Ofiste organik yaşam nasıl mümkündür?

Organik yaşam kavramını ne sık duyuyoruz, öyle değil mi efendim!?… Organik yaşam, özellikle de beyaz yakalılar arasında son yılların en önemli sağlık trendlerinden biri. Bu kavram ilk ortaya çıktığında, üretimde ve beslenme alışkanlıklarında geleneksel yöntemlere dayalı bir besin zincirine duyulan özlemi ifade ediyordu. Zaman içinde anlam genişlemesine uğradı ve bugün artık doğal olmayan her şeye karşı bir eleştiri niteliğini aldı. Peki, ofiste organik yaşam nasıl mümkündür? Ofix Blog’da bugünkü yazımızda bu konuyu ele alacağız.

Organik yaşam nedir?

Öncelikle organik yaşam kavramını biraz açalım efendim. Başta da belirttiğimiz gibi organik yaşam aslında, geleneksel yöntemlere dayalı bir besin zincirine göndermede bulunuyordu. 2000’li yıllarda üretimde kullanılan hormon ve katkı maddeleri ile genetiği değiştirilmiş organizmalar gündemde üst sıralara çıkınca, organik yaşam kavramını daha sık duyar olduk. Organik yaşam çiftliği, organik yaşam köyü, organik yaşam festivali gibi organizasyonların sayısı zaman içinde arttı. Organik yaşam felsefesi hakkında pek çok kitap yazıldı.

Bu gelişmelere bağlı olarak organik yaşam kavramı bugün artık, doğal olmayan her şeye karşı bir eleştiri niteliği kazandı. Gazete haberlerinden televizyon programlarına, radyo konuşmalarından sosyal medya yazışmalarına kadar her alanda organik yaşam ifadesini görmeye başladık. Bugün artık organik yaşam, her türlü yapmacık ve sahte duygu ve düşüncenin bir kenara bırakılarak insanın kendi doğasına dönüşünü ifade ediyor.

Yüzlerce yıllık birikime dayalı olarak hızla ilerleyen bilim ve teknoloji, gerek özel hayatımızda, gerekse iş hayatımızda pek çok sorunu beraberinde getirmekte. Modern iş hayatı, mümkün olan en kısa sürede en fazla artı değeri üretme esası üzerine kurulu. Bu nedenle, ciddi sağlık sorunları yaşanıyor, sosyal ilişkiler zayıflıyor, yabancılaşma duygusu artıyor. Teknoloji bağımlılığı en çok beyaz yakalılar arasında görülüyor. Oysa, günde onlarca kez e-posta hesabımıza bakmadan da yaşayabiliriz. Eskiden olduğu gibi sağlıklı beslenebilir, spor yapabilir, sosyal ilişkilerimize özen gösterebiliriz. Ofiste organik yaşam kavramı, işte tüm bunları kapsıyor.

Ofiste organik yaşam için ilk kural sağlıklı beslenmedir.

Sağlıklı beslenme denince akla gelen ilk şey kilo vermek oluyor efendim. Kilo verme ihtiyacı hissettiğimizde, sağlıksız beslendiğimizi anlamış oluyoruz aslında. Nitekim sağlıklı beslenme, hem bir iyileşme aracıdır, hem de koruyucu hekimliğin gereğidir. Ve bu konuda ezbere hiçbir adım atmamak gerekir. Çünkü, insanın doğal varlık yapısı itibariyle metabolizmanın işleyiş özellikleri aynı olsa da verdiği tepkiler farklıdır.

Örneğin yumurta, pek çoğumuz için sağlıklı bir besindir, fakat bazılarımızda alerjik etkiler gösterebilir. Aynı şekilde, pek çoğumuz için antioksidan kaynağı olan çilek, bazılarımızda yüksek kaşıntı veya burun akıntısı gibi semptomlara yol açabilir. Metabolizmamızın verdiği tepkiler farklı olduğu içindir ki, aynı diyeti uygulayan iki kişiden biri incecik olabilirken, diğeri kilo kaybetmeyebilir. Dolayısıyla, sağlıklı beslenebilmek için her türlü hazır ve ezbere diyet, tarif ve reçeteden uzak durmalıyız.

Ofiste organik yaşam için, gün içinde aldığımız kalori miktarının harcadığımız kaloriyle dengeli olması gerekir efendim. Masa başı işler yapıyorsak ve tüm günümüz neredeyse hiç hareket etmeden geçiyorsa, hızlı kilo almamız şaşırtıcı olmayacaktır. Ve maalesef bu durum, başta diyabet olmak üzere pek çok sağlık sorununu beraberinde getiriyor. Pankreasın yağlanması sonucu, kanda şeker seviyesini kontrol eden beta hücrelerinde baskı oluşuyor. Sağlıklı beslenmek için, pankreas yağlanmasına yol açabilecek her türlü gıdadan uzak durmalıyız. Üstelik, Tip 2 diyabet hastasıysanız ve fazla kilonuz varsa, mutlaka kilo vermeniz gerekir. Hazma yardımcı olan bitki çayları ve maden suyu gibi içecekleri fazla tüketmemeye de dikkat etmelisiniz.

Öğün atlamamak ve fast food yiyeceklerden uzak durmak gerekir.

Hızlı geçen iş temposu içinde maalesef yemek yemeye vakit bulamadığımız durumlar oluyor efendim. Fakat ne olursa olsun, öğün atlamamalı ve toksik kalori içermeyen yiyecekleri tercih etmeliyiz. Yapılan bilimsel araştırmalara göre, günlük ortalama aldığımız kalori miktarı 100 yıl öncesinden fazla değil. Ancak günümüzde, özellikle de fast food yiyecekler nedeniyle toksik kalori alımı çok yüksek düzeyde. 100 yıl önce günlük 2-3 bin kalorilik bir beslenme alışkanlığı tehlike yaratmıyordu. Oysa, günümüzde bu miktarlar fast food yiyeceklerden alındığı için ve çok az hareket edildiği için ciddi sağlık sorunları ortaya çıkıyor. 

Geleneksel beslenme alışkanlıklarını giderek kaybeden bir toplumda yaşıyoruz efendim. Fast food ağırlıklı beslendiğimiz için ülkemizde obezite hızlı bir artış göstermekte. Amerika’da başlayıp Avrupa’ya, oradan da bize yayılan obezite artışı, yanlış beslenme alışkanlıklarımızın bir sonucu. Uzmanlara göre böyle devam ederse, 25-30 yıl sonra ülkemizde 2 kişiden biri obez olacak. Öğün atladığımızda uzun süre aç kalan vücut, yüksek kalorili yiyeceklere yöneliyor. Fakat, bu yiyeceklerle vücudumuzda biriken glukoz ve fruktoz, pankreasımıza zarar veriyor. İnsülin patlamaları ve hipogliseminin hızla artmasının esas nedeni bu.

Toksik kalorili yiyecek tüketimi, yalnızca obeziteyi değil, aynı zamanda koroner hastalık ve kanser risklerini de beraberinde getiriyor efendim. Genç yaşlarda geçirilen kalp krizleri, hipertansiyon atakları, uyku bozuklukları, depresyon gibi hastalıklar, toksik kalorili yiyecekler nedeniyle son yıllarda hızlı bir artış göstermekte. Oysa, öğün atlamadığımızda ve sağlıklı beslendiğimizde ofiste organik yaşam için büyük bir mesafe kat edebiliriz. 

Uykusuzluk ofiste organik yaşam için büyük bir engeldir.

Sağlıklı bir yaşam için günde yaklaşık 6-8 saat uyumak gerekir efendim. Genetik farklılıklara bağlı olarak bu süre 3-4 saate kadar düşebilir. Fakat, böyle bir farklılığa sahip değilseniz, günde 6 saatten az uyuduğunuzda ciddi sağlık risklerine davetiye çıkartmış olursunuz. Uykuda geçirmeniz gereken süreyi uyanık olarak geçirdiğinizde, kandaki kortizon üretimi şeker dengesini bozuyor. Artan şeker miktarı nedeniyle, böbreküstü bezlerden daha fazla kortizon salgılanıyor. Bunun doğal bir sonucu, gece gelen açlık atakları. Ve gece atıştırması sonucu alınan kaloriler önce karaciğerde, sonra göbekte, sonra da kalçada yağ olarak birikiyor.

Uykusuzluğun çeşitli nedenleri olabilir efendim. Sık seyahat ediyorsanız ve zaman farkı olan yerlere gidip geliyorsanız, vardiyalı çalışıyorsanız, kronik bir hastalığınız varsa ve sürekli ilaç kullanıyorsanız, uykusuzluk sorununu akut veya kronik olarak yaşıyor olabilirsiniz. Fakat, alabileceğiniz basit birtakım önlemlerle bu konuda belli bir iyileşme sağlayabilirsiniz. Örneğin, yatmadan önce aç veya tok olmamalısınız, gün içinde fazla çay ve kahve tüketmemelisiniz. Akşam saatlerinde heyecanlı aktivitelerden kaçınmalısınız, her akşam yatağa aynı saatte girerek biyoritminizi korumalısınız.

Uykusuzluk sorunu, gün içinde enerjinizi ciddi oranda düşürür efendim. Enerjinizi arttırmak için tüketeceğiniz besin ve içeceklerin hiç biri, sağlıklı bir uykunun yerini tutmaz. Eğer akut veya kronik uykusuzluk sorununuz varsa, ofiste gün içinde kısa uykularla bu sorunu geçiştirmeye çalışmamalısınız. Mutlaka bir hekime danışmalı, bu sorunu kesin olarak çözme yoluna gitmelisiniz. Sağlıklı bir uyku düzeniniz oluştuğunda, ofiste organik yaşam için önemli bir şartı daha yerine getirmiş olacaksınız.

Ofiste organik yaşam için egzersizler çok önemli.

Masa başı işlerde çalışan beyaz yakalılar arasında hızla artan kas ve eklem ağrılarının büyük bir bölümü, gün içinde yeterince hareket etmemekten kaynaklanıyor efendim. Ofise özel aracınızla veya toplu taşıma araçlarıyla geliyorsanız, aslında en kolay ve en faydalı spor olan yürüyüşten biraz mahrum kalıyorsunuz demektir. Tüm günü masa başında geçirmek yerine öğle paydosunda bir miktar yürüyüş yapmak, işe gelip giderken bir durak erken inmek gibi basit önlemlerle hareketsiz bir yaşama son verebilirsiniz.

Düzenli yürüyüşler yapmak istiyorsanız, beton veya asfalt gibi sert yüzeyler yerine toprak zeminleri tercih etmelisiniz. Sert yüzeylerde yapılan yürüyüşler, dizde menisküse ve bel fıtığına yol açabilmekte. Ofiste yapabileceğiniz en basit egzersizler ise başı yavaşça öne, arkaya ve yanlara doğru eğmek, omuzları yukarı doğru 3 saniye kaldırmak, öne ve arkaya doğru hareket ettirmek şeklinde basit egzersizlerdir. Ayrıca, elleri açıp kapamak, ayak bilekleriyle dairesel hareketler çizmek, beli yanlara ve geriye doğru esnetmek de oldukça faydalı.

Ofiste organik yaşam için egzersiz yaparken, her gün aynı saatte aynı egzersizleri yapmak yerine, farklı saatlerde farklı egzersizler yapmalısınız. Çünkü vücudumuz, doğal yapısı itibariyle, hareket konusunda oluşan kaos karşısında daha güçlü tepkiler veriyor. Ve biriken yağları daha hızlı bir şekilde yakıyor. Egzersizlerin hızı da farklı olmalı. Aynı tempo yerine hızlanıp yavaşlayan egzersizler, metabolizma üzerinde daha faydalı.

Zaman yönetimi ve öfke kontrolüne özen göstermelisiniz.

Modern iş hayatı, kısa sürede büyük başarılar elde etme esasına dayanıyor efendim. Bunun için, günlük iş miktarımız hemen her gün artıyor, zamanında yetişmeyen proje veya raporlardan dolayı strese giriyor ve öfke kontrolümüzü kaybedebiliyoruz. Ofis ortamı içinde yaşadığımız sorunların önemli bir bölümü, zaman yönetimi ve öfke kontrolü konusunda yeterince başarılı olamayışımızdan kaynaklanıyor. Ofiste organik yaşam için bu konulara da dikkat etmemiz çok önemli.

Zaman yönetiminde başarı sağlayabilmek için, iş planlamasında temel önceliklerin belirlenmesi gerekir efendim. O gün içinde mutlaka yapılması gereken işler, listenin ilk sırasında yer almalı. İkinci ve üçüncü derecede önem arz eden konuları netleştirin ve birincil işleri fazla vakit geçirmeden halledin. Size zaman kaybettiren teknik ve insansal faktörleri belirleyin ve nasıl hız kazanabileceğinizi düşünün. Bu tarz düşünceler, sorun çözme becerinizi geliştirecektir. İyi bir ekibiniz ve çalışma ortamınız varsa, zaman yönetimi sizin için önemli bir sorun değildir aslında. 

Öfke kontrolünde ise dışsal unsurlardan çok kendinizle baş başasınız efendim. İnsan psikolojisinde öfkenin bir kaynağı olsa da öfke kontrolü iş hayatının olmazsa olmazları arasında. Öfke kontrolü konusunda, ne yapmak istediğinize değil, ne yapmak istemediğinize odaklanmalısınız. Hedeflerinizi gerçekleştirmek için acele etmeyin, çevrenizdekilerin sizi anlaması için onlara zaman tanıyın, iş arkadaşlarınızla iletişim düzeyinizi hep yüksek tutun. Öfkelenmeye yol açan nedenleri hiçbir zaman ortadan kaldıramazsınız, ama öfke kontrolünüzü sağlayarak başarı düzeyinizi arttırabilirsiniz.

Sosyal ilişkilerinizi güçlendirmelisiniz.

İnsanın sosyal bir varlık olduğu gerçeği, iş hayatında daha açık bir şekilde ortaya çıkıyor efendim. Sosyal ilişkiler zayıfladığında, iş ilişkilerini korumak mümkün olmuyor. Oysa, sosyal ilişkilerimiz güçlendiğinde, iş ilişkilerimiz bundan olumlu yönde etkileniyor. Sosyal ilişkileri güçlendirmek de yine, ofiste organik yaşam için bir diğer unsur. Günlük iş yükünüz ne olursa olsun, arkadaşlarınızla bir araya gelmek için yaratıcı çözümler bulabilir, en azından çay kahve molalarında bir araya gelebilirsiniz. Sosyal ilişkileriniz güçlendikçe, ekip içi uyumunuz ve sorun çözme beceriniz de yükselecektir.

Sosyal ilişkileri güçlendirmenin en iyi yöntemlerinden biri övgü ve takdir sözleridir efendim. Size en küçük bir katkı sağlayan herkese teşekkür edin. Bu konuda fazlasıyla cömert olabilirsiniz. Nitekim teşekkür etmek, verilen emeğe duyulan saygının bir göstergesidir. Bu saygıyı gösterirseniz, daha güzel işler yapılmasının önünü açar, arkadaşlarınızı motive edersiniz. Her güzel işi övüp her başarıyı takdir ettiğinizde, çevrenizde olumlu duygu ve düşüncelerin arttığına tanıklık edeceksiniz.

Sosyal ilişkilerinizi güçlendirmek için ayrıca, kısık sesle ve yavaşça konuşmalı, yalan söylememeli, kendinizi övmekten kaçınmalısınız. Yüksek sesle söylenen sözler, karşı taraf üzerinde olumsuz etkiler uyandırır ve savunma mekanizmalarını devreye sokar. Söylenen her yalan, başka bir yalana kapı aralar ve güven yitimiyle sonuçlanır. Kendini öven kişiler, başta kıskançlık olmak üzere pek çok soruna zemin hazırlar.

İşte böyle efendim, bu konulara dikkat ederseniz, ofiste organik yaşam sürdürebilirsiniz…

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir