Ramazan’da nasıl beslenmek gerekir?

Bu yıl da Ramazan tüm rahmeti ve bereketiyle hoş geldi, sefalar getirdi efendim. Tüm Ofix.com ekibi olarak Ramazan ayınızı kutluyor, bu mübarek ayın tüm insanlığa huzur, barış ve refah getirmesini diliyoruz. Günlerin uzamasıyla birlikte ülkemizde oruç süresi ortalama 16 saati bulmakta. Oruç nedeniyle yavaşlayan metabolizmamızın günlük hayatımızı ve iş hayatımızı aksatmaması için beslenme şeklimize dikkat etmemiz çok önemli. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde ve Ramazan ayının ilk gününe isabet eden bugünkü yazımızda, Ramazan’da beslenme konusunu ele alacağız.

Ramazan’da beslenme niçin önemlidir?

Ramazan ayında beslenme düzenimizde önemli birtakım değişiklikler ortaya çıkıyor. Nitekim, günde 3 olan ana öğün sayımız 2’ye iniyor, ara öğünlerimizin sayısı ve aralarındaki süre kısalıyor, porsiyonlarımız büyüyor, tükettiğimiz yiyecek çeşitleri artıyor. Oruç nedeniyle düşen kan şekerimiz ve yavaşlayan metabolizmamız, birbirinden güzel yiyeceklerle dolu iftar sofralarında hızlı bir şekilde yükseliyor. Ramazan’da beslenme şeklimize gereken özeni göstermediğimizde, çeşitli mide ve hazım sorunlarından baş ağrısına kadar pek çok sağlık sorununa davetiye çıkartabiliriz.

Aslına bakarsanız, sağlıklı beslenmenin kuralları her zaman ve herkes için aynıdır efendim. Kısaca ifade etmek gerekirse sağlıklı beslenme, günlük olarak almamız gereken protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve minerallerin düzenli olarak tüketilmesi demektir. Sağlıklı beslenen kişiler, hangi yaşta ve ne zaman olursa olsun, kendilerini genel olarak daha iyi, daha mutlu ve daha enerjik hisseder. Beslenme şeklimizde ortaya çıkan olumsuz bir durum yalnızca sağlığımızı değil, tüm hayatımızı olumsuz yönde etkileme gücüne sahip. Çoğu zaman yanlış bilgi ve önyargılara dayanan bozuk beslenme şekilleri, Ramazan ayında daha güçlü bir şekilde ortaya çıkıyor.

Sahur ve iftar sofralarında yapılan en önemli yanlışlardan biri, tek yönlü ve karbonhidrat ağırlıklı beslenmektir. Sahurda tüketilen yüksek kalorili besinler, midemizin çalışma hızının en düşük olduğu bir zaman diliminde ciddi hazım sorunlarına yol açmakta. Bu besinlerin gün boyunca ihtiyaç duyulan enerjiyi sağlayacağı düşünülse de aslında büyük bir bölümü karaciğerde yağa dönüştürülüyor. İftar sofralarında tüketilen fazla karbonhidrat insülin direnci, çeşitli kanser türleri ve kalp damar hastalıklarına zemin hazırlıyor.

Vücudumuz hem normal zamanlarda, hem de Ramazan gibi beslenme düzenimizin değiştiği dönemlerde protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve minerallere belli oranlarda ihtiyaç duymakta. Sahur ve iftar sofralarında ve bu ikisi arasında geçen sürede en fazla bir ara öğünde vücudumuzun ihtiyaç duyduğu tüm maddeleri doğru bir şekilde tüketirsek, kan şekerimizde hızlı değişimleri ve metabolizmamızın aşırı yavaşlamasını önleyebilir, Ramazan’ı daha sağlıklı bir şekilde geçirebiliriz.

Ramazan’da nasıl beslenmek gerekir?

Yazımızın bu kısmında, Ramazan’da beslenme konusunda faydalı bilgiler paylaşacağız. Fakat şu noktayı özellikle belirtelim. Burada paylaşacağımız bilgiler, yalnızca koruyucu hekimlik bağlamındadır, bu bilgilerin herhangi bir tedavi ediciliği yoktur. Beslenme şeklinize bağlı olarak herhangi bir mide veya hazım sorunu çekiyorsanız ya da kronik bir hastalığınız varsa, beslenme şeklinizi ve oruç tutup tutamayacağınızı mutlaka hekiminizle gözden geçirmelisiniz.

Karbonhidrat tüketiminizi sınırlandırmalısınız.

Her şeyden önce, sahurda ve iftarda tüketeceğiniz bol karbonhidratın ne oruç süresince, ne de orucunuzu açtıktan sonra metabolizmanıza hiçbir fayda sağlamayacağını belirtelim. Üstelik, yukarıda da belirttiğimiz gibi, bir anda ve yüksek miktarda karbonhidrat tüketimi başta insülin direnci olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarına davetiye çıkartıyor. Ramazan’da beslenme konusunda önemli bir sağlık sorunuyla karşılaşmak istemiyorsanız, sahurda ve iftarda ağır böreklerden ve unlu gıdalardan, kızartmalardan, saflaştırılmış şekerli gıdalardan ve şerbetli tatlılardan kesinlikle uzak durmalısınız.

Karbonhidrat ağırlıklı bir beslenme programı uyguladığınızda, kan şekerinizdeki hızlı değişimler nedeniyle çok çabuk acıkır, metabolizmanızı daha fazla yavaşlatır, çabuk yorulur, yaptığınız işlere konsantre olamazsınız. Oysa protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineraller bakımından dengeli bir beslenme programı uygularsanız, bunların hiçbiri oluşmaz. Sahur ve iftar sofralarında renkli sebzeler, baklagiller, yumurta ve süt ürünleri ile ızgara et çeşitlerini az miktarlarda ve dengeli bir şekilde tüketirseniz, hem metabolizmanız daha sağlıklı çalışır, hem de açlık duygusunu daha az hissedersiniz.

Yavaş sindirilen besinleri tercih etmelisiniz.

Sahur sırasında midemizin çalışma hızı oldukça düşüktür. Hazmı zor gıdalar tüketirseniz, midenizin asit düzeyinde hızlı bir yükselme ortaya çıkar ve mideniz daha fazla çalışmaya başlar. Oysa, mideyi zorlamayan ve yavaş sindirilen besinler tercih ederseniz, sindirimin gün boyunca devam etmesini sağlayabilirsiniz. Ramazan’da beslenme konusunda bu gibi doğru tercihler yaparsanız, açlık duygusunu daha az hisseder, orucunuzu daha enerjik bir şekilde tutabilirsiniz.

Sahur için tam buğday ürünleri, kurubaklagiller, patates, sebze ve posalı meyveler ile sert kabuklu kuruyemişler tercih edilebilir. Bu besinler uzun süre tokluk hissini koruduğu gibi, kabızlık ve mide bulantısı gibi şikayetlere de iyi geliyor. Ramazan’ın gelişiyle birlikte sofralarımızda yer alan Ramazan pideleri için de abartıya kaçmamakta yarar var.

Hızlı yememeli, yavaş çiğnemelisiniz.

Hızlı yemek yemek, mide hastalıkları ve kabızlığın en önemli nedenleri arasında. Hızlı yemek yiyen kişilerde şişmanlık ve obezitenin daha yaygın olduğu bilinen bir gerçek. Başta karbonhidratlar olmak üzere pek çok besinin sindirimi ağızda tükürükle başlıyor. Çiğneme sırasında enzimlere karışan pek çok besin kılcal damarlar tarafından emiliyor. Besinler yavaş çiğnendiğinde, kılcal damarlardan beyne ulaşan veriler midenin çalışma şeklini hazırlamasını sağlıyor.

Buna karşılık, hızlı çiğnenen besinler midede yeterince sindirilmeden bağırsaklara taşınıyor ve kısa sürede acıkmaya yol açıyor. Bu nedenle, orucunuzu açtıktan sonra kesinlikle acele etmemeli, farklı yiyecekleri tüketmeden önce bir süre beklemelisiniz. Tüm lokmaları yavaş çiğneyerek yutarsanız, tokluk hissini daha hızlı bir şekilde alıp gereksiz kalori tüketmekten sakınabilirsiniz.

Su tüketiminize dikkat etmelisiniz.

Yaz aylarında artan sıvı kaybı Ramazan’la birlikte daha da önemli hale geliyor. Vücudumuzda oluşabilecek aşırı sıvı kaybı hücrelerimizden doku ve organlarımıza kadar birçok şeyi olumsuz etkiliyor. Yeterince su tüketmediğimizde, vücudumuz toksinleri atmakta yetersiz kalıyor. Bu gibi durumların önüne geçmek için, günlük ortalama 1.500 kalorilik bir beslenme programımız varsa tüketeceğimiz su miktarı kesinlikle 1.5 litrenin altına inmemeli. Hava sıcaklığı nedeniyle artan sıvı kaybını da dikkate alırsak, 1.5 ile 2 litre arasında su tüketmek uygun olacaktır.

Bununla birlikte, bu miktarın yalnızca içme suyu ile karşılanması gerektiğini özellikle belirtelim. Suyun yerini tutabilecek hiçbir içecek yoktur. Gün içinde tükettiğimiz çay ve kahveler ve diğer içecekler, vücudumuzun su ihtiyacını karşılamak bir tarafa, sıvı kaybını arttırmak gibi bir etkiye sahip. Bu bakımdan, iftar ile sahur arasında ve özellikle de sahurda çay, kahve, soda ve asitli içecek tüketiminizi sınırlamanızda yarar var.

Tuz tüketiminizi azaltmalısınız.

Kötü beslenme alışkanlıkları içinde ülkemizde en yaygın olanlarından biri, yemeğin henüz tadına bile bakmadan tuz serpmektir. Oysa, özellikle de sahurda tüketeceğiniz besinlerde fazla tuz kullanırsanız, oruç süresince susuzluk hissiniz daha yüksek olacaktır. Susuzluğun yanı sıra, fazla tuz tüketimi kan basıncını yükseltiyor, kalp damar hastalıkları ve felç riskini arttırıyor, böbrek hastalıkları ve sindirim bozukluğuna yol açıyor, elektrolit ve hormon dengesini bozuyor. Yaz aylarında oruçlu geçen sürenin uzadığını dikkate aldığımızda, tuz tüketiminizi mutlaka azaltmalısınız.

Baharatlardan uzak durmalısınız.

Tuz tüketiminde olduğu gibi, özellikle de karabiber ve pul biber gibi midede yanma hissi uyandıran ve bulantıya yol açan baharatlardan uzak durmanız da Ramazan’da beslenme bakımından faydalı olacaktır. Gün içinde ortalama 16 saat boyunca vücudunuza hiçbir sıvı ve besin girmeyeceği için baharatlar nedeniyle bazı sindirim sorunları yaşamanız muhtemeldir. Sindirim sorunlarının yanı sıra, fazla baharat tüketimine bağlı olarak kalp çarpıntısı, yüksek tansiyon, cilt alerjisi ve kızarıklık, aşırı terleme gibi sorunlar da ortaya çıkabilir.

Ramazan bereketini Ofix’le yaşayın!

Ramazan’da beslenme konusunu ele aldığımız bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix.com‘da Ramazan ayı boyunca satışı devam edecek olan Ramazan paketlerimizden kısaca bahsetmek istiyoruz. Nitekim Ramazan ayı, insanlar arasında birlik ve beraberlik duygularının öne çıktığı, dayanışma ve yardımlaşma duygularının yoğunlaştığı bir zaman dilimi. İhtiyaç sahiplerine verilmek üzere hazırlanan Ramazan kumanyaları, bu ayın anlam ve önemini daha iyi bir şekilde idrak etmemize katkı sağlıyor. Ofix.com‘da sizler için hazırladığımız 3 farklı seçenek içinde kendi bütçenize uygun bir Ramazan paketini ihtiyaç sahiplerine veya ofis arkadaşlarınıza hediye edebilir, Ramazan bereketini paylaşabilirsiniz. Paketlerimizin içeriğini buradan inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza hayırlı Ramazanlar diliyoruz…

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir