Poşet çaylar hayatımıza nasıl girdi?

Poşet çaylar hem günlük, hem de iş hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Dökme çaylara oranla hızlı ve pratik çözümler sunan poşet çaylar, özellikle bitki ve meyve çayları söz konusu olduğunda daha fazla ilgi görüyor. Peki, poşet çaylar hayatımıza nasıl girdi dersiniz? Ofix.com sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da her Pazartesi yer verdiğimiz başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, poşet çayların başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. 

Çay Tarihinde Thomas Johnstone Lipton

Poşet çayların başarı hikayesine başlamadan önce, çay tarihi içinde çok önemli birkaç noktanın altını çizeceğiz. 19. yüzyılın sonlarına kadar çay, Uzakdoğu’dan getiriliyor ve büyük kasalarla satışa sunuluyordu. Bir kasa çayın fiyatı ortalama 50 sterlindi ve bu fiyat, halkın alım gücünün epeyce üzerindeydi. Bir işçi ailesinin haftalık gelirinin ortalama 8-10 pound düzeyinde olduğunu düşünürsek, bu dönemde çayın lüks bir tüketim maddesi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Çay tarihinde ilk olarak 1889 yılında Thomas Johnstone Lipton, Glasgow şehrine getirdiği 20 bin sandık çayla aracıları devreden çıkarıp çayı doğrudan tüketiciye sundu. Böylelikle çayın fiyatını 30 sterline kadar düşürmeyi başardı.

Glasgow şehrinde artan çay miktarı çayın fiyatının düşmesini sağladığı gibi, daha geniş kitlelere sunulması için reklam ve pazarlama faaliyetlerini de başlattı. O güne kadar içilen çaylardan daha lezzetli olan Lipton çaylarının şehre gelişi, özel mızıka ve gaydacılardan oluşan bir ekiple Lipton tarafından şenliğe dönüştürüldü. Lipton çaylarının tanıtımı için, 6 gün boyunca 800 ineğin sütü sağıldı ve 200 kadar usta tarafından dünyanın en büyük peyniri hazırlandı. Ayrıca, günün anısına özel para basıldı. Ki bu faaliyetler, çay sektörünün ilk reklam ve pazarlama faaliyetleri olarak kayıtlara geçti.

Thomas Johnstone Lipton‘un çay tarihinde en önemli başarılarından biri de çayın satış şeklini değiştirmesiydi. O güne kadar çayın satışının büyük kasalarla yapılması, çayın geniş kitleler tarafından alımını zorlaştırıyordu. Bu durum karşısında Lipton, 1893 yılında çay paketleme şirketi kurarak çayı kasalarda satmak yerine farklı ağırlık seçenekleri içinde tüketicilere sundu. Böylelikle müşteriler, kendi alım güçlerine uygun bir şekilde, farklı gramajlarda çay paketlerini satın alabilecekti. Çay paketleri ayrıca, çayın farklı sürümlerinin birbiriyle karıştırılması sonucu lezzetinin değişmesi sorununu da engelledi. Çay paketlerinin lansmanı ise “Şehrimizin suyuna uyacak mükemmel çay!” sloganıyla yapıldı.

Poşet Çayların Doğuşu

Poşet çayların doğuşu, tamamen bir rastlantı sonucu gerçekleşti. Thomas Johnstone Lipton, öteden beri Amerikan pazarına girmek istiyordu. Bunun için hem Seylan’da kurduğu çay plantasyonunda üretim kapasitesini arttırmaya çalışıyor, hem de ürünlerinden numuneler göndererek çay tüccarları ve tüketicilerin bunları denemesini sağlıyordu. Poşet çayların ortaya çıkışı, bu tür denemeler sırasında bir tesadüf sonucu gerçekleşti. Amerikalı tüccar Thomas Sullivan, özel müşterilerine gönderdiği çay numunelerini küçük ipek torbalar içinde gönderiyordu. Çay tüketimine henüz yabancı olan müşteriler, çayı bu torbalarla demlemeleri gerektiğini zannettiler ve sıcak suyun içinde bu torbaları sallandırdılar.

New York’ta çay ticareti yapan Thomas Sullivan, çay numunelerini müşterilerine küçük ipek torbalar içinde ilk olarak 1903 yılında gönderdi. Müşteriler çayı bu torbaların içinde demlediği için çayın lezzetini almakta güçlük çeliyor ve bu durum, çaya ilgiyi azaltıyordu. İpek torbanın çayın lezzetini düşürmesi nedeniyle Thomas Sullivan, poşet çay tüketimini arttırmak için gazlı bezden poşetler geliştirdi. 1920’lere kadar poşet çaylarda bu materyal kullanıldı ve Amerikan pazarında poşet çaylar, dökme çaylara oranla çok daha popüler hale geldi. İngiliz pazarında ise poşet çaylar, henüz bu kadar ilgi görmüyordu. İngilizlerin geleneksel çay tüketim şekilleri poşet çaylara doğru bir geçişe henüz olanak tanımıyordu.

Lipton Poşet Çaylar

Çayın poşet çaylarla tüketim şekli, Thomas Johnstone Lipton için yepyeni bir fırsat demekti. Nitekim Lipton, kısa bir süre içinde bunu bir ürün tipine dönüştürdü ve çay paketlerinden sonra bu küçük torbaları da çay satışında kullandı. Bu ürünleri nasıl kullanacağını bilmeyen tüketiciler için çay poşetlerinin etiket kısmına, çayın nasıl demleneceğine ilişkin özel talimatlar ekletti. Bu talimatların yanı sıra dönemin ünlü dergi ve gazetelerine verdiği ilanlar da poşet çayların yaygınlaşmasını hızlandırdı. Böylelikle Lipton çayları, Amerikan pazarında hızlı bir yükseliş ivmesi yakaladı.

1930’lu yıllarda poşet çaylarda ipek bez ve gazlı bezden sonra kağıt kullanılmaya başlandı. Üstelik, poşet çay üretimi farklı boyutlarda yapılmaya başlandı. Tencere için üretilen büyük boyutun yanında, fincan için üretilen küçük poşetler geliştirildi. Poşet çayların günümüzdeki şeklini alması da yine bu dönemde gerçekleşti. Poşet çayın yan tarafına bir ip asıldı ve üzerine özel bir etiket yerleştirildi. Etiketin ön yüzünde marka logosu yer alırken, arka yüzünde poşet çayın demleme şekline dair talimatlara yer verildi. İngiliz pazarı için geliştirilen ürünlerde ise ipleri olmayan çay poşetleri tercih edildi. İngiliz çay tiryakilerinin geleneksel çay tüketim şekillerini değiştirmek için demleme süresinin kontrolü konusundan çok, çay demlemenin kolaylaştırılması esas alındı.

Poşet Çayların Yükselişi

Dünya çay pazarında poşet çayların yükselişi, iki dünya savaşı arası dönemde başladı. II. Dünya Savaşı sırasında hemen her alanda büyük yıkımlar yaşayan Avrupa’da üretim maliyetlerini ve fiyatları düşürecek yeni yöntem ve pazarlama stratejilerine yönelik ilgi artmaktaydı. Savaşın ardından hızlı ve pratik olan her şeyin öne geçtiği bir dönemde poşet çaylar, dökme çaylara oranla daha büyük bir ilgi gördü. Çay yapraklarını demleme, çayı bardağa boşaltma ve demliği temizleme konularında iş yükünü hafifleten poşet çaylar, 1-2 dakika içinde lezzetli bir çaya ulaşmayı mümkün kılıyor, dönemin ruhuna uygun bir şekilde kullanıcılara hız ve zaman kazandırıyordu.

Poşet çayların sektöre kazandırdığı önemli yeniliklerden biri de çayın içine karıştırılan değişik birtakım aromalar ve bitki özleriyle farklı çay türlerinin doğuşu sağlamasıydı. Zaman içinde bitki ve meyve çayları o kadar beğenildi ki, birçok bitki ve meyve çayında temel tüketim şekli dökme çay yerine poşet çay oldu. Çay demleme ve tüketme şeklimizi kolaylaştıran poşet çaylar böylelikle, değişik aroma ve bitki özleriyle çay keyfimize farklı boyutlar kazandırdı. Bu konuda dergi ve gazete reklamlarının yanı sıra televizyon reklamları da etkili oldu.

Türkiye Pazarında Poşet Çaylar

II. Dünya Savaşı’nın ardından dünya çay pazarında poşet çaylar hızlı bir yükseliş ivmesi yakalamıştı. Bu durumu yakından izleyen eczacı Nevzat Karpuzcu, 1975 yılında Ankara’da bir ecza deposu işletmekteydi. Portföyüne kattığı eczane ve ilaç firmalarıyla hızla büyüyen Nevzat Ecza Deposu, bitki çaylarının eczanelerde poşet çay şeklinde satılabilmesi için çok önemli bir girişim başlattı ve ülkemize ilk çay poşetleme makinesini Almanya’dan ithal etti. Kurduğu Doğadan şirketi, ilk ürünlerini Demle markasıyla satışa sundu. 1985 yılında Doğadan markasını tescil ettirdi ve eczane kanalında satışlara devam etti. Doğadan poşet bitki çayları market raflarında 1994 yılında satışa sunuldu. 1999 yılında ise ilk form çayı Doğadan markasıyla tüketiciyle buluştu.

Bununla birlikte, Türk halkının çay demleme alışkanlıkları, 1990’lara kadar çok fazla değişmemişti. Daha çok dökme çayı tercih eden ve çayı geleneksel şekilde demleyerek tüketmeyi tercih eden Türk halkının poşet çaylara olan ilgisi, 1990’lı yıllarda arttı. Bu dönemde Lipton poşet çayları Türkiye pazarına giriş yaptı ve ilk olarak siyah çaylar tüketiciye sunuldu. 2005 yılında Lipton, Türkiye pazarında ürün çeşitliliğini arttırarak bitki ve meyve çaylarının yanı sıra aromalı çayları da piyasaya sundu. Lipton poşet çayları içinde ülkemizde en çok siyah çay tercih edilirken ıhlamur çayı, yeşil çay ve papatya çayı ilk beşte yer alıyor.

Türkiye pazarında poşet çayların bir diğer lider oyuncusu da Doğuş Çay. 1985 yılında Rizeli iki kardeş tarafından kurulan Doğuş Çay, ülkemizin ilk özel çay markalarından biri. Kuruluşundan bu yana geçen 34 yıllık süre zarfında şirket, sektöründe rekabetin belirleyici unsurlarından biri olmayı başardı. 1990 yılında ilk fabrikasını Rize’de kurarak dökme çay üretimine başlayan şirket, doğru stratejiler belirleyip ürün yelpazesini genişletti. Dökme çay alanında kazandığı başarıların ardından poşet çay, yeşil çay ve bitki çayları ile meyve çaylarında da ürün çeşitliliğini arttırdı. Doğuş Çay‘ın yıllık üretim kapasitesi bugün itibariyle 50 bin tonun üzerinde.

Ofis dostu poşet çaylar Ofix.com’da!

Poşet çayların başarı hikayesini kısaca özetlediğimiz bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix.com‘un verilerine göre ofislerin en sık sipariş verdiği poşet çaylar içinde ilk üçte yer alanları kısaca tanıtacağız. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için burayı tıklayabilirsiniz.

Lipton Yellow Label Demlik Poşet Çay

Listemizin ilk sırasında, Lipton Yellow Label demlik poşet çay var. Paket içi miktarı 100 adet olan bu ürünlerde 1 tane demlik poşet çaydan 3 bardak demli çay elde etmek mümkün. Ürün sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Doğuş Bardak Poşet Yeşil Çay

Listemizin ikinci sırasında, Doğuş bardak poşet yeşil çay var. Paket içi miktarı 20 adet olan bu ürünlerde yeşil çay keyfini yaşayabilirsiniz. Fakat, günlük tüketim miktarınızın 2 adeti geçmemesini tavsiye ederiz. Ürün sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Lipton Yellow Label Bardak Poşet Çay

Listemizin üçüncü sırasında, Lipton Yellow Label bardak poşet çay var. Paket içi miktarı 100 adet olan bu ürünleri hem ofisinizde, hem de evinizde rahatlıkla kullanabilir, kendiniz ve misafirleriniz için güzel bir çay keyfi yaşayabilirsiniz. Ürün sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Ofix.com‘da satışı devam eden diğer poşet çayları buradan inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz…

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir