Nejat Eczacıbaşı: Cumhuriyet’in aydın iş adamı…

Türkiye’nin sanayileşme ve kalkınma sürecinde Nejat Eczacıbaşı‘nın çok önemli bir yeri var. Başta ilaç, yapı gereçleri, sağlık bakım ürünleri ve temizlik kağıtları olmak üzere Türkiye’de pek çok alanda Nejat Eczacıbaşı‘nın izlerini görebiliriz. Cumhuriyet’in değerleriyle yetişen ve “muasır medeniyetler seviyesine ulaşma” idealine yürekten inanan Nejat Eczacıbaşı, bu ideali gerçekleştirme yolunda sayısız başarılara imza attı. Ofix.com sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da her Pazartesi yer verdiğimiz başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Cumhuriyet’in aydın iş adamı Nejat Eczacıbaşı‘nın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız.

Osmanlı’nın Son Yılları ve Eczacıbaşı Ailesi

Nejat Eczacıbaşı‘nın babası Süleyman Ferit Bey, 1885 yılında İzmir’in İkiçeşmelik semtinde dünyaya geldi. 1900 yılında İzmir Sultani İdadisi’ni başarıyla bitirdi. 1903 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’ne bağlı Eczacılık Yüksek Mektebi’ni tamamlayarak eczacı diplomasını aldı. İzmir’e döndüğünde, kendi eczanesini kurmak istiyordu. Fakat Guraba-i Müslimin Hastanesi’nde ikinci eczacı olarak göreve başladı. Büyük fedakarlıklarla sürdürdüğü bu görevi sırasında, ülkemizdeki ilk yerli ilaç ve kozmetik üretimini gerçekleştirdi ve yöre insanının büyük takdirini kazandı. Bu başarıları sonucunda, 1905 yılında hastanenin başeczacısı olarak atandı.

1911 yılında Süleyman Ferit Bey, İzmir’in tanınmış tüccarlarından Caferizade Kemal Bey‘in büyük kızı Saffet Hanım‘la evlendi. Aynı yıl, Kemeraltı semtinde bulunan Şifa Eczanesi’ni Moraiti isimli bir Rum eczacıdan 250 altın karşılığında satın aldı. Hükümet Konağı’nın hemen yanında bulunan Şifa Eczanesi, kısa sürede yalnızca İzmir’in değil, hemen tüm Ege bölgesinin en önemli sağlık merkezlerinden biri haline geldi. Üretimini gerçekleştirdiği ilaçlar, o döneme kadar geleneksel yöntemlerle sürdürülen tedavi süreçlerine modern eczacılık yöntemleriyle yepyeni bir nitelik kazandırdı. Şifa Eczanesi’ni devralmadan önce başladığı kolonyacılık işini de artık kendi eczanesinde sürdürdü ve geniş halk kesimlerinin ilaç ve kozmetik ürünlere ulaşmasını kolaylaştırdı.

Nejat Eczacıbaşı, 5 Ocak 1913 tarihinde İzmir’de dünyaya geldi. Bu dönemde Süleyman Ferit Bey, askeri hastanelerde kolera ve tifüs salgınlarına karşı yoğun bir mücadele vermekteydi. Ki bu mücadelesinden dolayı daha sonra Harp Madalyası’na layık görüldü. İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesinin ardından Eczacıbaşı ailesi, İstanbul’un Beylerbeyi semtine yerleştiler. Küçük Nejat, ilkokul eğitimini evlerine gelen özel öğretmenlerden aldı. 1921 yılında İzmir’e döndüklerinde, önce İtalyan Okulu’nda, 1924-1927 yılları arasında ise Amerikan Koleji’nde eğitimini sürdürdü.

Cumhuriyet Döneminde Nejat Eczacıbaşı

Nejat Eczacıbaşı‘nın ilk gençlik yılları, yeni kurulan Cumhuriyet’in yokluk dönemine isabet etmişti. Nitekim Cumhuriyet, büyük yokluklar içinde bir taraftan kurtuluş mücadelesi vermiş, bir taraftan da Osmanlı’nın borçlarını ödemek zorunda kalmıştı. Türk milletinin başta ekonomi ve kültür olmak üzere her alanda yükselişi için tüm olanakları seferber eden Cumhuriyet’in yetişmiş insan gücüne olan ihtiyacı Süleyman Ferit Bey‘i, oğlunu yurt dışında okutması konusunda teşvik etti. Ve genç Nejat, Almanya’da Heidelberg Üniversitesi’ne gönderildi. Okulu 2 yıl içinde bitirdi, hemen ardından Amerika’da Chicago Üniversitesi’nde yüksek kimya eğitimi gördü. 1935 yılında Almanya’ya döndü ve Berlin Üniversitesi’nde kimya alanında doktora yaptı.

Genç Nejat‘ın hayatındaki dönüm noktalarından biri, eğitimi devam ederken babasıyla birlikte Almanya’daki Bayer fabrikasına yaptıkları bir gezi sırasında gerçekleşti. Nitekim, Bayer fabrikasını ortaya çıkartan eczaneyi gördüklerinde, baba ve oğlun aklından aynı şey geçiyordu. İzmir’deki Şifa Eczanesi, bu eczaneden çok daha büyüktü ve sahip olduğu imkanlarla daha fazla sayıda insana hizmet veriyordu. Bu eczaneyi Bayer‘den daha büyük bir fabrikaya dönüştürmek konusunda baba ve oğul, önlerinde hiçbir engel olmadığını anlamışlardı. Gençliği boyunca babasından duyduğu “Kazandığımı kentime iade edeceğim” sözünü genç Nejat, Bayer örneğiyle “Kazandığımı ülkeme iade edeceğim” mottosuna dönüştürdü.

Yurda döndüğünde Nejat Eczacıbaşı, Cumhuriyet’in “muasır medeniyetler seviyesine ulaşma” ideali doğrultusunda çalışmalarını yoğunlaştırdı. İstanbul’da açtığı laboratuvarda, o dönemde ülkemizde en çok sıkıntısı çekilen vitamin hapları ve vitaminli bebek maması üretimine başladı. Askerlik görevini yerine getirdiği Gülhane Askeri Hastanesi’nde, Türkiye’de büyük eksikliği çekilen insülini üretmeyi başardı. Bu dönemde ayrıca, ordunun ihtiyaç duyduğu elektrolitik bakır üretimi konusunda görevlendirildi. İstanbul Kartal’da kurulan ilk tesis, daha sonra Eczacıbaşı Topluluğu olarak anılacak yapının ilk adımını atmıştı. Elektrolitik bakır üretiminde alınan başarılı sonuçların ardından Eczacıbaşı, bu yıllarda eksikliği çekilen kahve fincanı gibi seramik mutfak eşyalarının üretimine başladı.

“Sağlıklı yaşam için öncü olmak…”

II. Dünya Savaşı yıllarında Türkiye’de ithalat durma noktasına gelmişti. Cumhuriyet’in ilanından bu yana geçen sürede yerli üretim istenilen düzeye ulaşmamış, pek çok üründe dışa bağımlılık devam etmişti. Yapı gereçlerinden sağlık ürünlerine kadar hemen her alanda yaşanan yokluk, Nejat Eczacıbaşı‘nın ülkesine ve milletine duyduğu sorumluluk duygusunu daha da arttırmıştı. Bu dönemde Eczacıbaşı, Galata’da Mumhane Caddesi’ndeki Aya Andrea Hanı’nda küçük bir ilaç imalathanesi kurdu. 5 odalı ve 10 işçinin çalıştığı bu imalathane, tıpkı daha önce Süleyman Ferit Bey‘in yaptığı gibi “sağlıklı yaşam için öncü olmak” misyonunu yerine getirecekti. 

Nejat Eczacıbaşı bu misyonu, 1952 yılında İstanbul’da kurulan Türkiye’nin ilk modern ilaç fabrikasıyla daha üst bir noktaya taşıdı. Nitekim bu fabrikada, savaş nedeniyle ithalatı yapılamayan antibiyotiklerden hormon ve vitaminlere, mineral bileşimlerinden kalp damar sistemi ilaçlarına kadar çok sayıda ilacın üretimi gerçekleştirildi. Üstelik, eczacılık alanında yurt dışında kaydedilen gelişmeleri yakından takip eden Eczacıbaşı, Avrupa’da ortaya çıkan pek çok ilacın benzerlerini Türkiye’de üretip halkın hizmetine sunmayı başardı. Ki bu sayede, ülkemizde ilaç sanayisi hızlı bir gelişim ivmesi yakaladı ve sağlık harcamalarında önemli bir düşüş meydana geldi.

Eczacıbaşı‘nın öncülük yaptığı alanlardan bir diğeri de seramik sağlık gereçleri alanıydı. Ülkemizde sanayileşme ve kalkınma sürecinin devlet eliyle teşvik edildiği bu yıllarda nüfus hızlı artıyor, kırsaldan büyük şehirlere göç yaşanıyor, kentleşme konusunda büyük atılımlar yapılıyordu. Eczacıbaşı‘nın 1942 yılında Kartal’da kurduğu ilk atölyede, yalnızca 8 kişi çalışıyor ve seramik mutfak gereçleri üretiyordu. Oysa, ülkemizde lavabo ve klozet gibi seramik sağlık gereçlerine yönelik ilgi ve talep artıyor, yeni yatırımlar devlet tarafından teşvik ediliyordu. Bu süreçte Eczacıbaşı, Türkiye’nin ilk modern seramik sağlık gereçleri fabrikasını 1958 yılında Kartal’da kurdu.

Seramikten temizlik kağıtlarına…

Eczacıbaşı‘nın Kartal’da kurduğu seramik fabrikası, 1960’lı yıllarda hızlı bir büyüme ivmesi yakaladı. Fabrikanın çalışanları arasında yapılan oylama sonucu, marka ismi 1966 yılında VitrA olarak konuldu. Fabrika büyümeye devam ederken, 1969 yılında 180 milyon lira ödenmiş sermayeyle Eczacıbaşı Holding kuruldu. Holding bünyesinde Levent’teki ilaç fabrikası ile Kartal’daki seramik fabrikası esas kuruluşlardı. Holdingin iştirakleri arasında ise Kaynak Tekniği Sanayi ve Ticaret A.Ş., Dosan Konserve ve Ticaret A.Ş., Ansa Antibiyotik ve İlaç Hammaddeleri Sanayi A.Ş., Tam Sigorta A.Ş. gibi şirketler vardı. 1974 yılında Eczacıbaşı, 80 milyon lira sermayeyle Eczacıbaşı Yatırım Holding A.Ş.‘yi kurdu.

Bu dönemde Nejat Eczacıbaşı, farklı bir alanda daha öncülük misyonunu yerine getirdi. Nitekim, II. Dünya Savaşı döneminde Avrupa’da hızla yaygınlaşan temizlik kağıtları, 1960’lı yıllara kadar Türkiye’de henüz tanınmıyordu. 1969 yılında Eczacıbaşı Holding bünyesinde kurulan İpek Kağıt, temizlik kağıtlarını Türk insanıyla tanıştırmak üzere çok büyük bir hamle başlattı. Markaya Selpak isminin konulması ise daha önce VitrA örneğinde olduğu gibi, fabrika çalışanlarının önerisi doğrultusunda gerçekleşti. Kağıdın ham maddesi olan selülozun “Sel” eki ile temizliği çağrıştıran “pak” sözcüğünün birleştirilmesiyle Selpak sözcüğü türetildi. Türkiye’nin ilk temizlik kağıdı üretimi, Karamürsel’de faaliyete başlayan İpek Kağıt tesislerinde gerçekleştirildi.

Kağıt mendilleri Nejat Eczacıbaşı, Avrupa’da sürdürdüğü eğitimi sırasında görüp çok beğenmişti. Bu dönemde askerlerin tedavisinde kullanılan pamuğun temin edilmesi çok zordu ve pamuğun yerine emici bir bandaj kullanılmaya başlanmıştı. Üretici firma bu bandaja, “selülozlu pamuk” anlamına gelen “cellucotton’s” ismini vermişti. 1960’lı yıllarda bu ürünlere yönelik ilgi artmış, farklı ihtiyaçlara uygun temizlik kağıtları piyasaya sunulmuştu. Özellikle de gösteri dünyasındaki kadınlar, makyajlarını silmek için temizlik kağıtları kullanmaya başlamıştı. Zamanla bu ürünler, Avrupa’da erkekler arasında da kullanılmaya başlanmıştı.

Temizlik Alışkanlıklarında Büyük Değişim

1970’li yıllarda Nejat Eczacıbaşı, Türk halkının temizlik kağıtlarıyla tanışmasını sağladı. Başka deyişle Selpak markası, piyasada yalnızca yeni bir ürün değil, aynı zamanda da yeni bir temizlik anlayışının mihenk taşıydı. Piyasaya ilk olarak tuvalet kağıtları sunuldu, çok geçmeden kağıt mendiller geldi. Bu döneme kadar kullanımı oldukça yaygın olan bez mendiller, zaman içinde birer aksesuara dönüştü. Hemen her kesimden geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmayı başaran kağıt mendiller, ülkemizde mendil kullanım alışkanlığını tümüyle değiştirdi.

Bununla birlikte, Selpak ürünleri temizlik konusunda yalnızca kolay kullanım imkanı ve uygun fiyat avantajı sağlamadı, aynı zamanda da temizlik kağıtlarının cilt için besleyici özelliklere sahip olabileceğini gösterdi. Ciltte özellikle de enfeksiyonlara bağlı olarak gelişen kızarıklık ve yanma hissine karşı Selpak mendilleri, özel E vitamini desteği ve losyonlarla iyileştirici etkilerde bulunuyordu. Tüm cilt türlerinde rahatlama etkisi yaratan bu durum, Selpak ürünlerinin pazar gücünü arttırmasına önemli bir katkı yaptı. Bu ürünlerin zaman içinde geliştirilen antibakteriyel formülü ve süper soft yapısı, kişisel hijyen alanında Selpak‘ı lider konuma getirdi.

2000’li yıllarda Selpak markası, ev dışı tüketim kanallarına giriş yaptı ve endüstriyel alanlar için geliştirdiği ürünlerle pazar payını genişletti. Bir dönem yabancı ortaklık sistemiyle çalışan İpek Kağıt, Georgia-Pacific‘in Avrupa pazarından çıkma kararı almasının ardından 2012 yılında ortaklık hisselerini satın alarak yeniden tümüyle yerli bir şirket haline geldi. Bu dönemde Selpak tümüyle yenilendi ve yeni bir logonun yanı sıra, yeni bir ambalaj tasarımı kazandı. Bu döneme kadar yalnızca havlu kategorisindeki ürünlerinin emicilik özelliğini yansıtmak için kullanılan fil simgesi, tüketicilerin bunu markayla özdeşleştirmesi sonucu Selpak‘ın marka ikonu haline geldi.

Eğitim ve Kültür Hayatımızda Nejat Eczacıbaşı

Nejat Eczacıbaşı ülkemizde ilaç, yapı gereçleri, sağlık bakım ürünleri ve temizlik kağıtları alanlarında yaptığı yatırımlara ek olarak, eğitim ve kültür hayatımızda da çok önemli başarılara imza attı. Eczacıbaşı‘na göre iş adamının topluma karşı en önemli görevlerinden biri, toplumsal sorunlara eğilmekti. Türk toplumunun en önemli sorunlarının merkezinde eğitim ve kültürün olduğunu düşünen Eczacıbaşı, insanın tek başına hiçbir şeyi yapamayacağına inanıyor, onunla aynı görüşü paylaşan insanların katkıları olmasaydı bu noktalara hiçbir zaman gelemeyeceğini biliyordu.

Bu düşünceler doğrultusunda, eğitim ve kültür alanında çok sayıda sosyal girişimin öncülüğünü yaptı. Kurucusu olduğu İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı, bu girişimler arasında çok özel bir yere sahip. Kâr amacı gütmeyen ve kamu yararına çalışan bu kurum, 1973 yılından bu yana İstanbul’un ve ülkemizin kültür ve sanat hayatını zenginleştiren pek çok organizasyona imza attı. Düzenli olarak gerçekleştirdiği müzik, film, tiyatro ve caz festivalleri, yarışmalar ve çeşitli etkinliklerle İKSV, alanlarının usta isimleri sanat severlerle buluşmaya günümüzde de devam ediyor.

1978 yılında kurulan Nejat Eczacıbaşı Vakfı ise müzik alanında olağanüstü yetenekli genç sanatçıların yurt dışındaki eğitimlerine katkılarda bulunuyor. 1967 yılında kurucu kadrosunda yer aldığı Türk Eğitim Vakfı, eğitim görmek isteyen fakat maddi gücü yeterli olmayan öğrencilere maddi destek sağlıyor. Bunlar gibi çok sayıda sosyal girişimi hayata geçiren ve 6 Ekim 1993 yılında hayata gözlerini yuman Nejat Eczacıbaşı, Avrupa Konseyi ve Almanya Federal Cumhuriyeti’nden madalya ve liyakat nişanı ile Türk Kızılay Derneği’nden şeref madalyası almıştı.

Ofis dostu Selpak ürünleri Ofix.com’da!

Cumhuriyet’in aydın iş adamı Nejat Eczacıbaşı‘nın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix.com verilerine göre ofislerin en sık sipariş verdiği Selpak ürünlerinden ilk üçte yer alanları kısaca tanıtacağız. Kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için burayı tıklayabilirsiniz.

Selpak Professional Kağıt Havlu

Listemizin ilk sırasında, Selpak Professional kağıt havlu var. Paket içi miktarı 8 rulo olan bu ürünler 2 katlı. Ürünlerin eni 23, boyu 13.4 cm, yaprak sayısı ise 84. Klasik havlulardan farklı olarak kullan-at özelliğine sahip bu ürünler, ofis gibi toplu yaşam alanlarında temizlik ve hijyen sağlamada oldukça kullanışlı. Yüksek emiş gücüne sahip bu ürünleri ofisinizde kurulama ve toz alma amacıyla da rahatlıkla kullanabilirsiniz. Ürün sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Selpak Professional Kutu Mendil

Listemizin ikinci sırasında, Selpak Professional kutu mendil var. 50 yapraklı bu ürünler, özel antibakteriyel formüle, E vitamini destekli özel losyona ve süper soft bir yapıya sahip. Ofisinizde rahatlıkla kullanabileceğiniz bu ürünleri isterseniz araba ve evinizde de rahatlıkla kullanabilirsiniz. Dayanıklı kutusu olası deformasyonlara karşı mendillerin korunmasını sağlıyor. Ürün sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Selpak Professional Peçete

Listemizin üçüncü sırasında ise Selpak Professional peçete var. Beyaz renkli, 33 x 33 cm ölçüsünde ve 2 katlı bu ürünlerin paket içi miktarı 100 yaprak. Yumuşak yapılı ve yüksek emicilik gücüne sahip bu ürünleri ofisinizde olduğu kadar evinizde de her an elinizin altında bulundurmak isteyebilirsiniz. Ürün sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Ofix.com‘da satışını yaptığımız diğer Selpak ürünlerini buradan inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz…

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir