Steve Jobs’ın Başarı Hikayesi

Teknoloji ve girişimcilik alanında en önemli ilham kaynaklarından biri olan Steve Jobs, birbirinden önemli başarılarıyla büyük izler bıraktı. Hayatı ve çalışmaları pek çok kitaba ve makaleye konu olan Steve Jobs, bir ürünün başarılı olabilmesi için yalnızca kaliteli olmasının yeterli olmadığını, aynı zamanda pazarlama yöntemlerinin de başarılı olması gerektiğine inandı. Kurucusu olduğu Apple bünyesinde geliştirilen ve lansmanını bizzat yaptığı iPod, iPhone, iPad gibi ürünlerle yalnızca teknoloji alanında değil, aynı zamanda pazarlama alanında da çok önemli başarılara imza atan Steve Jobs, işine gösterdiği özen ve yaratıcılık konusunda sergilediği cesaretle de ilham kaynağı olmayı başardı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Steve Jobs‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. 

Steve Jobs kimdir?

Steve Jobs olarak bilinen Steven Paul Jobs , 24 Şubat 1955 tarihinde ABD’nin California eyaletine bağlı San Francisco’da dünyaya geldi. Biyolojik babası Abdulfattah Jandali, biyolojik annesi Joanne Schieble‘dı. Abdulfattah ile Joanne henüz 23 yaşındaydı ve evlenmeye hazır değillerdi. Üstelik Joanne‘ın ailesi Abdulfattah ile evlenmesine karşı çıkmıştı. Bu nedenle küçük Steve, doğumundan 1 hafta sonra Paul ve Clara Jobs çiftine evlatlık olarak verildi. Joanne Schieble aslında çocuğunun üniversite mezunu bir aileye evlatlık verilmesini istiyordu. Fakat seçilen çiftin kız evlat istemesi üzerine Paul-Clara Jobs çiftine evlatlık verilmesi sağlandı. Çocuğunun liseden terk bir adam ile kitapçılık yapan bir kadına evlatlık verilmesine başlangıçta karşı çıkan Joanne Schieble, küçük Steve‘ın üniversitede okutulması şartıyla evlatlık verilmesine rıza gösterdi. 

Evlatlık verildiğini küçük yaşlardan itibaren bilen Steve Jobs, “terk edilmek” ile “özel olmak” arasındaki çelişkiyi her zaman benliğinde taşıdı. Biyolojik ailesi tarafından terk edilmiş olmasına karşın resmi ailesi tarafından seçilmiş olmak, ona özel bir insan olduğunu hissettirdi. Steve 2 yaşındayken ailesi Patty isimli bir kız evlat edindi ve Mountain View’a taşındılar. Yeni evlerinde Paul Jobs, boş zamanlarında garajda mekanik işleriyle ilgileniyor ve Steve‘e mekanik sevgisi aşılıyordu. Paul Jobs‘ın elinin hemen her işe yatkın olması ve dilediği şeyi üretebilmesi, Steve Jobs üzerinde büyük bir hayranlık yaratmıştı. Küçük yaşlardan itibaren garajda babasının işlerine yardımcı olan Steve Jobs, mekaniğe ve üretime olan sevgisini babasından kazandığını ileride sıkça ifade edecekti. Mekaniğin ardından Steve Jobs‘ı elektronikle tanıştıran da yine babası oldu. Hafta sonları babasıyla birlikte hurdalığa gidip elektronik parçaları aramak ve bunları tamir etmek, Steve Jobs‘ın en çok keyif aldığı aktiviteler haline gelmişti.

Steve Jobs’ın Eğitim Hayatı

Zeki bir çocuk olan Steve Jobs, okula başlamadan önce annesinden okuma öğrenmişti. Fakat bu durum, öğrenciliğinin ilk yıllarında bazı sorunlar yaşamasına da yol açtı. Derslerde canı sıkılan küçük Steve, otoriteyi reddetmeye karşı doğal bir eğilim içindeydi. Derslerde arkadaşlarına yaptığı “eşek şakaları” otoriteyle sorunlar yaşamasına neden oldu. Cezalı olarak eve yollandıkça bu durum onu okul hayatından uzaklaştırdı. Paul Jobs ise dersler ilgisini çekmiyorsa bunun Steve‘ın değil, okul yönetiminin sorunu olduğunu düşünüyor, çocuğuna her zaman arka çıkıyordu. Eğitim hayatının sonraki evrelerinde Steve Jobs, birçok okul değiştirdi ve bu durum onu uzun süreli arkadaşlık ilişkilerinden kopardı. Bu süreçte Paul Jobs, Santa Clara yakınlarında lazer cihazları üreten bir şirkette çalışmaya başlamıştı. Mühendisler tarafından geliştirilen ürünlerin imalatını gerçekleştiren babasının işine gösterdiği özen ve ürünlerin kusursuzluğu, Steve Jobs‘ı ciddi ölçüde etkilemişti. 

Cupertino High School‘a devam ettiği sırada Steve Jobs, okul saatleri dışında Palo Alto’da bulunan Hewlett-Packard merkezindeki derslere katılıyor, elektronik alanında kendisini geliştirmek istiyordu. Burada tanıştığı Steve Wozniak da kendisi gibi elektronik alanına büyük ilgi duyuyor, elektronik devre tasarımları gerçekleştiriyordu. Kendisinden 5 yaş büyük olan Steve Wozniak‘la çok güçlü bir arkadaşlık kuran Steve Jobs, liseyi bitirdikten sonra Portland’daki Reed College‘a kabul edildi. Steve Jobs‘ın üniversitede okutulması, aynı zamanda da evlatlık alınması sırasında şart koşulmuştu. Fakat Reed College‘da yalnızca 1 yıl okuyabildi. Üniversite eğitimini yaratıcı ve sanatsal bulmayan Steve Jobs, içindeki elektronik sevgisi ve yaratıcılık tutkusunu açığa çıkaracak farklı bir işle uğraşmak istiyordu. Reed College‘da aldığı dersler içinde en çok sevdiği ise içindeki yaratıcılığı açığa çıkarmasını sağlayan kaligrafi dersleriydi. 

Steve Jobs’ın İş Deneyimi

1974 yılında Steve Jobs, California’ya geri döndü ve Steve Wozniak‘la birlikte Homebrew Computer Club toplantılarına katılmaya başladı. Elektronik alanına merak duyan insanlar arasında dönemin en popüler etkinliklerinden biri, evde kendi imkanlarını kullanarak bilgisayar yapmaktı. Steve Wozniak‘la birlikte bu dönemde bilgisayar devreleri ve transistörler hakkında çok önemli çalışmalar gerçekleştirdi. Steve Jobs‘ın Reed yıllarında merak sardığı bir diğer konu da Zen Budizmi’ydi. İnsan varlığına ve hayatın anlamına ilişkin farklı görüşler içeren bu akım, Steve Jobs‘ı büyük ölçüde etkilemişti. Hayatın minimalize edilmesi ve temel ihtiyaçların sınırlandırılması gibi konularda Zen Budizmi’nden etkilenen Steve Jobs, bu akımı yerinde görmek için Hindistan’a gitmek istiyordu. Para biriktirmek için bir süre, oyun ve donanım şirketi Atari‘de çalıştı. Geziden başı tıraşlı ve geleneksel Hint giysileri içinde dönen Steve Jobs, Atari‘de çalışmalarını sürdürdü. Devre kartları alanında Steve Wozniak‘la birlikte yaptığı çalışmalar Apple‘ın temellerini attı. 

Steve Jobs ve Apple

1976 yılında Steve Jobs, Steve Wozniak‘la birlikte aralarına Ronald Wayne‘i de alarak Apple‘ı kurdu. Şirkete niçin Apple ismi verildiğine dair bugüne kadar pek çok teori üretilmişse de gerçek neden aslında çok basitti. O dönemde Steve Jobs, belirli birtakım diyetlerden oluşan beslenme programları uyguluyordu. Şirketin kurulduğu sırada elma diyeti uygulamakta olduğundan, şirketin ismini Apple Computer olarak koydular. Apple sözcüğü, hem computer sözcüğünü yumuşatıyor ve daha dostane bir çağrışım yapıyordu, hem de o güne kadar denenmemiş bir yaklaşımı ifade ediyordu. İsim olarak herhangi bir uydurma sözcük veya klişe kalıplar kullanmak yerine bu ismin seçilmesi, sadeliğin yanı sıra insanı düşünmeye teşvik ediyordu. Şirkette hisselerin dağılımı ise yüzde 45 Steve Jobs, yüzde 45 Steve Wozniak, yüzde 10 Ronald Wayne şeklindeydi. Şirketin elektrik mühendisliği bölümünün başkanlığını Steve Wozniak üstlenirken, pazarlama bölümünün başkanlığını Steve Jobs üstlendi. 

Homebrew Computer Club toplantılarında edindikleri bilgiler ve Steve Wozniak‘ın HP‘de kazandığı deneyimler sayesinde Apple, ilk ürünü Apple I‘i üretmeyi başardı. Bu ürünlerin en önemli özelliği, klavyesinin oldukça sade ve kullanımının kolay olmasıydı. Aynı zamanda da işlemcisi ucuzdu ve bu sayede maliyet avantajı sağlıyordu. Apple I‘in üretimi garajda yapılıyor olsa da gördüğü ilgi yüksekti. Çünkü kullanımı kolay, performansı dönemin şartlarına göre yüksekti. Ancak, ürünün fiyatı da yüksekti. Apple I için seçilen fiyat 666,66 dolardı. Fiyatın bu şekilde belirlenmesi, yaptığı çağrışım sayesinde ürüne ilgiyi arttırmıştı. 1976 yılında düzenlenen Personal Computing Festival‘da kullanıcıların beğenisine sunulan bu ürün, Apple isminin duyulmasını sağladı. Aynı zamanda da ürünü geliştirme ve Apple II‘yi piyasaya sunmaya dönük çalışmalara hız kazandırdı. 

Bilgisayar Teknolojilerinde Apple

Apple I‘e oranla Apple II, bilgisayar teknolojileri alanında çok önemli yeniliklere sahipti. Her şeyden önce, Apple I‘in aksine “toplama” parçalara sahip değil, kendisine ait bilgisayar devreleri, transformatör ve diğer bileşenlere sahipti. Apple I, daha çok evinin garajında elektronik devrelerle ilgili çalışmalar yapmayı seven kullanıcılara hitap ediyordu. Apple II ise profesyonel kullanım için uygun özelliklere sahipti. Apple II tasarımının paket haline getirilip seri üretime geçilebilmesi ise çok büyük bir sermaye desteğini gerekli kılmıştı. Yatırımcı olarak şirkete katılan ve yüzde 26 hisse sahibi olan Mike Markkula, bu sermaye desteğini sağladı. 1978 yılında San Francisco’da düzenlenen West Coast Computer fuarında kullanıcıların beğenisine sunulan Apple II, kullanıcılardan yoğun ilgi gördü. Apple artık kitlesel pazara açılmış ve toplu siparişler almaya başlamıştı. 

Sonraki 16 yıl boyunca Steve Jobs ve ekibi, Apple II‘nin farklı modellerini geliştirerek kullanıcıların beğenisine sundu. Bu çalışmalar Apple tarihinin yanı sıra kişisel bilgisayarlar tarihinde de çok önemli sonuçları beraberinde getirdi. Bilgisayar teknolojilerinin geliştirilmesini ve bilgisayar endüstrisinin kurulmasını sağlayan bu çalışmalar, aynı zamanda da kullanıcı deneyimlerini iyileştirme esasına dayalı yeni bir zihniyet dönüşümünü ifade ediyordu. Devre kartlarının güç kaynağından kasaya dek tek bir paket içinde entegre edilmesi, kullanım sırasında karşılaşılan pek çok sorunu ortadan kaldırmıştı. Bilgisayarın bellek ve işlemcisinin geliştirilmesi, hızlandırılması, bilgisayarda yapılan işlemlerin arttırılması gibi çalışmaların arka planında, kullanıcı deneyimlerini iyileştirme ilkesi vardı. Bu ilke sayesinde Steve Jobs ve Apple, kullanıcıların kendilerini özel hissetmesini sağlıyor, aynı zamanda da ciro anlamında büyük başarılara imza atıyordu. 

Macintosh ve Grafik Arayüz

Macintosh projesi 1979 yılında Jef Raskin öncülüğünde başlatıldı. Projenin ismi başlangıçta, bir elma çeşidi olan McIntosh şeklinde konulmuştu. Fakat aynı isimde bir ses sistemleri üreticisinin olmasından dolayı ismin yazış stili değiştirilerek Macintosh benimsendi. Jef Raskin aslında, ekranı ve klavyesiyle basit bir ev bilgisayarı tasarlamak istemişti. Daha önce Apple II‘de karşılaşılan bazı sorunları başarılı şekilde çözen Jef Raskin, insanların komut yazarak değil, basit bir arayüzle bilgisayarı daha kolay şekilde kullanabileceklerini düşünüyordu. Apple II‘den sonra lansmanı yapılan Apple III, DOS komut sistemini kullandığı için kullanıcılara farklı bir deneyim sunamamıştı. Oysa grafik arayüze sahip yeni bir komut sistemiyle bilgisayar teknolojilerinde yepyeni bir sayfa açılabilirdi. Bu konudaki en önemli ilham kaynakları ise Xerox Alto‘ydu. Bireysel kullanıcılar için uygun olmayan bu ürünlerin geliştirilmesi Apple için yeni fırsatları beraberinde getirebilirdi. 

Apple’dan Kopuş ve NeXT Computer

1980’li yılların ikinci yarısı, Steve Jobs ve Apple tarihinde oldukça sancılı geçen yıllardı. Macintosh satışları başlangıçta iyi gitse de 1984 yılından itibaren düşmeye başladı. Ve bu durum, şirketin CEO’su John Sculley ile arasının açılmasına yol açtı. Şirkette çoğunluk hissesi bulunmayan Steve Jobs, yönetim kurulu kararıyla Macintosh projesinden uzaklaştırıldı ve yalnız bırakıldı. 1985 yılında Apple‘la yollarını ayıran Steve Jobs, NeXT Computer isimli yeni bir bilgisayar şirketi kurdu. Şirket bünyesinde yalnızca kişisel bilgisayarlar değil, aynı zamanda iş istasyonları, tasarım ve ileri bilgisayar teknolojileri alanında da çalışmalar gerçekleştirildi. Aynı zamanda da IBM‘le işbirliğine gidildi. Bill Gates ile sağladığı yakın işbirliği, Windows için de faydalı oldu. Steve Jobs‘tan farklı olarak Bill Gates, bilgisayar kodlamasından anlıyor, arayüz geliştirme konusunda Steve Jobs‘ın deneyimlerine değer veriyordu. 

Apple’a Dönüş ve iPod

Steve Jobs‘ın Apple‘a geri dönüşü 1996 yılında gerçekleşti. NeXT Computer şirketi Apple tarafından 429 milyon dolara satın alınırken Steve Jobs, Apple‘ın perde arkasındaki CEO’su oldu. Steve Jobs ile birlikte Apple, devam eden Newton, Cyberdog, OpenDoc gibi projeleri sonlandırdı. NeXT tarafından geliştirilen NextStep yazılımı ise daha sonra geliştirilecek Mac OS X işletim sisteminin temelini oluşturdu. Steve Jobs ile birlikte Apple, iMac serisini geliştirerek kişisel bilgisayar algısını bir kez daha değiştirdi. 2000 yılında Steve Jobs, Apple‘ın resmi CEO’su oldu. Bu dönemde aynı zamanda da müzik piyasasını ciddi ölçüde değiştiren kişisel dijital müzik çalar iPod‘un lansmanı gerçekleştirildi. 2002 yılında Windows ile uyumlu hale getirilen iPod‘lar, müzik severlere dijital ortamda farklı bir deneyim yaşattı. Ertesi yıl faaliyete başlayan iTunes mağazası ise müzik ve film satışlarında yeni bir dönemin habercisiydi. 

Akıllı Telefon Pazarında Apple ve iPhone

Steve Jobs yönetiminde Apple‘ın aldığı en önemli stratejik kararlardan biri de akıllı telefon pazarına girişti. Nitekim bu karar, sıradan bir girişin ötesinde, akıllı telefon pazarında büyük değişimleri beraberinde getirecek çok önemli bir karardı. 2007’de lansmanı yapılan iPhone, 3.5 inçlik dokunmatik ekranıyla cep telefonlarında tuş kullanımını anlamsız hale getirmekteydi. 320 x 480 piksel çözünürlüğe sahip 11.6 mm kalınlıktaki bu ürünlerde iPhone OS işletim sistemi (sonraki ismiyle iOS) kullanılmıştı. 2 MP arka kamerası, 4 GB depolama alanı ve 1400 mAh bataryasıyla bu ürünler, akıllı telefon pazarında yaşanacak gelişmelere ilham kaynağı oldu. iPod‘un ardından iPhone‘un kazandığı başarı sayesinde Steve Jobs, 2009 yılında 5.4 milyar dolar servetiyle Amerika’nın en zengin 43. insanı olmayı başardı. Steve Jobs ayrıca, Apple‘ın gelirlerinin düşük olduğu bir dönemde yılda 1 dolara çalışarak en düşük maaşlı CEO unvanıyla Guinness Rekorlar Kitabı‘na ismini yazdırdı. 

Steve Jobs‘ın sağlık durumu, 2009’dan itibaren kötüleşmeye başladı. Sağlık sorunları nedeniyle Apple‘dan 6 ay izin alan Steve Jobs‘ın yerine işleri Tim Cook devraldı. Haziran ayında karaciğer nakli yapıldı ve durumunun iyi olduğu açıklandı. Ancak sağlık durumu kötüleşmeye devam ediyordu. 2010 yılında iPad‘in lansman toplantısında halinin bitkin oluşu dikkat çekti. Bu süreçte gösterdiği başarılardan dolayı Tim Cook‘a 5 milyon değerinde hisse senedi hediye etti. Günlük işlerini bile yerine getirmekte zorluk çekmeye başlayınca, Ağustos ayında CEO’luktan istifa etti. 5 Ekim 2011 tarihinde ise hayatını kaybetti. Steve Jobs‘ın ardından Apple‘ın CEO’luğuna Tim Cook atandı. 263.4 milyar dolar marka değeriyle Apple, günümüzde de dünyanın en değerli markası olmayı sürdürüyor. 

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz…

İlgili yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir