Ofis Dostu Poşet Çaylar

Gün içinde tükettiğimiz içecekler bize hem keyif, hem de enerji veriyor. Eğer uykumuzu alamamışsak, ofise gelir gelmez çayımızı kahvemizi yudumlamaya başlıyoruz. Toplantılarımızda ve mola anlarımızda çay içmeyi sürdürüyoruz. Yemeğin ardından içtiğimiz çaylar keyfimize keyif katıyor. Ofisimizde eğer çay demleniyorsa, ilk tercihimiz genellikle dökme çay oluyor. Fakat, dökme çayların çabuk bayatlaması ve çay demlemenin çok da pratik olmaması nedeniyle, çekmecemizin bir köşesinde poşet çaylar bulundurmayı tercih edebiliyoruz. Ofix.com sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, poşet çaylar hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Çayın Kısa Tarihçesi

İlk çay tüketimi M. Ö. 2700’lere kadar uzanıyor efendim. Bu dönemlerde çaydan hem rahatlama, hem de tedavi amacıyla yararlanılıyordu. Fakat yetiştirilmesi oldukça zor olduğu için, üretim miktarı sınırlıydı. Çayın günlük tüketim ürünlerinden biri haline gelmesi ve sofralarda yerini alması, 19. yüzyılın sonlarında mümkün oldu. Özel iklim koşullarında yetiştirildiği için hep ithal edilen ve çok sayıda komisyoncu arasında el değiştiren çayın tarihinde en önemli isimlerden biri şüphesiz ki Thomas Johnstone Lipton‘du. 

Thomas Johnstone Lipton, İrlandalı bir bakkalın oğluydu ve çay ticaretiyle uğraşıyordu. Komisyoncuları aradan çıkartıp çayı doğrudan tüketiciye sunmayı başarırsa büyük bir servet kazanabileceğini düşünüyordu. Bu dönemde İngiliz toplumunda çay, aristokrat sınıfına özgü bir statü sembolü haline gelmişti. Orta sınıfın zaman içinde güçlenmesi, çaya yönelik ilgi ve talebi arttırmış, fakat fiyatların düşmesini sağlamamıştı. Lipton, İngiliz orta sınıfına çayı uygun fiyata satmak için pek çok girişimde bulundu.

1889 yılında Glasgow şehrine getirmeyi başardığı 20 bin sandık çay, kısa sürede çay sektöründe büyük bir dönüşüm yarattı. Şehirde artan çay miktarı, fiyatının ucuzlamasını sağladı. Çay tüketimini arttırmak için ilk çay reklamları ve gazete ilanları da bu dönemde başladı. Reklamlarda kullanılan altın sarısı rengi ise özel olarak seçilmişti. Nitekim bu renk, orta sınıfın aristokrasi karşısında kendisini özel hissetmesini sağlıyordu. 

Lipton, çayı yalnızca doğrudan tüketiciye sunmayı başarmadı, aynı zamanda da bugün Sri Lanka olarak bilinen Seylan’a giderek çay plantasyonu kurdu ve geliştirdiği özel birtakım yöntemlerle çayın üretim maliyetini de düşürdü. Bu gelişmeler sonucunda, babasından kalan market zincirini büyük bir çay imparatorluğuna dönüştürdü.

Poşet çaylar nasıl ortaya çıktı?

Çay tarihinde Lipton‘un bir diğer başarısı da çayın satış şeklini değiştirmesiydi. 19. yüzyılın sonlarına kadar çayın satışı büyük kasalarla yapılmaktaydı ve bu durum, çay alımını zorlaştırıyordu. 1893 yılında Lipton, çayı büyük kasalar yerine farklı ebatlarda çay paketleri içinde satışa sundu. Bu sayede müşteriler, kendi alım güçlerine uygun gramajlarda çay alımı gerçekleştirdi. Poşet çayların ortaya çıkışı ise tamamen bir rastlantı sonucu gerçekleşti. 

Amerikalı bir tüccar olan Thomas Sullivan, çay tüketimini arttırmak için müşterilerine küçük ipek torbalar içinde çay numuneleri gönderiyordu. Fakat, çayın ne şekilde tüketileceğini henüz bilmeyen müşteriler, çayı bu torbalarla demlemeleri gerektiğini zannetti ve sıcak suyun içinde bu torbaları sallandırdılar. Lipton, bu tesadüfü yeni bir ürün tipine dönüştürdü ve böylelikle çay, paketlerden sonra poşetlere girmeye başladı.

İki dünya savaşı arasındaki dönemde poşet çaylar büyük ilgi görmeye başladı. Dökme çaydan farklı olarak poşet çaylar, demlenmiş çaya hızlı ve pratik bir şekilde ulaşmayı sağlıyordu. Poşet çaylar hakkında yapılan gazete reklamları, bunların nasıl kullanılacağına ilişkin talimatlar içeriyor ve halk tarafından büyük ilgi görüyordu. Zaman içinde poşet çaylar, hem çayın fiyatını düşürdü, hem de değişik aromalarla birlikte çaya farklı lezzetler kazandırdı. 

Ülkemizde ilk Lipton poşet çay kullanımı, 1989 yılında siyah çay poşetleriyle başladı. O günden bu yana poşet çaylar Türk halkı tarafından çok seviliyor. Lipton‘un 2005 yılında piyasaya sunduğu bitki ve meyve çaylarının yanı sıra aromalı çaylar da ülkemizde büyük ilgi görüyor. Ofiste daha çok siyah çayı tercih etsek de hastalıkların arttığı dönemlerde ve özellikle de kış aylarında poşet bitki çayı tüketimimiz artıyor. Ülkemizde poşet bitki çayları içinde en fazla tercih edilenleri ıhlamur çayı, yeşil çay ve papatya çayı.

Poşet çaylar nasıl demlenir?

Poşet çaylar doğru demlendiğinde dökme çay lezzetini sunmaktadır efendim. Eğer bardak poşet çay kullanmayı tercih ediyorsanız, demleme için poşeti bardağa koymalı ve taze kaynayıp biraz beklemiş içme suyunu bardağınıza yavaşça eklemelisiniz. Suyu ekledikten sonra, poşeti 8-10 kez bardağa batırıp çıkartmanız ve toplamda 2 dakika kadar bardağın içinde tutmanız yeterli. Eğer açık çay içmeyi tercih ediyorsanız, poşeti daha kısa süre bardakta tutabilirsiniz. Çayınızı demli seviyorsanız, biraz daha uzun süre bekleyebilirsiniz. 

Demlik poşet çay kullanmayı tercih ediyorsanız, çayı demliğe koyup kaynayan içme suyunu üzerine yavaşça dökmeniz gerekir. Lezzetli bir çay demlemek için kireçli musluk suyunu kesinlikle kullanmamanız gerekir. Demleme sırasında çayı hızlı dökmeniz durumunda da yine lezzetinde azalma olacaktır. Demlik poşet çayın lezzetini arttırmak için temiz içme suyu kullanmalı, suyu yavaşça dökmeli ve 15-20 dakika kısık ateşte demlenmesini beklemelisiniz.

Poşet çaylar nasıl saklanmalı?

Poşet çaylar günlük tüketim ürünleri arasında yer aldığı için çabuk biter ve eksikliği hemen hissedilir. Bu ürünleri ihtiyaçlarınızla orantılı miktarda alırsanız, herhangi bir bozulma ortaya çıkmadan tüketebilirsiniz. Eğer toplu alım yoluna gidecekseniz, o zaman saklama koşullarına dikkat etmeniz gerekir. Nitekim poşet çaylar, sıcak ortamlarda kolayca bozulabilmekte ve lezzetini yitirebilmekte.

Poşet çaylarınızı her şeyden önce serin ortamlarda ve mümkünse gün ışığı almayan yerlerde saklamalısınız. Bu ürünleri daha sonra kullanmak için bir yerde bekletecekseniz, üzerindeki koruyucu ambalajı açmamanız daha doğru olacaktır. Ambalajı açtıktan sonra karton kutu yerine başka bir şey içinde saklamayı tercih ediyorsanız, plastik ürünler yerine seramik veya cam kaplar ilk tercihiniz olmalı. Günlük kullanımlar içinse ahşap saklama kutuları ortamda çok hoş bir görüntü yaratır. Bu ürünleri ayrıca, yoğun kokuya sahip baharatlarla aynı ortamlarda saklamamalı, su ve nemden korumalısınız.

Ofis dostu poşet çaylar Ofix.com’da!

Yazımızın bu kısmında, online ofis marketiniz Ofix.com verilerine göre ofislerin en sık sipariş verdiği poşet çaylar içinde ilk üçte yer alanları kısaca tanıtacağız. Listemizin ilk sırasında, Lipton Yellow Label demlik poşet çay var. Paket içi miktarı 100 adet olan bu ürünlerde 1 tane demlik poşet çaydan 3 bardak demli çay elde etmek mümkün. Ürün sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Listemizin ikinci sırasında, Doğuş bardak poşet yeşil çay var. Paket içi miktarı 20 adet olan bu ürünlerde yeşil çay keyfini yaşayabilirsiniz. Fakat, günlük tüketim miktarınızın 2 adeti geçmemesini tavsiye ederiz. Ürün sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Listemizin üçüncü sırasında ise Lipton Yellow Label bardak poşet çay var. Paket içi miktarı 100 adet olan bu ürünleri hem ofisinizde, hem de evinizde rahatlıkla kullanabilir, kendiniz ve misafirleriniz için güzel bir çay keyfi yaşayabilirsiniz. Ürün sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Kışa Özel Lipton Fırsatı!

Ofis dostu poşet çaylar hakkında faydalı bilgiler paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce, Ofix.com‘da bugün başlayan Kışa Özel Lipton Fırsatı! kampanyamızdan da kısaca bahsetmek istiyoruz. Kampanyamız kapsamında 1 adet Lipton Yellow Label 250’li demlik poşet çay alımına 1 adet Lipton tarçınlı siyah çay ya da 1 adet Lipton karanfilli siyah çayı hediye ediyoruz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir