Rauf Denktaş: KKTC’nin Kurucu Cumhurbaşkanı…

16. yüzyılda Osmanlı egemenliğine giren Kıbrıs, 1878 yılında Birleşik Krallık’a kiralandı. Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na girmesi nedeniyle İngiltere, 1914 yılında Kıbrıs’ı ilhak etti. 1925 yılında Kıbrıs, İngilizlerin kolonisi haline geldi. Ada halkına karşı baskı ve zulümler arttı. 1931 yılında Rumlar, Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamayı amaçlayan Enosis projesini devreye soktu. Zaman içinde geniş bir taraftar kitlesine ulaşan Enosis’i gerçekleştirmek için kurulan EOKA, Kıbrıs Türklerine her türlü zulmü uyguladı. Bu süreçte varoluş mücadelesi veren Kıbrıs Türkleri için Rauf Denktaş tarihi sorumluluklar üstlendi. 1958 yılında arkadaşlarıyla birlikte kurduğu Türk Mukavemet Teşkilatı, EOKA zulmüne karşı Kıbrıs Türklerinin haklarını savundu. 20 Temmuz 1974 tarihinde başlayan Kıbrıs Barış Harekatı, Rauf Denktaş ve Kıbrıs Türkleri için yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 48. yıl dönümü vesilesiyle Rauf Denktaş‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. 

Rauf Denktaş kimdir?

Rauf Denktaş olarak bilinen Rauf Raif Denktaş, 27 Ocak 1924 tarihinde Kıbrıs’ın batı kesiminde yer alan Baf kentinde dünyaya geldi. Babası Mehmet Raif Bey hakimdi. Küçük Rauf, ailenin dördüncü ve en küçük çocuğuydu. Henüz 1.5 yaşındayken annesi Emine‘yi kaybetti. 6 yaşına kadar anneannesi ve babaannesi tarafından büyütüldü. Dedesi Şeherli Mehmet Bey, Osmanlı döneminde zaptiyelik yapmıştı. Küçük Rauf, Kıbrıs’ın Osmanlı ve İngiliz yönetiminde geçen günlerini dedesinden dinledi. Şeherli Mehmet Bey küçük Rauf‘a Kıbrıs tarihini anlatırken adanın aslında bir Türk yurdu olduğu bilincini kazandırdı. İngilizlerin Kıbrıs’ta tutunamayacaklarını, Kıbrıs’ta yeniden Türk hakimiyetinin kurulacağını anlattı. Bu bilinçle yetişen küçük Rauf, 1930 yılında eğitim için İstanbul’a gönderildi. İlkokuldan liseye kadar yatılı eğitim veren Arnavutköy Fevzi Ati Lisesi‘nde eğitimine başladı. Fakat ortaokuldan sonra Kıbrıs’a döndü ve eğitimine Lefkoşa İngiliz Okulu‘nda devam etti. 1941 yılında mezun olduktan sonra Halkın Sesi gazetesinde yazılar yazmaya başladı. 

Fazıl Küçük‘ün yönetiminde çıkan Halkın Sesi gazetesi, Kıbrıs’ta milli bilincin gelişiminde önemli bir role sahipti. Henüz 17 yaşındaki Rauf Denktaş bu gazetede yazdığı yazılarla bir anda dikkatleri üzerine çekti. Bu dönemde aynı zamanda da tercümanlık yapıyordu. Ayrıca mahkeme memurluğu görevini sürdürüyordu. Kısa bir süre İngiliz Okulu‘nda öğretmenlik de yaptı. 20 yaşına geldiğinde, hukuk okumaya karar verdi. Ve Birleşik Krallık’ta bulunan Lincoln’s Inn‘e kayıt yaptırdı. 1947 yılında Kıbrıs’a döndüğünde avukatlık diplomasına sahipti. Kısa bir süre sonra savcılığa geçti. Bu dönemde Kıbrıs Türklerine uygulanan baskıları protesto gösterilerinde yer aldı. Fazıl Küçük ile birlikte gösterilerde konuşmalar yaptı. Ayrıca Kıbrıs Türkleri arasında görüş anlaşmazlıklarını gidermeye çalıştı. Farklı gruplar arasında arabuluculuk yaptı. Böylelikle Kıbrıs Türkleri arasında saygınlığı giderek arttı. Bunun üzerine Kıbrıs Türk Kurumlar Federasyonu Kongresi‘nin başkanlığını devraldı. 1949 yılında Kıbrıs Türklerinin sorunlarıyla daha fazla ilgilenmeye karar verdi. Bu nedenle savcılıktan istifa edip avukatlık yapmaya başladı. 

Enosis’le Mücadelede Rauf Denktaş

1950’li yılların ikinci yarısından itibaren Kıbrıs Türkleri pek çok bakımdan zorlu bir döneme girdi. Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlama projesi olan Enosis, Kıbrıs Türklerinin varlığını hiçe sayıyordu. Enosis’e hizmet eden EOKA, Türklere karşı her türlü zulmü yapıyordu. Böylelikle adadaki Türk varlığını yok etmeyi amaçlıyordu. Bu süreçte Rauf Denktaş, EOKA‘ya karşı Kıbrıs’ta ve dünya kamuoyunda büyük bir mücadele başlattı. Nitekim 1958 yılında arkadaşlarıyla birlikte kurduğu Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT), EOKA zulmüne karşı Kıbrıs Türklerinin haklarını savundu. TMT öncülüğünde gerçekleşen protestolar, dünya kamuoyuna Kıbrıs Türklerinin adalet arayışını yansıttı. 11 Şubat 1959 tarihli Zürih ve Londra Antlaşması, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne bağımsızlığı getirdi. Birleşik Krallık, Türkiye ve Yunanistan böylelikle Kıbrıs’taki Türk ve Rum halklarının durumunu yeniden müzakere ettiler. Antlaşma öncesinde Rauf Denktaş, Türkiye’yi ziyaret ederek dönemin dışişleri bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile görüştü. Bu görüşmede özellikle Kıbrıs’a Türk askerinin gönderilmesini teklif etti. 

1960 yılında Rauf Denktaş, Türk Cemaat Meclisi üyesi oldu. Aynı zamanda da Türk Cemaati İcra Komitesi‘nin başkanlığını yaptı. Aynı yıl Türk alayı Mağusa’ya geldi. 1963 olaylarının ardından Rauf Denktaş Ankara’ya gitti. Temaslarının ardından EOKA‘ya karşı Türk direnişini örgütledi. Bir yıl sonra Londra Konferansı’na katılım gerçekleştirdi. Görüşmelerin sonuca ulaşmaması nedeniyle Ankara’ya döndü. Ardından New York’a giderek BM Güvenlik Konseyi‘nde görüşmelere katılım gerçekleştirdi. Bu süreçte Makarios hükümeti, Rauf Denktaş hakkında tutuklama kararı aldı. Durumu öğrenen Denktaş, Ankara’da kalmayı tercih etti. Bu sırada gizlice Erenköy’e gitti ve Erenköy Direnişi’nde yer aldı. Ankara’ya dönünce Kıbrıs sorunu hakkında çalışmalarını sürdürdü. Fakat siyasi çevreler arasında Kıbrıs sorunu hakkında önemli görüş ayrılıkları vardı. Bu nedenle kamuoyuna doğru mesajlar vermek için basınla ilişkilerini güçlendirdi. Bu amaçla Kıbrıs sorunuyla ilgili birçok toplantı ve müzakere içinde yer aldı. 1966 yılında Türkiye’nin Kıbrıs sorununa yeterince ilgi göstermediği eleştirisini taşıyan 12’ye 5 Kala kitapçığını hazırladı. 

Kıbrıs Barış Harekatı ve Rauf Denktaş

1967 yılında Rauf Denktaş Kıbrıs’a gizlice dönmeye çalışırken yakalandı. Yoğun uğraşlar sonucunda Türkiye’ye iadesi gerçekleşti. Hakkındaki yasağın kalkmasının ardından 1968 yılında Kıbrıs’a döndü. 1970 seçimlerinde Türk Cemaat Meclisi başkanı oldu. Fazıl Küçük‘ün görevinden ayrılmasının ardından Kıbrıs Cumhurbaşkanı Yardımcısı oldu. 10 gün sonra görevinden istifa etti ve Kıbrıs Türk Yönetimi Başkanı oldu. 3 yıl boyunca bu görevini sürdürdü. Ne var ki EOKA terörü hız kesmeden devam etti. Rum yönetiminin esas amacı, adanın demografik yapısını değiştirmek ve Türkleri azınlık statüsüne sokmaktı. Oysa Türkler, Rumlarla eşit ve onurlu bir yaşamdan geri adım atmayacaktı. Bu süreçte Rauf Denktaş, Kıbrıs üzerinde Türkiye’nin garantörlük haklarının altını ısrarla çizdi. Hatta “Kıbrıslı Türkler” ifadesine bile karşı çıktı. Çünkü Rauf Denktaş’a göre “Kıbrıslı Türk” ve “Kıbrıslı Rum” yoktu. Türkler ve Rumlar vardı. Kıbrıs’taki Türk varlığını hedef alan Rum yönetimine karşı Rauf Denktaş, çareyi Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlük haklarını kullanmasında gördü. 

20 Temmuz 1974 tarihinde başlayan Kıbrıs Barış Harekatı, Rauf Denktaş ve Kıbrıs Türkleri için yeni bir dönemin başlangıcı oldu. “En mutlu günüm” dediği bu tarihte Türk askeri, dönemin başbakanı Bülent Ecevit‘in ifadesiyle “savaş için değil, barış için, yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için” Kıbrıs’a girdi. Bu dönemde Rauf Denktaş, “Türkler olmadan cennete bile gitmem” diyerek Türk askerine duyduğu güveni ifade etti. 13 Şubat 1975 tarihinde Kıbrıs Türk Federe Devleti resmen ilan edildi. Ardından gerçekleşen genel seçimde Rauf Denktaş devlet başkanı oldu. 15 Kasım 1983 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu. Böylelikle ilk cumhurbaşkanı Rauf Denktaş oldu. Devam eden her 5 yılda bir gerçekleşen seçimlerden Rauf Denktaş hep başarıyla çıktı. 2005 yılına kadar KKTC Cumhurbaşkanlığı görevini sürdürdü. Bu süreçte Kıbrıs Türkleri için verdiği mücadeleleri her platforma taşımaktan geri durmadı. Katıldığı toplantı ve konferansların yanı sıra yazdığı kitaplar da bu bağlamda önemliydi. 

Kıbrıs Sorununa Adanmış Bir Hayat

Rauf Denktaş hayatı boyunca Kıbrıs sorununun çözümü için mücadele etti. Bu amaçla elindeki tüm fırsatları değerlendirdi. Bir taraftan KKTC’nin Cumhurbaşkanlığını yaparken, bir taraftan da çok sayıda kitaba imza attı. Örneğin Ateşsiz Cehennem, Akritas Planı, Gençlerle Sohbet kitapları bunlardan sadece üçüydü. Bu bağlamda, 2004 yılında BM genel sekreteri Kofi Annan‘ın hazırladığı Annan Planı’na karşı çıktı. Fakat Kıbrıs Türkleri plana destek verince, 2005 yılında gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmadı. Ancak Kıbrıs sorunuyla ilgilenmekten hiç vazgeçmedi. 2012 yılında vefat edinceye kadar Kıbrıs Türklerinin haklarını her platformda savundu. Nitekim Halkın Sesi gazetesinde yazılar yazdı. ART televizyon kanalında Pazartesi günleri Denktaş’ın Gündemi isimli programında güncel sorunlar hakkında görüş ve düşüncelerini kamuoyuyla paylaştı. 8 Ocak 2012 gecesi organ yetmezliği nedeniyle hastaneye kaldırıldı. 13 Ocak günü hayata veda etti. Vefatından önceki son sözleri “Onlara (Rum politikacılarına) söyleyin: Burası bağımsız bir Cumhuriyet’tir!” oldu. 

Tüm okurlarımızın her gününün bir başarı hikayesi ile geçmesini diliyoruz… 

İlgili yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir