tilki Onbaşı rolüyle beyaz perdede güzel bir başarıya imza attı. Bir yıl sonra Sürtüğün Kızı filminde Fatma Girik ile birlikte oynadı. Bu dönemde aynı zamanda da tiyatro kariyerini sürdürdü. Özel tiyatrolarla yolunun kesiştiği bu dönemde birbirinden önemli isimlerle sahneyi paylaştı. 

Münir Özkul ve Hababam Sınıfı

1970’li yıllarda Münir Özkul, hemen hepsi Yeşilçam klasiği haline gelen Ertem Eğilmez filmlerinde rol almaya başladı. Aradan yarım asır geçmesine rağmen günümüzde bile büyük beğeniyle izlenen bu filmler, Münir Özkul‘u sanat hayatının zirvesine taşıdı. Özellikle Hababam Sınıfı serisinde canlandırdığı Kel Mahmut karakteri, Münir Özkul‘un en beğenilen rolleri içinde ilk sıraya yerleşti. Bu seride Münir Özkul‘u Özel Çamlıca Lisesi‘nin müdür muavini rolüyle izledik. Filmde canlandırdığı tatlı sert müdür muavini rolü bir taraftan disiplinli bir eğitimci rolüydü. Bir taraftan da merhametli bir yöneticiydi. Disiplin ve merhameti mükemmel bir şekilde sentezlemesi, Münir Özkul ile Mahmut Hoca karakterini adeta özdeşleştirdi. Mahmut Hoca, aslında disiplinli bir yöneticiydi. Fakat gerektiğinde kendi kurallarını bizzat çiğniyordu. Diğer taraftan bu serinin oyuncu kadrosu da konusu kadar önemli ve başarılıydı. Hababam Sınıfı serisinde yer alan Adile Naşit, Tarık Akan, Kemal Sunal gibi isimler serinin gişe başarısını doğrudan etkiledi. 

Ertem Eğilmez‘in Hababam Sınıfı serisi, aslında Türk edebiyatının usta isimlerinden Rıfat Ilgaz‘ın eserinden bir uyarlamaydı. Nitekim Ilgaz‘ın Dolmuş dergisinde yayınladığı 73 kısa öyküden oluşan Hababam Sınıfı, aslında eğitim sistemindeki çarpıklıkları konu ediniyordu. Eser ilk olarak 1966 yılında oyunlaştırıldı. Ardından Ulvi Uraz Tiyatro Topluluğu tarafından sahnelendi. Oysa Hababam Sınıfı‘nın sinema uyarlaması oldukça zor bir yayın süreci geçirdi. Çünkü ilk denemede sansüre takıldı. Daha sonra Umur Bugay tarafından yeniden senaryolaştırılarak sansürden geçti. Bu uyarlamada Umur Bugay, sansür baskısı nedeniyle eserdeki toplumsal eleştirileri senaryodan çıkarttı. Bu nedenle eser bir tür eğlencelik komedi haline geldi. Hatta bu yüzden Rıfat Ilgaz ustamızın bazı eleştirilerine maruz kaldı. Aslında eserdeki tüm karakterler, Ilgaz‘ın hayatında tanıma fırsatı bulduğu kişileri yansıtıyordu. Mahmut Hoca karakteri de aslında Kastamonu Muallim Mektebi‘nden hocası Nihat Dicle‘ydi. Yıllar sonra Nihat Dicle‘yle bir araya gelen Rıfat Ilgaz, buluşma sırasında duygu dolu anlar yaşadı. 

Yeşilçam Melodramlarında Münir Özkul

1970’li yıllarda Münir Özkul, rol aldığı melodramlarla Yeşilçam’a adeta damgasını vurdu. 1972 yılında vizyona giren Sev Kardeşim‘deki Mesut Güler rolü büyük beğeni topladı. Daha sonra Altın Portakal Film Festivali‘nde bu rolüyle en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandı. Bu dönemde oynadığı melodramların hemen hepsi Türk sinemasında unutulmaz izler bıraktı. Bunlar içinde örneğin Mavi Boncuk (1974), Bizim Aile (1975), Aile Şerefi (1976) gibi filmler aradan geçen yarım asır sonra bile beğeniyle izlenmekte. Münir Özkul‘un birlikte en fazla rol oynadığı isimlerden biri ise Adile Naşit‘ti. Türk sinemasında daha çok anne rolünde izlediğimiz Adile Naşit, oyunculuğunu özellikle sevgi ve merhamet gibi değerler üzerine inşa ediyordu. Aile konulu filmlerde Münir Özkul ise özellikle baba rolüyle seyircinin karşısına çıktı. Bu rollerde ailesini zorlu koşullara rağmen geçindiren ve koruyan baba tipini başarılı şekilde canlandırdı. Tatlı sert mizacıyla hayat verdiği bu roller, sosyolojik bakımdan geleneksel baba rolüyle örtüşüyordu. 

Yeşilçam melodramlarında Münir Özkul, Türk halkının aile kurumuna ve babalık rolüne verdiği değeri başarılı bir şekilde yansıttı. Hayatı boyunca özellikle bu nedenle pek çok ödüle layık görüldü. Nitekim Yaşar Usta rolüyle 1977 yılında Azerbaycan Film Festivali‘nde kazandığı özel ödül bunlardan sadece biriydi. Dahası sinemaya devam ederken tiyatrodan da kopmadı. Böylelikle filmlerinin yanı sıra oyunlarında da tatlı sert baba rolünü başarıyla canlandırdı. 1978 yılında Şehir Tiyatroları‘na geri döndü. Bir taraftan da Haldun Dormen Tiyatrosu‘nda rol aldı. Bu dönemde Sersem Kocanın Kurnaz Karısı oyunundaki rolüyle Avni Dilligil ödülünü kazandı. Aynı zamanda da Ulvi Uraz, İsmet Küntay ve İsmail Dümbüllü ödüllerine layık görüldü. Ayrıca Sadri Alışık ve Şükran Güngör gibi isimlerle aynı sahneyi paylaştı. 1980’lerin ikinci yarısında ise Ferhan Şensoy yönetimindeki Ortaoyuncular topluluğuna katıldı. Oyunları içinde özellikle İstanbul’u Satıyorum beğenildi. Daha sonra video filmleri ve televizyon dizileriyle sevenleriyle buluştu. 5 Ocak 2018 tarihinde hayata gözlerini yumdu. 

Tüm okurlarımızın her gününün bir başarı hikayesi ile geçmesini diliyoruz… 

İlgili yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir