Scrikss ve Öğretmen

Hani herkesin bildiği bir şarkı vardır; “Orda bir köy var uzakta, gitmesek de görmesek de…” diye. İşte, o gidilmeyen köylerde geçti çocukluğum. Yirmi, bilemedin yirmi beş ev, belki bir cami ve hemen hemen bütün köylerde aynı şekilde inşa edilmiş bir okul… O köyde doğup büyüyüp belki yine o köyde ölecek insanların hayatlarına dışarıdan gelip girmiş birisinin; öğretmenlerinin okulu. Bana Scrikss kalemleri hatırlatıyor…

İlkokul öğretmenimizi neden hiç unut(a)mayız? 

Günün birinde birisi gelir, hayatınızda asla unutmayacağınız izler bırakır. Bilmediğiniz ne çok şey olduğunu, onunsa ne çok şey bildiğini ve size öğrettiğini görürsünüz. Yaptığı her şey anlamlı, yapmanızı istediği her şey mutlaka yapılması gereken şeylerdir. Öğretmenlerimizin hepsine saygı duysak da ilkokul öğretmenimizin yeri her zaman ayrıdır. Minik gözlerimizin şimdiye kadar gördüğü en akıllı kişi, güvenli evimizdeki anne ve babamızdan sonra kendimize en yakın gördüğümüz kişi o değil midir? 

Tabii, durum benim için biraz daha farklıydı. Uzak olan o köylerdeki öğretmen benim babamdı. Sabah okul zamanı geldiğinde, lojmandan çıkıp binanın bitişiğindeki okula birlikte geçtiğim kişiydi. Süperman gibi, düşünsenize; evde üstüne atlıyorsunuz, oyunlar oynuyorsunuz, kapının önüne çıktığınızda ise öğretmen kostümünü giyip bir süper kahramana dönüşüyor… Çocuk aklı için müthiş bir durum… Evde “baba”, okulda “öğretmenim” diye seslenmek biraz kafa karıştırsa da öğretmenler hakkında hissedilen duyguları iki kat fazla hissettiğim için çok memnunum. 

El yazımızı ona borçluyuz… 

Zamanında çok şikayetçi olsam da şimdi mutlu olduğum bir diğer konu ise babamın ya da öğretmenimin bana okul içinde sevgisini eksik, öfkesini ise iki kat fazla göstermesiydi. Belki diğer çocuklar bana iltimas geçtiğini düşünmesin diye, belki de benim oğlu olduğumu abartmamdı böyle davranmasının sebebi. Ama eğer şu an birazcık empati yeteneğim varsa, bu olaya borçlu olduğumu düşünüyorum… 

Ve el yazımı borçluyum öğretmenime, herkes gibi… Her ne kadar öğrenci olduğum zamanlar şimdiki gibi okuma yazma el yazısıyla (el yazısı iyidir, hoştur, mantıklıdır; çocuğunuz varsa ve zorlanıyorsanız pes etmeyin) öğretilmiyor da olsa öğretmenim tüm sınıfların birleştirilmiş şekilde okuduğu o tek sınıflı minik okulda her gün bir saat güzel yazı dersi yapıp el yazısını öğretmişti. Hatta önünde bayağı vakit geçirdiğim ve sınıfın duvarında alfabenin büyük ve küçük harflerin nasıl yazıldığını, birbirlerine nasıl bağlanacağını gösteren bir afişimsi vardı. Keşke bir tanesini bulabilsem… 

Defter ve dolma kalem sevgimizi de…

Defter ve dolma kalem sevgimi de borçluyum öğretmenime… Babam her akşam, sene başında alıp özenle çizdiği, sabah okula götürüp akşam eve getirdiği siyah deri kaplı plan defterini önüne koyardı. Okul tek bir sınıftan oluşsa da her sınıfın ertesi gün işleyecekleri dersleri, konuları, amaçları yazdığı bir günlük plan defteri… Çarşaf gibi olan yıllık ve aylık planlara ve hazırlanma sürecindeki titizliğe hiç girmiyorum. Yıllar sonra bile o kadar aramama rağmen hâlâ o plan defterleri gibi güzel kareli defterler bulamadım. 

Senelerce ders planlarını hazırladığı iki dolma kalem vardı babama ait. Biri, içindeki kırmızı mürekkeple başlıkları yazdığı bordo; diğeri genelde mavi-siyah mürekkebiyle siyah. O kadar güzel ve erişilmezlerdi ki benim için… Kurşun veya kırmızı kalemime hiç benzemiyorlardı. O bordo rengini o zamanlar etrafımdaki başka hiçbir nesnede göremezken, siyah olanı ise eşsiz gövdesiyle beni büyülüyordu. Özellikle babamın kalemleri temizleyip içine yeniden mürekkep doldurduğu anlar, ayrı bir heyecan yaratırdı bende. Ilık su konmuş çay bardağının içinde kalemlerin içindeki mürekkep kalıntılarının bıraktığı izleri hayranlıkla seyrederdim…

Scrikss Kalemler ve Nostalji

Yıllar yıllar sonra kendime bir dolma kalem almak istediğimde aklıma gelen ilk imge işte bu Scrikss 17‘lerdi… Artık üretilmediğini duyunca üzülmüştüm. Ama ikinci el de olsa bulmak ve kullanmak oldukça keyifliydi. Şimdi bile o kadar kalem arasında zaman zaman elim bu kalemlere gider. Ve kimi zaman hüzünle, kimi zaman da mutlulukla kullanırım bu kalemleri. 

Scrikss 17, aslında Parker 51‘in yerli versiyonu diyebiliriz. Şekil olarak oldukça benziyorlar. Gizli piston, mürekkep haznesini gösteren pencerecikleri, gizli ucu ve lake gövdesiyle bence “yerli malı” olarak yaptığımız nadir güzel ürünlerden. Uçlarda kalınlık ayrımına gidilmemiş olsa da F’den B’ye kadar farklılık gösteren çeşitlerini bulmak mümkün. Renk olarak ise bordo, siyah, mavi ve yeşili mevcut. Evet, her rengini aldım… Evet, her renkten üçer beşer aldım… Evet, nostaljiyi seviyorum… 

Herkese nostalji tadında güzel günler dilerim. 

Kalem Gurmesi… 

İlgili yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir